4/NİSÂ-102

Bismillâhirrahmânirrahîm

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekullâhe hakka tukâtihî ve lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne).

Ey âmenû olanlar, Allah'a karşı “O'nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah'a) teslim olmadan ölmeyin!


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : îmân edenler
3. ittekû allâhe : Allah'a karşı takva sahibi olun
4. hakka tukâti-hî : O'nun hak takvası ile, bi hakkın takva, en üst derece takva
5. ve lâ temûtunne (temûtu enne) : ve sakın siz ölmeyin
6. illâ : ...'den başka, ...olmadan
7. ve entum : ve siz
8. muslimûne : teslim olanlar

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allahû Tealâ bütün takvaların sahibi olmamızı burada açık bir şekilde emrediyor ve bunu sadece âmenû olanların yapabileceğini de kesin şekilde açıklamış:

"Ey âmenû olanlar, bu sizin görevinizdir. Âmenû olursanız bundan sonraki hedeflere gidebilirsiniz. Eğer âmenû değilseniz, Allah'a ulaşmayı dilemediyseniz bunları yapamazsınız." 

Takva sahibi olma emrini sadece âmenû olanlar gerçekleştirebilir. Âmenû olunca hakkıyla takvaya ulaşılır. 

Bütün sahâbe gerçek anlamda Allah'a teslim olmuşlardır. 7 takvanın sahibi olmuşlardır.

Hakk'ul yakîn'in, irşad makamının sahibi olmak, takvanın gerçek anlamda sonudur.

Hakkıyla takva sahibi olmak, kalbi müzeyyen kılan takva yani sadece insanın içinin aydınlanması değil, dışının da aydınlanması ve onun daha sonrası vardır. Bu takva bihakkın takvadır. O, Allah'ı gö-rerek takva sahibi olmuştur. Bu takvaların sonuncusudur ve en üst makamını ifade eder. 

Böylece Kur'ân-ı Kerim'de 7 kademede takva müessesesi vardır:

  1. takva Allah'a ulaşmayı dilemek
  2. takva mürşide ulaşmak
  3. takva ruhu Allah'a ulaştırmak
  4. takva fizik vücudu Allah'a teslim etmek
  5. takva nefsi Allah'a teslim etmek
  6. takva ihlâsa ula?mak
  7. takva iradeyi Allah'a teslim etmek

Muhtevaya baktığımız zaman asıl hedef bihakkk?n takvadır, 7. takvadır. Sahâbe irşad makamının sahibi olmuştur ve fevzül azîm onlara Allahû Tealâ tarafından verilmiştir. Bihakkın takva, azîm mükâfatları gerektirir: 

9 / TEVBE - 100: Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ıhsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır. 

 

 

3/ÂLİ İMRÂN-102

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Ey âmenû olanlar, Allah'a karşı “O'nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah'a) teslim olmadan ölmeyin!

Diyanet İşleri

:

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Ey inananlar, Allah'tan nasıl sakınmak lâzımsa öyle sakının ve ancak Müslüman olarak can verin.

Adem Uğur

:

Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.

Ali Bulaç

:

Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve siz, ancak müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin.

Ali Fikri Yavuz

:

Ey müminler! Gerçek takvâya yaraştığı gibi, Allah’dan korkup sakının ve her halde müslüman olarak can verin.

Bekir Sadak

:

Ey inananlar! Allah'tan, sakinilmasi gerektigi gibi sakinin, sizler ancak musluman olarak can verin.

Celal Yıldırım

:

Ey imân edenler! Allah'tan gerektiği gibi korkup (fenalıklardan, inkâra sapmaktan) sakının ve siz ancak Müslüman olarak can verin.

Diyanet İşleri (eski)

:

Ey inananlar! Allah'tan, sakınılması gerektiği gibi sakının, sizler ancak müslüman olarak can verin.

Diyanet Vakfi

:

Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.

Edip Yüksel

:

İnananlar! ALLAH'ı gereğince dinleyin ve müslümanlar (Tanrı'ya teslim olanlar) olarak ölmeye bakın.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Ey o bütün iman edenler! Allaha nasıl korunmak gerekse öyle korunun, hakkile müttaki olun ve her halde müslim olarak can verin

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkmak gerekiyorsa öyle korkup gerektiği gibi sakının ve kesinlikle müslüman olarak can verin!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.

Fizilal-il Kuran

:

Ey müminler, Allah'tan gerektiği gibi korkunuz ve mutlaka müslüman olarak ölünüz.

Gültekin Onan

:

Ey inananlar, Tanrı'dan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve siz, ancak müslüman olmaktan başka [bir din ve tutum üzerinde] ölmeyin.

Hasan Basri Çantay

:

Ey îman edenler, Allahdan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun. Sakın siz, müslümanlar (olmak)dan başka (bir sıfatla) can vermeyin.

İbni Kesir

:

Ey iman edenler; Allah'tan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun. Ve her halde müslüman olarak can verin.

Muhammed Esed

:

Siz ey imana ermiş olanlar! Derin bir duyarlıkla Allah'a karşı sorumluluğunuzun hakkıyla bilincinde olun ve O'na kendinizi yürekten teslim etmeden önce ölümün sizi alt etmesine izin vermeyin.

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Ey imân etmiş olanlar! Allah Teâlâ'ya bihakkın takvâ ile ittikada bulununuz. Ve siz ancak müslümanlar olduğunuz halde vefat ediniz.

Şaban Piriş

:

Ey iman edenler, Allah’tan gerektiği gibi korkup/sakının ve yalnızca (O’na) teslim olarak can verin.

Suat Yıldırım

:

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekirse öylece sakının! Ona lâyık olduğu tazimi gösterin ve ancak O’na teslim olan Müslüman olarak can verin!

Süleyman Ateş

:

Ey inananlar, Allah'tan, O'na yaraşır biçimde korkun ve ancak müslümanlar olarak ölün.

Tefhim-ul Kuran

:

Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve siz, ancak müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin.

Ümit Şimşek

:

Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve Müslüman olarak ölün.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Ey iman edenler! Allah'tan, kendisinden korkmaya yaraşır biçimde korkun. Müslümanlar olmanın/Allah'a teslim olmanın dışında bir hal üzere sakın can vermeyin.

 

 

Gösterim: 1189