Beğen - Paylaş

Submit to FacebookSubmit to Twitter

7-İradenin Teslimi

Salâh Makamı - Salihlerden Olmak

 

Allah’ın tövbeyi nasuha davet ettiği kişi salâh makamına yükselmiştir. Allah bu kişilerin,

1-Günahlarını örter. 2-Salâh nuru verir. 3-Örtülen günahlarını sevaba çevirir. 4-İradesini teslim alır. 5-İrşatla görevlendirir. Kişi artık Allah’ın emri ile başkalarını da irşat etmekle görevlendirilmiş. Salihlerden olmuştur.

Bu kişilerin durumları, Maide suresi-69. Ayette Ve kim, Allah'a ve Resûl'e itaat ederse, o takdirde işte onlar, Allah'ın kendilerine ni'met verdiği nebîlerle (peygamberlerle) ve sıddîklerle ve şehitlerle ve salihlerle beraberdirler. Ve işte onlar ne güzel arkadaştır.” İfadesi ile açıklamaktadır.

Allah’ın kendilerine verdiği nimet, Fatiha suresi-7. Ayette açıklanan nimettir. Bu nimet A.İmran-164. Ayette de ifade edilen devrin imamının ruhu’dur. Hidayetçisine tabi olan kişiyi nefs ve iblisin telkinlerinden koruyan bir kalkandır. Ayetimizde Sâlih’lerin  konumları da açıklanmaktadır. İlk sırada Nebiler var. Sonra Sıddîklar, sonra Şehitler ve son sırada da Sâlihler var. Görüldüğü gibi şehitlerin, Sâlihlerden ileri konumda olduğunu anlıyoruz.

Resullerin, Nebilerden üstün olduğunu söyleyenlerin kulakları çınlasın. Bu sıralama Resullerin ismi bile geçmiyor. Gerçekte, Nebi resuller ilk sıradadır. Nebi olmayan veli resuller ise, Sâlihlerin içindedir. Bütün bu güzellikleri yaşamanın başlangıcı Allah ve resulüne itaat etmekle başladığını anlıyoruz.

Allah’a itaat konusunda ihtilaf yoktur. Ancak, günümüzde resule itaat konusu, Peygambere itaat olarak algılanmaktadır. Hâlbuki son Nebi olan Hz. Peygamberimiz on altı asır evvel vefat etmiştir. Günümüzde onun varisi olan Secde suresi-24. Ayette bahsi geçen, “Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık ve sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk'ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.” İmamlar vardır. Denilmektedir.  

Resullere itaat emri, Müminun 44. Ayette de açıklanan bu (Veli Resul) imamlara itaattir. Maalesef bu konu çağımızda iblis tarafından saptırıldığı için yanlış bilinmektedir. Bu sebeple bilinen imanın şartları eksik olmaktadır.

Yeri geldiği için kısaca açıkladığımız bu husustan konumuza dönelim. Salâh makamına ulaşan kişinin zikri, artık tespihe dönüşmüştür. İradesi teslim edildiği için külli irade ile onun tespihi yapıl

maktadır. Bu mübarekler için artık geri dönüş ve hata mümkün değildir. Bu sebeple Allah, Enbiya-7. Ayette, “Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.” Demektedir.

Bu ayette erkek (Rical) kelimesi dikkat çekebilir. Bayanlar da salâha ulaşabiliyorlar. Vekil mürşit olabiliyorlar. Ancak, asaleten irşatla görevlendirilmenin sadece erkeklere yapıldığını anlıyoruz. Hz. Peygamberimizin şerefli sahabesinin hepsinin irşat ile görevlendirildiği Tevbe-100. ayette açıklanmaktadır.

Tevbe-100.ayette, “O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.” Buyurulmaktadır.

Ayette görüldüğü gibi sahabeye hayırlarda yarışanlar deniliyor.  Bir kısmı değil hepsi irşatla görevlendirilmiş. Onlar Allah’tan razı olmuşlar. Allah da, onlardan razı olmuş. “İşte bu en büyük mükafattır.” İfadesine dikkatinizi çekerim. İrşat ile görevlendirilmek. İrşat vazifesi yapmak. Çok önemlidir. Çünkü Maide-35. Ayette açıklandığı üzere, bir başkasının hidayetine vesiyle oluyorsunuz. Onun manevi kazancından istifade diyorsunuz. Bu sebeple Allah onlara “Hayrın sahipleri” diyor.

İrade teslimi, hakka Tükâtihi (Bihakkın Takva)’nin işaretini taşır. Bu husus, A.İmran-102. Ayette, “Ey âmenû olanlar, Allah'a karşı “O'nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah'a) teslim olmadan ölmeyin!” ifadesi ile açıklanmaktadır. İrade teslimini başaranların bazı özellikleri de, A.İmran-104. Ayette verilmektedir.” Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.” Maruf ile emredip, münkerden kaçındıranlar, iradesini teslim eden Allah dostlarıdır.

Bu manevi makamın ötesi de var mıdır?  Diye soranlar için söyleyelim. Bunların ötesinde kavim resulleri ve devrin imamı vardır. Ancak, bunlar özel seçilmişlerdir. Hiç kimse o makamlara kendi gayreti ile ulaşması mümkün değildir. Meryem suresi-87. Ayette, “Ve onların babalarından, zürriyetlerinden (nesillerinden) ve kardeşlerinden onları seçtik. Ve onları Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ruhu ulaştıran yola) hidayet ettik (ulaştırdık).” Buyurulmaktadır.

Onlar özel seçilmiş kişilerdir. Yüce rabbimizin bu fakiri ve dileyen herkesi onların yolundan ayırmasın. Bu şerefli makamlara ulaşamasak bile, hiç değilse o yoldan (Düşüp, sapıtmadan)  emanetini teslim edebilmeyi nasip etmesini dileyerek konumuzu tamamlamak istiyorum. İns. aro.

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir..                                                Lütfi TÜMTÜRK

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile