Beğen - Paylaş

Submit to FacebookSubmit to Twitter

5-Nefsin Teslimi

(Ulül elbab olmak)

 

Nefsin teslimi için afetlerinden %100 arınması lazımdır. Maide-105. Ayette, “Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir. (nefsinizin sorumluluğu üzerinize borçtur). Siz hidayette iseniz, dalâletteki bir kimse size bir zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman yapmış olduğunuz şeyleri size haber verecek.” Denilmektedir. Nefislerimizin sorumluluğu ifadesi ile afetlerinden arınması (nefs tezkiyesi) anlatılmaktadır. Bu nasıl yapılacaktır.

Nur-21.Ayet’te, “Ve eğer Allah'ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem'î'dir (en iyi işitendir) Alîm'dir (en iyi bilendir).” Buyurulmaktadır. Allah katından gelen rahmet ve fazıl nurları Nefsimizi tezkiye ediyor. Oradaki karanlık (Afetler) kapı dışarı edilip, Allah’ın nurları dolduruluyor. Bu nur oranı %51 olduğunda nefs tezkiye olmuş, nurlar karanlıklardan fazla olmuştur. Bu sebeple ruh Allah’a teslim olmuştur.

Ancak, nefsin teslimi için nur oranı %100 olmalıdır. O zaman nefs tamamen arınmış. Bünyesinde hiç afet kalmamıştır. Yani, nefsimiz de ruhumuz gibi artık Allah’ın tüm emir ve yasaklarına itiraz etmemektedir. Âşık Yunus bu hususu, “Uslu değil delidir. Halka salusluk satan. Nefsin Müslüman etsin. Var ise kerameti.” dörtlüğü ile anlatmak istemiştir.

Nefsin afetlerinden tamamen arınması sürekli-daimi zikirle mümkündür. Bu husus da, A.İmran-191. Ayette, “Onlar (ulûl elbab, lüblerin, Allah'ın sır hazinelerinin sahipleri), ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken (daima) Allah'ı zikrederler. Ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): "Ey Rabbimiz! Sen bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Sen Subhan'sın, artık bizi ateşin azabından koru.” İfadesi ile açıklanmaktadır.  Görüldüğü gibi, otururken, ayakta ve yan üstü yatarken hep Allah’a zikredenlere (Sır hazinelerinin sahipleri manasına) ulül elbab denilmektedir.

Daimi zikre ulaşmak öyle kolay bir olgu değildir. Bunu ancak vechini teslim eden kişiler ulaşabilir. Onların zikir süresi 18 saati aştığı için, biraz daha gayret ve Allah’ın yardımı ile daimi zikre ulaşabilirler. Hz. Peygamberimizin mübarek arkadaşları olan, tüm sahabenin daimi zikre ulaşıp ulül elbab oldukları, Hucurat suresi-7. Ayette açıklanmaktadır. Bu sebeple Hz. Peygamberimiz bir hadislerinde, “Benim sahabem göklerdeki yıldızlar gibidir.”. Buyurmuşlardır.    

Sürekli zikir etmek mümkün müdür ? Diyen okuyucularımız için bir ayeti daha inceleyelim. Nisa-103. Ayet, “Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkânıyla kılın.” Görüldüğü gibi Allah’ı sürekli zikir etmek mümkündür. Ancak bu zikir, hafi (iç sesimiz ile yapılan) gizli zikirdir.

İslam’da  zikir, yani zikrullah (Allah’ı zikretmek) çok önemli bir araçtır. Rad-28. Ayette, “Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur.” Denilmektedir. Yukarıdaki Nisa-103. Ayette görüldüğü gibi, Otururken, ayakta ve yan üstü yatarken hep zikir emri vardır. Bu ayetten daimi zikrin farz olduğunu anlıyoruz. Nefsin teslimi için de daimi zikir zorunludur.

Allah yolunda ilerleyen salik, bu aşamaya geldiğinde nefsi de Allah’a teslim olmuştur. Artık nefsi de Ruh gibi, Allah’ın tüm emir ve yasaklarına riayet edilmesini talep etmektedir. Allahû Tealâ, nefsinde hiçbir afet kalmayan bu kullarının kalp gözü ve kulaklarını açmaktadır. Bu mübarekler artık fizik ötesini de görmektedir. Zemin kat (zahiri âlem) bütün sırlarına vakıf olmaktadır. Araf-201. Ayette, “Muhakkak ki; takva sahibi kimseler şeytandan onlara gözü bürüyen bir vesvese dokunduğu zaman (Allah'ı) tezekkür ederler (Allah'la tezekkür ederler). İşte o zaman onlar, basar edenlerdir (kalp gözlerinin basar hassası ile görürler.” Denilmektedir.

Nefsini teslim edip Ulül elbab makamına ulaşan mübarek kişilerin özelliklerini tekrar eldim. 1-Daimi zikir sahipleridir. 2-Bu sebeple kalplerinde afet kalmamıştır. 3-Kalp gözü ve kulakları açılmıştır. 4-Zemin kat sırlarına vakıf olmuşlardır. Bu özellikleri sebebi ile, 5-Ehli tezekkürdür. Kur’ânın ruhuna girebilir. Müteşabih ayetleri açıklayabilirler. 6- Ehli hayırdır. Sürekli zikir yaptığı için, sürekli hayır kazanmaktadır. 7-Ehli hikmet ve ehli hüküm sahibidirler.  Bu kişilerin kalpleri yedi kademede müzeyyen olmuştur.

Allahû Tealâ, daimi zikre ulaşan kulunu daha fazla yardım ederek hemen ihlâsa ulaştıracaktır. İhlâsa ulaşan kişilerin özelliklerini ayrı bir yazımızda açıklamak üzere Nefs teslimi konumuzu burada tamamlayalım. İns.aro

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.                                                             Lütfi TÜMTÜRK

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile