19/MERYEM-87

Bismillâhirrahmânirrahîm

لَا يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ إِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِندَ الرَّحْمَنِ عَهْدًا

Lâ yemlikûneş şefâate illâ menittehaze inder rahmâni ahdâ(ahden).

Rahmân'ın indinde, ahd ittihaz edenlerden (Allah'tan ahd alanlardan) başkası şefaate malik olamaz.

1.

lâ yemlikûne

: malik olmayacaklar, güçleri yetmeyecek

2.

eş şefâate

: şefaat

3.

illâ men

: ancak kim, kişi, kimse

4.

ittehaze

: edindi, yaptı

5.

inde er rahmâni

: Rahmân'ın indinde (katında)

6.

ahden

: ahd yaptı, ahd aldı

AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allah'ın katında devrin imamı, Allah'tan ahd alır, şefaate yetkili kılınır. ahdi veren Allah'tır. Allahû Tealâ buyuruyor ki:

4/NİSÂ-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi), ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfere lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).

Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah'ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah'tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah'ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl'ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.

İki defa af, mağfireti (günahların sevaba çevrilmesini) oluşturur. Sahâbe, Allahû Tealâ'dan günahlarının affedilmesini talep ettiğinde, Allah onları affetmiştir (af). Arkadan Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in talebi üzerine Allahû Tealâ bir defa daha affetmiştir (mağfiret). Böylece sahâbenin günahları sadece affedilmekle kalmamış, kaybettikleri dereceler, kazandıkları derecelere çevrilmiştir (günahları sevaba çevrilmiştir). İşte böyle bir dizaynda şefaat eden, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'dir.

Allahû Tealâ her devirde devrin imamına şefaat yetkisi vermiştir. Ve şefaat dünya hayatında gerçekleşen bir vetiredir. Sahâbe ile Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in arasındaki günahların sevaba çevrilişi şefaattir. Sahâbe ile Allah arasında ise adı mağfirettir.

40/MU'MİN-7: Ellezîne yahmilûnel arşa ve men havlehu yusebbihûne bi hamdi rabbihim ve yu’minûne bihî ve yestagfirûne lillezîne âmenû, rabbenâ vesi’te kulle şey’in rahmeten ve ilmen fagfir lillezîne tâbû vettebeû sebîleke vekıhim azâbel cahîm(cahîmi).

Arşı tutan melekler ve onun etrafındaki kişi (devrin imamı), Rab'lerini hamd ile tesbih ederler ve O'na îmân ederler. Ve âmenû olanlar için (Allah'tan) mağfiret dilerler: "Rabbimiz, Sen herşeyi rahmetle (rahmetinle) ve ilimle (ilminle) kuşattın. Böylece (mürşidin önünde) tövbe edenleri ve senin yoluna (Sıratı Mustakîm'e) tâbî olanları mağfiret et (günahlarını sevaba çevir). Onları cehennem azabından koru!”


25/FURKÂN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).

Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü'min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur'dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm'dir (rahmet nuru gönderendir).

Mürşidin önünde tövbe eden, nefsi islâh edici amellere başlayan kişinin Allah günahlarını sevaba çevirir. Yani sadece affetmekle kalmaz, iki defa affeder. Kim Rahmân'ın indinde ahd almışsa Allahû Tealâ'dan; sadece onlar şefaate yetkili olur.

19/MERYEM-87

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Rahmân'ın indinde, ahd ittihaz edenlerden (Allah'tan ahd alanlardan) başkası şefaate malik olamaz.

Diyanet İşleri

:

Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Rahmandan ahd almış olanlardan başkaları şefaat de edemez.

Adem Uğur

:

O gün Rahmân (olan Allah)'ın nezdinde söz ve izin alandan başkalarının şefâata güçleri yetmeyecektir.

Ali Bulaç

:

Rahmanın katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olmayacaklardır.

Ali Fikri Yavuz

:

Rahman’ın katında bir ahd (iman edip söz ve izin) almış olan kimseden başkaları şefaat etmeye sahip olamıyacaklardır.

Bekir Sadak

:

Rahman'in katinda bir ahd almis olandan baskasi asla sefaatte bulunamiyacaktir.

Celal Yıldırım

:

Rahmân'ın yanında bir söz almış olandan başkası şefaate yetkili olmayacak..

Diyanet İşleri (eski)

:

Rahman'ın katında bir ahd almış olandan başkası asla şefaatte bulunamıyacaktır.

Diyanet Vakfi

:

(85-87) Takvâ sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah'ın huzurunda topladığımız, günahkârları da susuz olarak cehenneme sürdüğümüz gün, Rahmân nezdinde söz ve izin alandan başkalarının şefâata güçleri yetmeyecektir.

Edip Yüksel

:

Rahman'ın yanında söz almış olanlardan başkası şefaat (aracılık) edemez.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Rahmanın nezdinde bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaate malik olamıyacaklar

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Rahman'ın katında bir söz almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

(O gün) Rahmân (olan Allah)'ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.

Fizilal-il Kuran

:

Allah'ın bu yolda yetki verdiği kimseler dışında hiç kimse bir başkasına aracılık, şefaat edemez.

Gültekin Onan

:

Rahmanın katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olmayacaklardır.

Hasan Basri Çantay

:

Çok esirgeyici (Allahın) nezdinde ahd edinmiş olanlardan başkaları şefaat (hakkına) mâlik olmayacaklardır.

İbni Kesir

:

Rahman'ın katında, ahid almış olanlardan başkası asla şefaatta bulunamayacaktır.

Muhammed Esed

:

(bu Günde, hayattayken) O sınırsız rahmet Sahibi'yle bir bağ, bir bağlantı içine girmiş olmadıkça kimse şefaatten pay alamayacaktır.

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Şefaate mâlik olamayacaklardır, ancak Rahmân'ın nezdinde bir ahd alan müstesna.

Şaban Piriş

:

Rahman’ın katında bir söz almış olandan başka hiç bir kimse şefaat edemez.

Suat Yıldırım

:

Rahman’ın huzurunda, söz almış olanlar dışında hiç kimse şefaat edemeyecek.

Süleyman Ateş

:

Yalnız Rahmân'ın huzûrunda söz almış olanlardan başkaları şefâ'at edemezler.

Tefhim-ul Kuran

:

Rahmanın katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olamayacaklardır.

Ümit Şimşek

:

Rahmân'dan bir söz almış olanlar dışında hiç kimsenin o gün şefaat yetkisi olmaz.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Rahman katında söz almış olandan başkaları şefaat imkânı bulamazlar.

 

 

Gösterim: 773