2/BAKARA-157

Bismillâhirrahmânirrahîm

أُولَئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ

Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne).

İşte onlar (dünya hayatında Allah'a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab'lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.


1. ulâike : işte onlar
2. aleyhim : onların üzerine, onlara
3. salâvâtun : salâvât
4. min : den
5. rabbi-him : onların Rabbi
6. ve : ve
7. rahmetun : rahmet
8. ve : ve
9. ulâike : işte onlar
10. hum : onlar
11. el muhtedûne : hidayete erenler

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Kim Allah'a ulaşmayı dilerse, göğsünden kalbine yol açılır. Allah onun üzerine rahmet ve fazlını gönderir. Rahmet %2 seviyesinde kalbin içine sızar. Kişi huşûya ulaşır, Allah ona mürşidini gösterir. böyle bir insan, mürşidine ulaştıktan sonra zikir yapmaya başlarsa, onun karşılığında Allah salâvâtla fazlı da, salâvâtla rahmete ilâve olarak gönderir. 

4 / NİSÂ - 175: Fe emmâllezîne âmenû billâhi va’tesamû bihî fe se yudhıluhum fî rahmetin minhu ve fadlın ve yehdîhim ileyhi sırâtan mustekîmâ (mustekîmen).
Böylece Allah'a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenleri) ve O'na (Allah'a) sarılanları ise, (Allah) kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, kendisine ulaştıran “Sıratı Mustakîm”e hidayet edecektir (ulaştıracaktır). 

33 / AHZÂB - 43: Huvellezî yusallî aleykum ve melâiketuhu li yuhricekum minez zulumâti ilen nûr, ve kâne bil mu’minîne rahîmâ(rahîmen).
Sizi (nefsinizin kalbini), karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, üzerinize salâvât (vasıtasıyla nur) gönderen, O ve O'nun melekleridir ki O, mü'minlere Rahîm(dir). (Rahîm esmasıyla tecelli eden). 

Böylece salâvâtla rahmet ve salâvâtla fazl olarak iki grup nur kalbe ulaşır. Salâvât, rahmeti de fazlı da taşıyan nurdur. Rahmet ve fazlı Allah'ın katından kalbe kadar getiren salâvât partikülleridir. Bunlar kargo uçaklarıdır. 

Nurlar mührü kalbin alt tarafına doğru indirip zulmanî kapıyı kapatırlar. Kalbin içindeki îmân kelimesinin çekim gücü rahmet, fazl ve salâvât isimli 3 grup nurdan fazılları etrafında toplamaya başlar. İşte bu nefs tezkiyesidir. Nefsin hidayeti ruhun ve fizik vücudun hidayetinden sonra oluşur. İradenin hidayeti ise son hidayettir. 

Nefsin kalbindeki nurlar %51'e ulaştığı zaman ruh, Allah'ın zat'ına vasıl olup, Allah'ın zat'ında ifna olur, yok olur. Böylece kişi Allah'ın ermiş evliyası olmak şerefine ermiştir. Ruh hidayete ermiştir. Salâvâtın da yardımıyla ruh Allah'a teslim olmuştur.

2/BAKARA-157

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

İşte onlar (dünya hayatında Allah'a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab'lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.

Diyanet İşleri

:

İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Öyle kimselerdir onlar ki Rablerinden yarlıganma ve rahmet onlara. Onlardır doğru yolu bulanlar.

Adem Uğur

:

İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.

Ali Bulaç

:

Rablerinden bağışlanma (salat) ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır.

Ali Fikri Yavuz

:

O teslimiyet gösterip Rablerine sığınanlar üzerine, Rablerinden mağfiret, rahmet (ve cennet) vardır; ve işte onlar, hidayete ermiş olanlardır.

Bekir Sadak

:

Rablerinin magfiret ve rahmeti onlaradir. O'nun yolunda olanlar da onlardir.

Celal Yıldırım

:

İşte onlar (o sabredip Allah'a bağlılık ve teslimiyet gösterenler var ya) onlara, Rab'larından bol mağfiretler ve rahmet vardır. Doğru yola erişenler de onlardır.

Diyanet İşleri (eski)

:

Rablerinin mağfiret ve rahmeti onlaradır. O'nun yolunda olanlar da onlardır.

Diyanet Vakfi

:

İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.

Edip Yüksel

:

İşte onlara, Rab'lerinden destek ve rahmet vardır. Onlar doğruya ulaşanlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

işte onlar, rablarından salâvat-ü rahmet onlara ve işte hidayete erenler onlar

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

İşte onlar! Onlara Rablerinden mağfiretler ve rahmet vardır ve işte onlar, doğru yola erenlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

İşte onlar var ya, Rablerinden, mağfiretler ve rahmet onlaradır. İşte hidayete erenler de onlardır.

Fizilal-il Kuran

:

İşte Rabblerinden mağfiret (salâvat) ve rahmet onların üzerinedir ve doğru yolu bulanlar da onlardır.

Gültekin Onan

:

Rablerinden bağışlanma (salat) ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır.

Hasan Basri Çantay

:

Onlar (o teslîmiyyet ve istircâı gösterenler yok mu?) Rablerinden mağfiretler ve rahmet hep onların üzerindedir ve onlar doğru yola erdirilenlerin ta kendileridir.

İbni Kesir

:

İşte onlar için Rabbları tarafından mağfiret ve rahmet vardır. Hidayete erenler de onlardır.

Muhammed Esed

:

İşte Rablerinin nimetleri ve lütfu onlar içindir ve doğru yol üzerinde olanlar işte onlardır!

Ömer Nasuhi Bilmen

:

işte onlar için Rableri tarafından mağfiretler ve rahmet vardır. Hidâyete erenler de onlardır.

Şaban Piriş

:

Onlara, Rab’lerinden bir mağfiret ve rahmet vardır. Hidayete ermiş olanlar, işte onlardır.

Suat Yıldırım

:

İşte Rab’leri tarafından bol mağfiret ve rahmete mazhar olanlar onlardır. Doğru yolu bulanlar da ancak onlardır.

Süleyman Ateş

:

İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.

Tefhim-ul Kuran

:

Rablerinden (olan bir salat) bağışlanma ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır.

Ümit Şimşek

:

İşte onlar için Rablerinden bağışlanmalar ve bir rahmet vardır. Ve onlar, doğru yola ermiş olanların tâ kendileridir.

Yaşar Nuri Öztürk

:

İşte böyleleri üzerine Rablerinden selamlar, bereketler var, bir rahmet var. İşte bunlardır iyiye ve güzele ermiş olanlar.

Abdullah Aydın

:

O teslimiyeti gösterenlere, Rablerinden mağfiret ve rahmet (Cennet) vardır. Onlar doğru yolu bulanlardır.

Ahmet Davudoğlu

:

İşte onlara Rabblerinden mağfiret ve rahmet vardır. Ve işte onlar hidayete erenlerin ta kendileridir.

Ali Arslan

:

İşte onlar! Rabblerinden mağfiretler ve rahmet hep onlaradır. Ve hidayete erenler de onlardır.

Arif Pamuk

:

İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.

Ayntabî Mehmet Efendi

:

İşte onlara (bu vasıfta bulunan kimselere) Rabblerinden tezkiye, gufrân, lütûf ve ihsan vardır. Hidayete erdirilenler de bunlardır. (Dünya ve ahiret saadetine ihtidâ olunmuşlardır.)

Bahaeddin Sağlam

:

Bunlar için Rabblerinden bağışlanmalar ve rahmet (ikram) vardır. Ve bunlar doğru yolu bulanlardır.

Diyanet Vakfı (1993)

:

İşte Rabblerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.

Hasan Tahsin Feyizli

:

İşte Rabblerinden mağfiret ve rahmet, (Allah'a teslimiyet gösteren) onların üzerinedir; işte doğru yolu bulanlar da onlardır.

Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay

:

Rabblerinin mağfiret ve rahmeti onlaradır. O'nun yolunda olanlar da onlardır.

Hüseyin Kaleli

:

“İşte bunlar, Rablerinden gelen mağfiretler ve rahmet üzerlerine olanlardır. Hem de onlar hidâyete erenlerin kendileridir.”

İsmail Mutlu, Şaban Döğen

:

İşte Rablerinin mağfiret ve rahmeti onların uzerinedir. Doğru yola ermiş olanlar da onlardır.

Mustafa İslamoğlu

:

İşte bunlar, Rablerinin sürekli destek ve bağışına mazhar olanlardır. Doğru yolda olanlar da bunlardır.

Nedim Yılmaz

:

İşte Rab’lerinden bağışlamalar ve rahmet yalnızca onlarındır. Doğru yolu bulanlar da onlardır.

Ömer Rıza Doğrul

:

İşte bunlar Allah tarafından yarlıgananlar ve bağışlananlardır. Doğru yol üzerinde olanlar da bunlardır.

Talat Koçyiğit

:

Rabblerinden gelen mağfiret ve rahmet, işte onların üzerindedir; hidayete ermiş olanlar da, yine onlardır.

Ziya Kazıcı, Necip Taylan

:

İşte onlara Rabblerinden mağfiret ve rahmet vardır. Ve onlar, hidayete erenlerdir.

Bir Heyet

:

İşte Rabblerinden bağışlamalar ve merhametler hep onlaradır. Ve yalnızca onlar doğru yolu bulmuşlardır.

 

 

Gösterim: 893