Beğen - Paylaş

Submit to FacebookSubmit to Twitter

4-Vechin (Fizik Vücut)  Teslimi

(Muhsinlerden Olmak)

Fizik vücut teslimi farz mıdır? Bu hususu kesinliğe kavuşturalım. Sonra ayrıntısına girelim. Bu konuda birçok ayet vardır.  Bunlardan birkaç tanesini görelim. Bakara-112, Hayır, (öyle değil), kim vechini (fizik vücudunu) Allah'a teslim ederse, o muhsin olur. Artık Rabbinin katında onun ecri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.” Denilmektedir. Bir konu kur’ânı kerimde varsa, o farzdır. Bir ayet daha inceleyelim. Lokman-22. Ayet “Ve kim muhsin olarak vechini Allah'a teslim ederse, o takdirde sağlam bir kulba tutunmuş olur.” Ayette görüldüğü gibi Allah, onlara “Muhsin” diyor.

Nisa-125. Ayette de, “Ve hanif olarak Hz. İbrâhîm'in dînine tâbî olmuş ve vechini (fizik vücudunu) Allah'a teslim ederek muhsin olan kimseden, dînen daha ahsen kim vardır.” Buyurulmaktadır. Allah Muhsinlere “ahsen (En güzel)” sıfatını vermektedir. Tasavvufta fizik vücut teslimi çok önemli bir dik yokuştur. Bu yokuşu aşabilenlere artık gök kapıları açılmaktadır. Şimdi de bu teslimin nasıl başarılacağını inceleyelim.

Allahû Tealâ kendisine yönelen kulunun  ruhu’nu kendisine ulaştırıyor.  Ankebut suresi-5. Ayette verdiği sözü yerine getiriyor. Bu fizik teslimdir. Yani ruh sırat-ı müstakim’ı aşarak fizik olarak Allah’a ulaşıp, Allah’ta  ifna olmuştur. İlk teslim yerine getirilmiştir. Allahû Tealâ, çok sevdiği kulunun fizik vücudunu da kendisine teslim edilmesini istiyor. Bu teslim,  fizik değil (askerin komutanına teslim olması gibi) imaj teslimdir. Bu teslim, kulun Allah’ın tüm emir ve yasaklarına uyması şeklinde olmaktadır.

Ancak ikinci teslimin yerine getirilmesinde önemli bir fark vardır. İlk teslim Allah’ın yardım sözü ile başarılmıştır. Bu aşamadan sonra, Allah kulunu kendi gayreti (tevekkülü) ile baş başa bırakıyor. Kişi fizik vücudunu da teslim etmek için ferdi gayretini artırmak mecburiyetindedir. Ancak o zaman Allah’ın yardımını alabilir. Böyle bir iştiyak içinde olmayan kişi, ilk teslim aşamasında kalır. Fakat bu aşamada da, zikrini artırma azmi içinde olması lazımdır. Aksi halde (Zikrini azaltırsa) tekrar başa dönme tehlikesi vardır. Araf-56. Ayet, “Islâh olduktan sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Allah'a korkarak ve umutla yalvarın. Şüphesiz ki Allah'ın rahmeti muhsinlere yakındır.”

Hidayet çağının nimeti olarak günümüzde, üç saatlik zikirle kişi ruhunu teslim edebiliyor. Fizik vücut teslimi için, bu zikrin, en az altı kat artırması gerekiyor. Bu sebeple Allah fizik vücut teslimi için “dik yokuş” ifadesini kullanmaktadır. Beled-10-11-12-13. Ayetler, “ Ve onu iki yola (gayy yolu ve hidayet yolu) ulaştırırız. Fakat o akabeyi (sarp yokuşu) aşmadı. Ve akabenin ne olduğunu sana bildiren nedir? (Akabeyi aşmak) kölenin azadıdır.” Denilmektedir.

Ayette, fizik vücudun hidayetinden bahsedilmektedir. Kölenin azadı Fizik vücudun teslimidir. Fizik vücudumuz köle durumundadır. Allah’a teslim olduğunda özgürlüğüne kavuşacaktır. Allah dostları en büyük özgürlük, iradenin Allah’a teslimidir. Diyor. Bu aşamaya kavuşabilmenin ön şartı fizik vücudun teslimidir. Fizik vücut tesliminde nefsin kalbindeki nur oranı %80’i aşmıştır. Bu aşamadan sonra Allah’ın yardımı artacaktır. Bu sebeple fizik vücut teslimi çok önemlidir.

Allah yolunda ilerleyen salik, fizik vücut teslimi için gerekli gayret ve iştiyak göstermesi halinde Allah’ın yardımı ile zikrini altı kat artıracaktır. Allah’ın yardımı ile zikir miktarı 18 saatin ötesine çıkarıldığında fizik vücut teslim olmuştur.  Kişi artık Allah’ın emir ve yasaklarına  %100 uymaktadır. Beled suresi-13-14-15. Ayetlerde ifade edildiği gibi, artık zekâtın da ötesinde fedakârlıklarda bulunmaktadır. Özellikle Beled-17. Ayette, Akabeyi aşmak, “Sonra âmenû olanlardan (Allah'a ulaşmayı dileyenlerden) ve sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.” Denilmektedir.

Fizik vücut teslimi bir fantezi, dinde aşırıya gitme değildir.  Hz. Peygamberimiz ve tüm evliyalar fizik vücutlarını teslim etmenin ötesinde nefislerini ve iradelerini de Allah’a teslim etmişlerdir. A.İmran suresi-20. Ayette, Hz. Peygamberimiz, “Ben ve bana tabi olanlar, vechimizi Allah’a teslim ettik.” Demektedir. Hz. Peygamberimizin uygulamaları müminlere emirdir. Bakara-195. Ayette “Ve (mallarınızı) Allah yolunda infak edin (başkalarına verin)! Ve de kendi elinizle (kendinizi) tehlikeye atmayın! Ve ahsen olun! Muhakkak ki Allah, muhsinleri sever.” Ahsen olun ifadesi ile fizik vücut tesliminin farz olduğunu anlıyoruz.

Allah’a inanan kişiler için, inanç dünyasında iki eşik vardır. Bunun ilki, kendisine tebliğ ulaştığında, konuyu değerlendirip Allah’a ulaşmayı dilemek, diğeri, dik yokuş olan fizik vücut Teslimi’dir. Allah bu eşikleri aşan kullarına yoğun yardımını ulaştırmaktadır. Bu manevi yolda, Allah’ın yardımı olmadan kimse bir yerlere ulaşamaz. A.İmran-148. Ayet, “Böylece Allah, onlara dünya sevabını ve ahiret sevabının en güzelini verdi. Ve Allah, muhsinleri sever.” İfadesi ile açıklandığı gibi, Allah, kendisine yönelen kullarına yardımını artırmaktadır.

O zaman bize düşen Allah’a yönelmek, ona ulaşmayı dilemektir. Sonra, Allah Dünya ve ahiret mutluluğunu kullarına bedavadan yaşatmaktadır. Allah’a devreden çıkararak dünyada mutluluk mümkün değildir. Çağımızda insanlar bir kaos, kargaşa içinde ise, Allah terk edildiğindendir. Basit bir dilek ile mutluluğu yaşamak mümkündür. İşte amacımız insanlara bu basit kolaylık ve güzelliği duyurmak. İnsanlarımızın mutluluğuna katkıda bulunmaktır.


Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.                                                        Lütfi TÜMTÜRK

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile