Beğen - Paylaş

Submit to FacebookSubmit to Twitter

2-Mürşit (Hidayetçi)’ye Tabiiyet

 

İslam’da teslimiyetlerin yaşabilmesi için irşat makamına tabiiyet farzdır. Allahû Tealâ bu hususu birçok ayette bildiriyor. Tek ayet verelim. Bakara suresi-38. Ayet, “Biz dedik ki: “Hepiniz oradan (aşağıya) inin. Benden size mutlaka hidayet gelecektir. O zaman kim hidayetime tâbî olursa, artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.” Buyurmaktadır. Allah, nebiler zamanında, nebi resullerini, onların olmadığı zamanlarda da veli resullerini veya mürşitleri görevlendiriyor. Biz de onlara bulup, onların rehberliğinde teslimleri yaşıyoruz.

Bu rehberleri nasıl bulacağız. Sorusunun cevabını kur’ânda arıyoruz. Maide-35. Ayette, “Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na ulaştıracak vesileyi isteyin.” Denilmektedir. Ayetteki vesiyle, hidayetçi mürşittir. Kimden isteyeceğiz? Bu husus da, Nahl-9. Ayette, “Sebillerin tayin ve tespiti Allah’a aittir.” ifadesi ile açıklanmaktadır. Görüldüğü gibi irşat makamını bizzat Allah tespit ediyor.

Çağımızda, Allah ile kul arasına kimse giremez denilmektedir. Bu iddia şeytanın saptırmasıdır. Yukarıda görüldüğü gibi tabiiyet esastır. Tüm nebilerin mürşidi Cebrail AS. dır. Tüm evliyaların bir rehberi olmuştur. Cihan Sultanı Yavuz Sultan Selim’in bu konuda “Padişah-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş. Bir veliye bende olmak hepsinden evlâ imiş.” Mısrası çok şöhretlidir.

Aşık Yunus da, “Niceler mürşit arayı, Arayanlar buldu devayı, Bin kez okur isen aktan karayı, Bir kâmil mürşide varmasan olmaz.” Şiiri ile anlatmak istediği husus budur. Güzel Anadolu muzun her yerinde bu mübareklerin kabirleri vardır. İnsanlarımız buralarda adaklar yaparak, o mübareklerin yüzü suyu hürmetine talepte bulunurlar.

Tamam, doğrudur ama o eskiden idi. Bu gün bu evliyalar yoktur diyemeyiz. Allahû Tealâ, Müminun-44. Ayette, “Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü'min olmayan kavim (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun.” Buyurmaktadır. Yetmez Maide suresi-19. Ayette, “Nebiler arası fetret devrinde bize resul gelmedi dememeniz için resulümüz gelmiştir.” Denilmektedir.

Hâlâ Allah ile kul arasına kimse giremez. Demek ayetleri inkâr etmektir. Onlara bir sözümüz yoktur. Biz inananlara hitap ediyoruz. İnananlar kandil veya Cuma akşamı hacet namazı kılarak Allah’tan irşat makamını soracaklar. Bu taleplerinde samimi olmaları halinde Allah onlara hidayetçilerini gösterecektir.

İrşat makamı veya aynı dergâha bağlı olan kişilerin gösterilmesi halinde, gidip yetkiliden tövbe alınacaktır. O zaman Furkan 70. Ayet gereğince günahlarımız sevaba çevrilecek, İbadetlerimizden sonsuz zevk alınmaya başlanacak, çevremizdeki tüm şartların optimum olduğunu görüp mutluluğumuz artacaktır.

İslam mutluluktur. Müslüman, elinden dilinden kimsenin zarar göremediği kişidir. Tabiiyetle biz de bu güzellikleri yaşamaya başlayacağız. Rabbimize sonsuz sayıda hamd ve şükredeceğiz. Tabiiyet olmadan nefs tezkiyesi ve ruhun teslimi mümkün değildir.

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.                                                          Lütfi TÜMTÜRK

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile