Sırat-ı Mustakîm Üzerinde Bulunmak

Allah’a Ulaşan Yol

Her gün namazlarda okuduğumuz Fatiha suresinin Allah’a bir müracaatımız olduğu söylenir. Bu müracaatımızda ne talep ediyoruz. Kutsal kitabımızın kalbi olduğu söylenen, çoğunluğun içeriğini bilmeden okuduğu, bu mübarek ayette nasıl bir diyalog var.  Bu konuyu araştırıp okuyucularımızla paylaşmak istiyorum.  Surenin başında Allah’ın sıfatlarını sıraladıktan sonra, “Bizi sıratı Mustakîm’e ulaştır.” şeklinde talebimiz arz ediyoruz. Sonra, bu yolun özellikleri veriliyor. Fatiha suresinin son üç ayetini ve mealini görelim.

 

1/FÂTİHA-5: İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu).

“(Allah'ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden İSTİANE (mürşidimizi) isteriz.”

1/FÂTİHA-6: İhdinas sırâtel mustakîm (mustakîme).

“(Bu istiane'n ile) bizi, SIRATI MUSTAKÎM'e hidayet et (ulaştır).”

1/FÂTİHA-7: Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn(dâllîne).

“O yol (SIRATI MUSTAKÎM) ki; üzerlerine nimet verdiklerinin yoludur. Üzerlerine gadap duyulmuşların ve dalâlette kalmışların (Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerin) yolu değil.”

Sıratı Mustakim’ın bir yol olduğu bildirildikten sonra, bu yolun özellikleri sıralanıyor. Üzerlerinde nimet taşıyanların yolu olduğu, dalâlette kalanların yolu olmadığı açıklanıyor. Ayetin ruhuna girebilmek için araştırmaya devam ediyorum. Dalâlette kalanlar malum, herkesin bildiği gibi din dışı olanlar. Ancak, Allah’ın nimet verdiği kutlu kişiler kimdir. Sıratı mustakimi iyice anlamak için, bunların kim olduğu bilinmesi lazım. Bu konuda bir ayeti inceleyelim.

3/ÂLİ İMRÂN-164: Le kad mennallâhu alel mu’minîne iz bease fîhim resûlen min enfusihim yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn.

“Andolsun ki Allah, mü'minlerin (başlarının) üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni'met olmak üzere (onların aralarında, kendi kavminin içinde) kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O'nun (Allah'ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.”

Yukarıdaki ayette, Müminlerin kendilerinden (Tanıyıp bildikleri) bir resulün ruhunu başının üzerinde taşıdıkları ve bunun bir nimet olduğu belirtiliyor. Bu açıklamadan, sıratı mustakim’in de bu resullerin üzerinde oldukları yol olduğu anlaşılıyor. Konu hakkında tam tatmin olmak için, Sıratı müstakim hakkında kutsal kitabımızda başka bir açıklama olup olmadığını araştırdığımızda, şu ayetler ile karşılaşıyoruz.

15/HİCR-41: Kâle hâzâ sırâtun aleyye mustekîm (mustekîmun).

“Allahû Tealâ şöyle buyurdu: “İşte bu, Bana yönlendirilmiş (Bana ulaştıran) yoldur.”

7/A'RÂF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm (mustekîme).

“(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.   

7/A'RÂF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn (şâkirîne).

“Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.”

Yukarıdaki ayetler konuya açıklık kazandırıyor. Sıratı müstakim Allah’a ulaşan yolmuş. Bu sebeple de iblis, bu yol üzerinde oturup, kulların Allah’a ulaşmalarını engelleyeceğini söylüyor. Bu açıklamadan sonra, Allah’tan bizi sıratı müstakime ulaştırması için talebimizin önemi anlaşılıyor. Çünkü engelleme var. Şeytan bu yol üzerinde oturup müminlerin Allah’a ulaşmalarını engellemek istiyor. Bu sebeple yardım istiyoruz. Bu incelemeden insanların, Allah’a ulaşmaları veya ulaştırmaları gereken bir eylem var. İnsanın fizik vücudunun Allah’a ulaşması mümkün değil. O zaman, Allah’a ulaşacak olan, bu çok önemli şey nedir. Onu araştırmalıyız.

10/YÛNUS-25: Vallâhu yed'û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtin mustekîm.

“Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.”

42/ŞÛRÂ-47: İstecîbû li rabbikum min kabli en ye’tiye yevmun lâ meredde lehu minallâh(minallâhi), mâ lekum min melcein yevme izin ve mâ lekum min nekîr (nekîrin).

“Rabbinize icabet edin (Allah'a ulaşmayı dileyin), Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur. Ve sizin için bir inkâr yoktur (yaptıklarınızı inkâr edemezsiniz).”

39/ZUMER-54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn.

Ve Rabbinize (Allah'a) yönelin (ruhunuzu Allah'a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O'na (Allah'a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah'a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.”

Ayetlerde görüldüğü gibi Allah kullarını selam, selamet yurdu diye vasıflandırdığı, kendisine davet ediyor. Son iki ayette de bu davete, (Bize) azap ve ölüm gelmeden önce icabet etmemiz isteniyor. Sıratı mustakim’in Allah’a ulaşan yol olduğunu biliyoruz. O zaman, iblisin engellemesinin sebebi anlaşılıyor. Bu sebeple Fatiha suresinde Allah’tan iblisin engellemesine takılmadan, kendisine ulaşmak istediğimizi ifade edip, yardım istiyoruz. Şimdi, Fatiha suresinin ruhuna, içeriğine vakıf olduk. Bu aşamaya gelmiş iken, ruhen Allah’a nasıl ulaşacağımızı da araştırıp konumuzu tamamlayalım.

2/BAKARA-38: Kulnâhbitû minhâ cemîa(cemîan), fe immâ ye’tiyennekum minnî hudenfe men tebia hudâye fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn (yahzenûne).

“Biz dedik ki: “Hepiniz oradan (aşağıya) inin. Benden size mutlaka hidayet gelecektir. O zaman kim hidayetime tâbî olursa, artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.”

20/TÂHÂ-123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.

“(Allah şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

Yukarıdaki ayetlerde, Allah’ın yeryüzüne Hidayetçi olarak vasıflandırdığı dostlarını gönderiyor. Bunlara tabi olup, onların tavsiyesine uygun amel eden kişilerin, hidayete (Allah’a) ulaşılacağı anlatılıyor. Kutsal kitabımızda bu konuda pek çok ayet var. Daha fazla veremediğimiz için, sadece iki ayet ile yetindik. Fatiha suresinde Allah’tan talep ettiğimiz istiane’neye bu hidayetçi de dâhil. Bir Perşembe akşamı kılacağımız Hacet namazı ile Allah’tan bizi hidayete ulaştıracak, veli Resul olan mürşidimizi talep ediyoruz. Bu samimiyet ile yapıldığında, Allah talebimize mutlaka olumlu cevap verecek, bizi mürşimize ulaştıracaktır.  O zaman ahiretimizi kurtardığımız gibi, dünya saadeti ve mutluluk yaşanacak.

İşte İslam böyle bir şey, insanı sıfırdan alır. Dünyanın en mutlu insanı yapar. Hz. Peygamberimiz ve onun mübarek sahabesi böyle saadet asrını yaşamış. Bu gün, İslam’ın dünya hayatında ruhen Allah’a ulaşıp, hidayete ermek gibi emirler unutulmuş, iblisin gayreti ile terk edilmiş. Efendimizin ifadesi ile “İslam’ın kolları ve bacakları kesilmiş. Bitkisel hayata mahkûm edilmiş.” Bu sebeple çağımız Müslümanları kargaşa içinde, Dünya’ya rezil olunuyor.

Fakat bu böyle gitmeyecek. Allah nurunu tamamlayacak. Bu kargaşa ve dışlanma, İslam toplumlarının uyanmasına, silkinmesine sebep olacak. Türk ve İslam birliği kurulacak. Sömürü düzeni sona erecek. Yeniden sadet asrı yaşanacak. Yeter ki Müslümanlar üzerine düşeni yapsın. Üzerindeki ölü toprağını silkip, Allah’a yönelip, hidayetçisini araştırsın. O zaman Allah’ın yardımı gelecek. Müslümanlar Dünya’ya örnek olacak. Dünya ve ahiret saadetini yaşayacaklar. İnşallah.

36/YÂSÎN-60: E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân (şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn.

“Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.”

36/YÂSÎN-61: Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm (mustekîmun).

Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)’tır.

Yukarıdaki ayette ifade edildiği gibi tüm insanlar, Allah’a kul olacağını (Dünya’da onun emir ve yasaklarına uygun davranış sergileyecekleri) sözü verilmiş. Bunun Sıratı müstakim üzerinde bulunmak olduğu açıklanıyor. Bu sebeple Fatiha suresinde,  Allah’tan bizi bu yola çıkarmasını istiyoruz. Dinin yaşanabilmesi için kutsal kitabımızın incelenmesi, Allah’ın mesajlarının neler olduğunun incelenmesi ve tatbik edilmesi gerekir. Bu vesile ile okuyucularımızın Berat kandillerini Kutlar. Yüce rabbimizin huzur içinde ramazana ulaştırmasını dilerim. 

 

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.                                                                                                            Lütfi TÜMTÜRK

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile