AMACIMIZ 

Biz her şeyden Devletimizi ve milletimizi çok seviyoruz. Bu milliyet perverliğimiz kafatasçılık değildir. Bütün milletlere, kavimlere sonsuz saygı ve sevgimiz vardır. Milletimize, yakınlarımıza ve masum insanlara zarar vermeyen, onların hak ve hukukuna riayet eden tüm sosyal gruplara sevgi ile yaklaşırız. 

 

Atalarımız çok yüksek kültür ve medeniyetler kurmuşlar. Orta çağda, Avrupa’da “Dünya yuvarlıktır.” diyen âlimlere işkenceler yapıldığı dönemlerde, atalarımız ileri kültür ve medeniyetleri ile bir çok halkları adaletle yönetmişlerdir. Bu gün Batı ve Avrupa’dan bilim, teknik ve refah seviyesi bakımından geri kaldığımızı kabul ederiz. Ancak, kültür, medeniyet ve insan sevgisi acısından, daha iyi olduğumuzu düşünüyoruz. Batının pragmatizm-faydacılık görüşü bizim karakterimize uygun değildir. 

 

Batı ülkelerinin politik amaçlı tahrik ve teşvikleri olmasaydı, bu huzur ortamı belki daha uzun yıllar devam edecekti. Fakat siyasi ihtirasları sebebiyle, zengin doğu kaynaklarını elde edebilmek için, atalarımız ile uzun yıllar beraber yaşayan Hıristiyan kavimler tahrik edilmiş. Onlara bağımsız yurt vadi ile ekmeğini yedikleri Osmanlıya isyan etmeleri sağlanmıştır. 

 

Osmanlı adaletine hayranlıkları sebebiyle, istekleri ile imparatorluğumuza iltihak eden İslam toplumları dahi, batının tahriki ile 0smanlıya isyan etmişlerdi. Hâlbuki Osmanlı kutsal emanetleri korumak amacı ile İstanbul’a getirmiş. O tarihlerde maddi getirisi olmayan Arap ülkelerinden toplanan gelirin kat kat fazlası harcanarak, Hz. Peygamber (SAV) efendimizin ülkesine hizmet götürülmeye çalışmışlardır. 

 

Atalarımızdaki, bu üstün meziyetin bir Allah vergisi olduğunu düşünüyoruz. Tek tanrılı eski dinlerini yaşarken,  740 yıllarında orta doğu’da karşılaştıkları İslamı hemen benimsemişler ve topluca İslam dinine samimiyetle katılmışlardır. Atalarımız İslam ile şereflendikten sonra, Sırf “İlahi Kelimetullah” için yaşamışlar, Allah’ın dinini yaymak için, büyük gayret göstermişlerdir. Bu hizmeti yaparken kimseye baskı yapılmamış. Sadece örnek olmakla yetinilmiş. İnsanın özgür iradesi ile inanç sistemini seçmesine saygı gösterilmiştir. 

 

Sadece, Allah’ın dinin yaymak hizmetinin ötesinde, kendi ülkelerinde sahabe hayatını kendilerine ilke edinmişler. Askerlik, Adalet, Ekonomi, Ticaret gibi her türlü sosyal faaliyette, Allah’ın emri ve Hz. Peygamberin sünnetinin dışına çıkılmamıştır. Bu yüzden askerlik yapmayan Hıristiyanlar zenginleşmiş, uzun yıllar cihat aşkı meşgul olan, Türkler onlardan daha yoksul kalmışlardır. 

 

Bu yüksek değerler sebebi ile birçok millet ve kavim uzun yıllar huzur içinde birlikte yaşayabilmişlerdir. Osmanlı’ya isyan ederek ayrılan kavimler, bu gün atalarının yaşadığı o huzurlu yılları mumla aramaktadır. Kendi halkımız da atalarından kalan bu meziyetlerden, maalesef çok şeyler kaybetmişlerdir. Bu gün kendi aramızda birlik sağlanamıyor. Zengin yer altı kaynaklarımıza rağmen ekonomik olarak batıdan geri durumdayız. 

 

 AMACIMIZ : Osmanlıda yaşanan sosyal hayatın nasıl olduğunu araştırmak, elde edilen bilgileri insanlarımız ile paylaşmak, bu güzelliklerin günümüzde de yaşanması için, her türlü teknik imkânları kullanarak çalışmaktır. Onun için Osmanlı Kültürünü yayma ve yaşatma derneğini kurduk.  Bu alanda faaliyet gösteren kuruluşlarla işbirliği yapmak. Onlara destek vermektir.

  

Sonuç olarak, insanlarımızın mutluluklarına katkıda bulunmak. Hangi sosyal gruptan olursa olsun, tüm insanları Allah’ın sevgili kulları gibi görmek. Ülkemizi, birbirini seven ve sayan insanların vatanı haline getirmektir. Bunun mümkün olduğuna inanıyoruz. Örneğimiz sevgili atalarımızdır. Bunu başarabilir miyiz bilmiyorum. Fakat bu yolda Allah’ın emanetini teslim edinceye kadar elimizden gayreti göstermek istiyoruz. 

 

Bu dileğimiz, Allahû Tealâ’nın emridir. Yolumuz, Sevgili Peygamberimiz (SAV)’ in yoludur. Bu yolda en büyük güçümüz, Rabbimizin nusreti, Efendimizin himmeti, bizim iştiyak ve gayretimizdir. Karınca misali biz bu yola baş koyduk. Ölmek var. Dönmek yok. Bu kutlu yolda bizimle beraber olmak isteyen tüm kardeşlerimize yanımızda yer vardır. 

 

Maide suresi-54. Ayette,Ey âmenû olanlar (Allâh'a ulaşmayı dileyenler)! Sizden kim dîninden dönerse, o zaman Allah onun yerine (başka) bir kavim getirecektir öyle ki, (Allah) onları sever ve onlar da O'nu (Allah'ı) severler. Mü'minlere karşı daha alçak gönüllü, kâfirlere karşı daha izzetlidirler (başları dik, vakarlı, şereflidirler). Allah'ın yolunda cihad ederler. Hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah'ın fazlıdır, onu dilediğine (lütfedip) verir. Allah Vâsi'dir (fazlı ve lütfu geniştir), Alîm'dir (herşeyi en iyi bilendir.).” ayetinde, konu edilen kavmin milletimiz olduğuna inanıyoruz. 

 

Ayrıca, Hucurat suresi-15. Ayette, “Mü'minler ancak onlardır ki, Allah'a ve O'nun Resûlü'ne îmân ettiler. Sonra da şüpheye düşmediler. Ve malları ve canları ile Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, onlar sadıklardır.Buyurulmaktadır.  Yüce rabbimizin bizi de sadık kullarının içine kabul etmesi dileği ile tüm kardeşlerime selam ve sevgiler sunarım.  

14 Şubat 2011