Kur’ân’a Uymayan Zanlarımız.

Cehennemden Çıkış Yok.

İslam toplumlarında yerleşmiş, öyle kesin önyargılar var ki, bunun yanlış olduğunu kimseye inandıramazsınız. İyi anlaşılması için bir kaç örnek verelim. Meselâ, “Allah ile kullar arasına kimse giremez.” Deniliyor. Allah, kulu ile kendisi arasına nebilerini, resullerini koyuyor. Bunu bir ayet ile anlatalım.

4/NİSÂ-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi), ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfere lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ (rahîmen).

“Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah'ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah'tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah'ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl'ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.”

 

Yukarıdaki ayette, Allah mağfiret talep eden kullar için, resullerin de aynı talepte bulunmasını istiyor. Ancak o zaman ikisinin de kabul edileceğini bildiriyor. Bunun gibi daha pek çok yanlış kanaatler var. İslam’da bunlara bidat deniliyor. İnşallah bir gün bu konuyu ele alıp, ayrıntılı olarak okuyucularımız ile tezekkür etmek istiyorum. Bu gün “Müminler cehennemde bir miktar cezalarını çektikten sonra Cennete gidecekler.” Yanlış inancını irdeleyelim. Akademik kariyeri olan âlimler ile din görevlilerimizin büyük bir çoğunluğu bu görüşte israr ediyor. Onların bu görüşlerine mesnet ettikleri bir ayeti okuyucularımızla paylaşalım.

40/MU'MİN-40: Men amile seyyieten fe lâ yuczâ illâ mislehâ, ve men amile sâlihan min zekerin ev unsâ ve huve mu'minun fe ulâike yedhulûnel cennete yurzekûne fîhâ bi gayri hisâb (hisâbin).

“Kim seyyiat (şer, derecat düşürücü ameller) işlerse mislinden daha fazla cezalandırılmaz. Kadınlardan veya erkeklerden kim amilüssalihat (nefsi ıslâh edici ameller, nefs tezkiyesi) yaparsa işte onlar, (îmânı artan) mü'minlerdir. Onlar, cennete konulacak ve hesapsız rızıklandırılacaktır.

Yukarıdaki ayette, Cennette rızıklandırılacak kulların özellikleri veriliyor. İlk özellik Salih amel denilen (Nefis tezkiyesi) yapılmasıdır. İkinci özelik olarak, nefis tezkiyesini yapanlara Allah, Mü’min diyor. Din görevlilerimiz de bu mümin kavramına takılıyor. İslam ülkesinde yaşayan, kendisini Müslüman kabul eden herkesin mümin olduğu varsayımından hareketle, insanların cezalarını çektikten sonra Cennete gidecekleri kabul ediliyor. Gerçekten Allah’a ve onun nebi ve resullerine inananlar mümindir. Ancak, bazı insanlar müminim diyor. Fakat Allah’ın emirlerini yerine getirmediği gibi her türlü pisliği yapıyor. İşte onların bu zayıf imanı kendilerini kurtaramıyor. Bunu bir ayet ile ispat edelim.

40/MU'MİN-85: Fe lem yeku yenfeuhum îmânuhum lemmâ reev be’senâ, sunnetâllahilletî kad halet fî ibâdih(ibâdihî), ve hasire hunâlikel kâfirûn (kâfirûne).

Şiddetli azabımızı gördükleri zaman artık onların îmânı, onlara bir fayda vermedi. Allah'ın, kulları hakkındaki gelip geçen sünneti (kanunu) budur. Kâfirler orada hüsrana uğradılar.”

Ayette ifade edildiği gibi, onların da imanı var. Fakat, bu faydasız imanları, onları azaptan kurtaramıyor. O zaman kimin imanı fayda veriyor. Yani gerçek Mümin kimlerdir? Diye bir soru karşımıza çıkıyor. Bu sorunun cevabını da kutsal kitabımızda araştırdığımızda karşımıza pek çok ayet çıkar. Biz birkaç tanesini inceleyelim.  Enfal suresinin ilk üç ayetinde; Gerçek (Hak) müminlerin özellikleri; Allah ve resulüne itaat etmek,  Allah’ın ayetleri okunduğu zaman kalplerinin titremesi, İmanının artması, Allah’a tevekkül etmek. Namazlarını kılıp, Allah’ın verdiği rızık’ tan ihtiyaç sahiplerine infak etmek. Şeklinde yedi özellik sıralanıyor.

Bir insanın hak mümin olabilmesi asgariden bu yedi özelliğin bulunması gerekiyor. Lütfen dikkat edelim. Sadece Allah ve resulüne inanmak yetmiyor. Onların emir ve tavsiyelerine itaat edilmesi, yerine getirilmesi gerekiyor. İnanıyor ama emirlerini yerine getirilemiyorsa, onlar da Mümin, ama hak mümin olamadıklarını anlıyoruz. Onların bu zayıf imanları kendilerini kurtarmıyor. Allah, kimse hayal görmesin, “Sünnetim budur.” Diyor. Bu konuda daha pek çok ayet verile bilinir. O zaman kafa karışıyor. Konu sulanıyor. Dileyenler kutsal kitabımızı inceleyip, bu konuda daha pek çok ayet bulabilir. Şimdi biz, bu günkü konumuz olan, Cehenneme gidenlerin orada ebedi kalacaklarını anlatan ayetlerden birkaç örnek verelim.

2/BAKARA-39: Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbun nâr(nârı), hum fîhâ hâlidûn .

“Ve inkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş ehlidir, orada ebedî kalacak olanlardır.”

2/BAKARA-81: Belâ men kesebe seyyieten ve ehâtat bihî hatîetuhu fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn (hâlidûne).

“Hayır (sandığınız gibi değil), kim, günah kazanmış da hataları kendisini kuşatmışsa, işte onlar artık ateş ehlidir ve orada devamlı kalacak olanlardır.”

4/NİSÂ-14: Ve men ya’sıllâhe ve resûlehu ve yeteadde hudûdehu yudhılhu nâren hâliden fîhâ ve lehu azâbun muhîn (muhînun).

“Ve kim Allah'a ve O'nun Resûl'üne isyan eder ve O'nun sınırlarını aşarsa, onu, içinde ebedî kalacakları ateşe koyar. Ve onun için "alçaltıcı azap" vardır.”

Kıymetli okuyucularım, görüldüğü gibi cehennemden öyle bir kurtuluş yok. Cehenneme gidenlerin orada ebedi kalacaklarına dair, kutsal kitabımızda elliden fazla ayet var. Biz sadece üç ayet ile yetinelim. Merak edenler diğer ayetleri Kur’ânı kerimde bulabilir. Araştırma zamanı olmayan okuyucularımızdan talep edenlere, bu ayetlerin numaralarını mektup, telefon veya mail ile bizzat gönderebilirim. Yeter ki yanlış yargı önlensin. Bu yanlış kanaatler insanlarımızın cehenneme mahkûm olmalarına sebep oluyor. Kişi ben müminim nasıl olsa eninde sonunda cennete gideceğim diye kendisini sorumluluktan kurtarıyor. İblis de kendisini destekliyor. Ancak şeytan kıyamette,  ben seni zorlamadım. Sen benim davetimi tercih ettin. (İbrahim-22) Diyecek. Müminlerin Cehennemde bir miktar yandıktan sonra cennete gidecekleri yargısını savunanların dayandığı ikinci bir ayet var. Şimdi onu da inceleyelim.

19/MERYEM-71-72 : Ve in minkum illâ vâriduhâ, kâne alâ rabbike hatmen makdıyyâ (makdıyyen). Summe nuneccîllezînettekav ve nezeruz zâlimîne fîhâ cisiyyâ (cisiyyen).

“Ve sizden biriniz (bile hariç olmamak üzere hepiniz), illâ (muhakkak) ona (cehenneme) varacaksınız. (Bu), senin Rabbinin üzerine (aldığı) kesinleşmiş bir hükümdür. Sonra takva sahiplerini kurtaracağız. Ve zalimleri, diz üstü çökmüş olarak bırakacağız.”

Görüldüğü gibi herkes cehenneme varacak. Sonra takva sahiplerinin kurtarılacağı bildiriliyor. Kurtulacakların ayırıcı özellikleri takva sahibi olmak. Türkçe karşılığı korkmak, sakınmak olarak anlatılan, takva kelimesi kutsal kitabımızda geniş bir spektrum içinde anlatılıyor. Asıl anlamı Allah’a yakîn olmak. Mümin kavramı gibi, Allah’a inanandan, hak takvaya kadar geniş kademeler içeriyor. Cehennemden kurtarılanlar hangi takva sahipleridir? Onu öğrenelim. Kutsal kitabımızda,  Takva sahibi olanların niteliklerini açıklayan pek çok ayet var. Onların hepsini sıralamak, hacimli bir kitap olur. Biz sadece birkaç tanesinin sadece özetini verelim.

Neml - 53 ve pek çok ayette, ; (Dünya hayatında ruhen) Allah’a ulaşmayı dileyip Âmenû olanlar, Maide-11. Ayette, Allah’a tevekkül eden müminler, Kaf - 32. Ayette, Ruhunu Allah’a teslim edip, (Evvap) olanlar. A.İmran-134. Ayette, Bollukta ve darlıkta ihtiyaç sahiplerine infak edenler. Maide-93. Ayette, Nefs tezkiyesi (Ameli-Salih) yapanlar, Araf-65. Ayette, Allah’a kul olanlar ve Daha pek çok ayette, Namaz kılan, Sabır sahibi, Faiz yemeyen ve hataları için Mağfiret dileyenlerin takva sahibi oldukları bildiriliyor.

Açıklanan bu özellikler takva sahiplerinin; Allah’a ulaşmayı dileyip bir Allah dostunun eteğine yapışıp nefs tezkiyesi yapan ve böylece teslimlerini yerine getiren, Hidayete ermiş, Allah’ın emir ve yasaklarına riayet eden kutlu kişiler oldukları anlaşılıyor. Bu mübarekler kavuşacakları cennet nimetinin kıymetini bilmeleri için, önce Cehenneme gönderiliyor. Cehennemdeki azabı görüp, korkunç azaptan etkilenmeden, Allah tarafından kurtarılıp, cennete gidiliyor. Allah dostları bu şekilde kurtarılırken, cehennemliklerin, yukarıdaki Meryem 72. Ayette ifade edildiği gibi diz üstü çökmüş olarak cehennemde bırakılıyor. Cennetlikler orada azap görmüyor. Sadece azabı görüp, şükür ederek, cennete gidiliyor. Araf-46-50. Ayette, bu sahneler anlatılıyor.

Cennet ve Cehennem hayati insanlara göre ebedidir. Cennet ve Cehennemdeki azap ve mutlu hayat pek çok uzun müddet devam ediyor. Ancak, Allah’a göre onun da bir sonu var. Bizin tahmin edemeyeceğimiz kadar çok uzun kıyamet sonrası hayattan sonra, her şeyin yok olacağı, (Rahman-26-27), sadece, (Zül Celali vel İkram olan)  Allah’ın zatının baki kalacağı bildiriliyor.

Görüldüğü gibi Cehenneme gittikten sonra orada bir müddet kavrulduktan sonra cennete gidilmesi diye bir olay yok. Böyle bir şeyin olması, Cehennemde ebedi kalınacağını açıklayan ayetler ile çelişki meydana gelirdi. Allah’ın ayetlerinde çelişki asla yoktur. Çelişki varsa, bu bizim kendi anlayışımızın sakatlığındadır. Bu yanlış yargı çağımızda maalesef çok yaygın. Bu yanlış inanç, insanlarımızın rehavete düşmelerine, Allah’ın emir ve yasaklarına riayet konusunda gevşeklik gösterilmesine sebep oluyor. Bu kanaatin oluşmasında şeytanın çok büyük rolü var. İnsanlarımız da işlerine geldiği için, bu hatalı anlayışa hemen kapılıyor.

Hâlbuki Allah insanı çok seviyor. Kulların dünya hayatında kendisine yönelip, ruhen ona ulaşmayı dilemeleri halinde, onların ruhlarını bizzat kendisine ulaştırıyor. Böylece dünya ve ahiret saadeti çok kolay bir şekilde kazanılıyor. İblis bu güzellik ve kolaylığı gizlemeyi başarmış. Ancak, hidayet çağının bir nimeti olarak Allah, bunu bize idrak ettirdi.  Biz de bunu insanlarımıza duyurmak sureti ile onların kurtuluşuna vesile olmak istiyoruz.

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.                                                                                                    Lütfi TÜMTÜRK

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile