Allah’ın Davetine İcabet etmek.

İblis de İnsanları Davet ediyor.

Siyasi olayları yorumlamak beni rahatsız ediyor. Siyasilerin aralarındaki farklılıkları giderip aynı hedefe yönelmelerini beklerken, her gün daha fazla ayrışıyorlar. Halkımız da iki kutba ayrılıyor. Bu yüzden siyasi olayları yorumlamak istemiyorum. Buna karşılık Allah’ın Ayetleri ve Efendimizden öğrendiğim güzellikleri paylaşmak, beni mutlu ediyor. Bu yazımızda maneviyattan bahsetmek, bu konudaki görüşlerimi sizler ile paylaşmak istiyorum. Kutsal dinimizin adı Arapça “slm” fiil kökünden geliyor. Sulh, sükûn, barış anlamına gelir. Bu fiilin başına Arapça elif gelirse İslam oluyor. Türkçe teslim manasını içeriyor. “Mim” gelirse Müslim, teslim olmak manasını taşıyor. Müslüman, teslim olan kişi, Müslimun da teslim olanlar (Çoğul) manasına geliyor.

 

Görüldüğü gibi dinimizin temel hedefi Allah’a teslim olmak. Âdem atamız ile Havva validemiz Cennette yaratıldıktan sonra, şeytan ve nefislerinin telkinine yenilip, yasaklanan meyveyi yedikleri için, nefislerini kötülükten arındırıp tezkiye olmaları için yeryüzüne gönderiliyor. Hedef, mutluluğumuza mani olan, şeytanın telkinlerine açık nefsimizi afetlerinden, Allah ve resullerinin yardımı ile arındırıp, tezkiye etmek. Böylece dünya hayatında nefsimizin telkinlerine karşı bizi koruyan ruhumuzu, sağlığımızda (ölmeden önce) Allah’a teslim edip,  erenlerden olmak. Bunun neticesi olarak dünya hayatında mutlu ve ahirette de cenneti hak etmek. Ancak, bunu nasıl başaracağız? Nasıl yapılacağı tüm kutsal kitaplarda anlatılmış. Samimi olarak arayanlar bunu fark ediyor.

Bunun için, ilk adım, Allah’a yönelip, bir resul veya Allah dostu evliyanın tavsiyesine uygun amel yapmak. O zaman Allah’ın yardımı ile nefs tezkiyesi (Salih amel) yapıyoruz. Nefsimiz afetlerinden % 51 arındığında, şeytanın üzerimizdeki hâkimiyeti kalkıyor. Bunun tabii neticesi olarak tüm davranışlarımız Allah’ın rızasına uygun olumlu fiiller oluyor. Bizi mutsuz eden telkinleri teşhis edip, uygulamadığımızdan mutluğu yaşamaya başlıyoruz. Kısaca anlattığım bu dizayna tasavvuf, mensuplarına mutasavvıf denir. Allah bizi çok sevdiği ve mutlu olmamızı istediği için kullarının bu öğretiye uygun hayat yaşanmasını işitiyor. Bu hususu Allah’ın ayetlerinden inceleyelim.

Allah’ın Daveti ;

10/YÛNUS-25: Vallâhu yed'û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtin mustekîm (mustekîmin).

“Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.”

 

6/EN'ÂM-36: İnnemâ yestecîbullezîne yesmeûn(yesmeûne), vel mevtâ yeb’asuhumullâhu summe ileyhi yurceûn(yurceûne).

“(Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem'î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir. Sonra O'na döndürülürler. (Hayatta iken ruhu mürşid eliyle Allah'a döndürülür.)”

 

8/ENFÂL-24: Yâ eyyuhellezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).

“Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler), Allah ve Resûl'ü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah'ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O'na haşrolunacağınızı bilin!

Görüldüğü gibi Allah bizi kendisine davet ediyor. Bu daveti objektif düşünen, Allah’ın ayetlerdeki mesajlarını araştıranlar işitiyor. Ayetleri inceleme ihtiyacı duymayanları Allah, ölüler diyor. Üçüncü ayette Allah ve resulü size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman icabet edilmesi tavsiye diliyor. Her şey, çok açık anlatılıyor.

46/AHKÂF-31: Yâ kavmenâ ecîbû dâiyallâhi ve âminû bihî yagfir lekum min zunûbikum ve yucirkum min azâbin elîm (elîmin).

“Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine icabet edin. Ve O'na îmân edin ki, sizin günahlarınızı bağışlasın ve mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve sizi elîm azaptan korusun.”

42/ŞÛRÂ-47: İstecîbû li rabbikum min kabli en ye’tiye yevmun lâ meredde lehu minallâh(minallâhi), mâ lekum min melcein yevme izin ve mâ lekum min nekîr (nekîrin).

“Rabbinize icabet edin (Allah'a ulaşmayı dileyin), Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur. Ve sizin için bir inkâr yoktur (yaptıklarınızı inkâr edemezsiniz).”

Allah, davetine icabet edenlerin günahlarını bağışladığı gibi, mağfiret de ederek, bir de sevaba çevriliyor. İkinci ayette, (Geri döndürülemeyecek gün gelmeden önce) ifadesi ile davete icabetin Dünya hayatında olduğu vurgulanıyor. Görüldüğü gibi her konu kutsal kitabımızda detayı ile açıklanıyor. İsteyen merak edip öğrenebilir. Buna karşılık İblis şeytan da boş durmuyor. İnsanları ateşe davet ediyor. Bunları da kitabımızdan inceleyelim.

Şeytanın Daveti ;

15/HİCR-39: Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fil ardı ve le ugviyennehum ecmeîn (ecmeîne).

“(İblis şöyle) dedi: “Rabbim, beni azdırmandan dolayı, onlara mutlaka yeryüzünde (azgınlığı) süsleyeceğim ve mutlaka onların hepsini azdıracağım.”

7/A'RÂF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).

“(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.”

7/A'RÂF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).

“Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.”

28/KASAS-41: Ve cealnâhum eimmeten yed’ûne ilen nâr(nârı), ve yevmel kıyâmeti lâ yunsarûn (yunsarûne).

“Ve Biz, onları ateşe davet eden imamlar (önderler) kıldık. Ve kıyâmet günü onlara yardım olunmaz.”

Şeytan da sırat-ı Müstakim üzerinde oturarak, ruhların Allah’a ulaşmasına mani olmak istiyor. İnsanların kulaklarına, “Nefis tezkiyesi, tabiiyet, ruhun Allah’a ulaşması gibi bir şey yoktur. Bunlar eskilerin hikâyeleridir. Dünya hayatında yiyin, için, her türlü pisliği yaparak, dünya hayatını yaşayın, zevkini çıkarın.” diyor. Böylece bizi Dünya’da mutsuz ettiği gibi ahirette de ebedi cehenneme sürüklüyor. Aşağıdaki, ayette, bunu nasıl itiraf ediyor.

14/İBRÂHÎM-22: Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe veadekum va’del hakkı ve veadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrıhıyy(musrıhıyye), innî kefertu bi mâ eşrektumûni min kabl(kablu), innaz zâlimîne lehum azâbun elîm (elîmun).

“Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size 'hak olan vaadini' vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”

Şeytanın vadi işte buraya kadar. Allah size vaat etti. Siz, Allah’ın değil, benim davetime uydunuz. Diyor. Bu ayetlerden sonra hâlâ Allah’a ulaşmayı dilemek, tabiiyet ve Ruhun ulaşması yoktur, diye düşünenlere Allah akıl fikir versin demekten başka elimizden bir şey gelmez. Dehr-3. Ayet- “Dileyen şükreden, dileyen küfreden olur.”

2/BAKARA-186: Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbû lî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn (yerşudûne).

“Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).”

 

Allah bizi çok seviyor. Dünya’da mutlu olmamızı istiyor.  Sıkıştığınızda benden (dua ederek) isteyin, diyor. Ancak, dualarımızın kabulü için, bir şartı var.  “Siz de benim davetime icabet edin.” diyor. Dualarımızın kabulünün, onun davetine uymamıza bağlı olduğu anlaşılıyor. Okuyucularımızı, Kutsal kitabımızı ve verdiğimiz bu ayetleri inceleyip, Allah’ın davetine yönelip, konumlarını gözden geçirmelerini tavsiye ederiz. Bu vesile ile okuyucularımızın Kurban bayramlarını kutlar. Yüce rabbimizin tüm Müslümanları içinde bulundukları kargaşadan kurtulup, gerçek bayramlara (Tevhit - Birlik) ulaştırmasını dilerim.

26 Ağustos 2017

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.                                                                                                                       Lütfi TÜMTÜRK

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile