16/NAHL-106

Bismillâhirrahmânirrahîm

مَن كَفَرَ بِاللّهِ مِن بَعْدِ إيمَانِهِ إِلاَّ مَنْ أُكْرِهَ وَقَلْبُهُ مُطْمَئِنٌّ بِالإِيمَانِ وَلَكِن مَّن شَرَحَ بِالْكُفْرِ صَدْرًا فَعَلَيْهِمْ غَضَبٌ مِّنَ اللّهِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

Men kefere billâhi min ba’di îmânihî illâ men ukrihe ve kalbuhu mutmainnun bil îmâni ve lâkin men şereha bil kufri sadran fe aleyhim gadabun minallâh(minallâhi), ve lehum azâbun azîm(azîmun).

Kalbi îmânla mutmain olmuş olduğu halde zorlanan kimse hariç, fakat kim îmânından (hidayete erdikten) sonra Allah'ı inkâr ederse ve kim küfre göğüs açarsa (irşad makamından şüphe edip fıska düşerse, kişinin küfrü talebi sebebiyle, Allahû Tealâ, onun göğsünü küfre açar, şerheder), artık Allah'tan bir gazap onların üzerinedir ve onlar için azîm azap vardır.

1.

men kefere

: kim inkâr ederse

2.

billâhi (bi allâhi)

: Allah'ı

3.

min ba'di

: den sonra

4.

îmâni-hî

: kendi îmânı, onun îmânı

5.

illâ

: hariç

6.

men ukrihe

: kim zorlanırsa, mecbur edilirse

7.

ve kalbu-hu

: ve onun kalbi

8.

mutmainnun

: tatmin olmuş

9.

bi el îmâni

: îmân ile

10.

ve lâkin

: fakat, ama, ve de

11.

men şereha

: kim açarsa, şerhederse

12.

bi el kufri

: küfre

13.

sadran

: göğüs

14.

fe aleyhim

: o zaman onlara, onların üstüne

15.

gadabun

: bir gazap

16.

minallâhi

: Allah'tan

17.

ve lehum

: ve onların vardır, onlar için vardır

18.

azâbun azîmun

: büyük azap

AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm

Bu âyetin bir kısmı, Mekke'de işkenceye uğrayan müslümanlar hakkındadır. Ammar (R.A) ve ailesinin müslüman olması üzerine Kureyşliler, annesi Sümeyye ve babası Yasir'e işkence ederek îmânlarından dönmelerini istediler. Sümeyye'yi, herbir ayağını bir deveye bağlayıp iki deveyi aksi yönde sürerek parçalattılar. Yasir (R.A) çeşitli işkencelerle öldürüldü. Yasir ve Sümeyye, İslâm'ın ilk kadın ve ilk erkek şehitleri oldular. Annesinin ve babasının ölümüne şahit olan ve kendisi de çok ağır işkencelere maruz kalan Ammar, dîninden döndüğünü söyleyerek canlarını onların elinden kurtardı. Bu olayı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e, "Ammar dînden çıkmış." diye anlattıklarında Peygamber Efendimiz (S.A.V) onlara şöyle buyurdu: "Hayır. Ammar, dîninden çıkmadı. Îmân tepeden tırnağa onun etine, kanına karışmıştır, îmân doludur. O ancak ruhsat kullanmıştır." Allahû Tealâ Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in bu sözlerini ispat sadedinde bu âyeti indirmiştir. Âyet, "Kalbi îmânla tatmin bulmuş olduğu halde baskı altında zorlanan hariç." diyor. "O kişi, Ammar, bu âyetin muhtevasından hariç." diyor.

Âyet-i kerimenin diğer kısmında ise hidayete erdikten sonra sadece resûlden değil, Allah'ı inkâr eden, Allah'tan şüpheye düşen kimseden bahsedilmektedir. O kişinin Allah'a ulaşmayı diledikten sonra hidayete erene kadar Allah'ı inkâr etmesi mümkün değildir. Çünkü Allahû Tealâ şeytanı kesinlikle devreye sokmayacak, devrede sadece Allah ve o kişi olacaktır. Allahû Tealâ sözünü tutar. Kim Allah'a ulaşmayı dilerse, Allahû Tealâ mutlaka onu (kişi hayattayken) Kendisine ulaştıracaktır.

Allah'ın göğsünü şerhettiği ve göğsünden kalbine yol açtığı kişinin kalbine îmân yazılır. Nefsinin kalbinin %51'i faziletle dolar, %49 karanlıklar kalır. Kişi ruhunu Allah'a ulaştırarak hidayete erer. O noktada Allah koruyucu zırhını kaldırır. Kişi Allah'ın Zat'ına ulaşmıştır. Ancak bundan sonra kişinin îmânından döndüğü (Allah'a inancını kaybettiği) Allah'tan şüpheye düştüğü görülebilir.

Fıska düşmenin üç temel şartı; irşad makamından, Allah'tan ve Allah'ın âyetlerinden şüphe etmektir. İşareti ise sebep ne olursa olsun günlük zikrin giderek azalmasıdır. Bu şüphe veya işaretten herhangibirisi kişi hidayete erdikten sonra oluşursa, Allah bütün işlemleri tersine çevirir.

Kişinin ruhu Allah'a ulaşmışken, ruh geri verilir. Başının üzerindeki devrin imamının ruhu geri alınır. Allah, kalbini açıp îmânı yazmışken, kalbini tekrar açıp, içindeki îmân kelimesini çıkartır. Kişinin göğsünden kalbine açtığı yolu yok eder. Hidayete erdikten sonra kişinin kalbi, küfür yoluna açılmıştır. Şeytanın yolu açık kalır, Allah'ın yolu kapanır.

16/NAHL-106

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Kalbi îmânla mutmain olmuş olduğu halde zorlanan kimse hariç, fakat kim îmânından (hidayete erdikten) sonra Allah'ı inkâr ederse ve kim küfre göğüs açarsa (irşad makamından şüphe edip fıska düşerse, kişinin küfrü talebi sebebiyle, Allahû Tealâ, onun göğsünü küfre açar, şerheder), artık Allah'tan bir gazap onların üzerinedir ve onlar için azîm azap vardır.

Diyanet İşleri

:

Kalbi imanla dolu olduğu hâlde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Canla, gönülle inanmışken ve yüreği, inançla yatışmışken zorla, cebirle, istemediği halde dininden döndüğünü söyleyenden başka inandıktan sonra Allah'ı inkâr eden, hattâ kâfirlikle yüreği genişleyen, hoşlanan kişi yok mu, bu çeşit kişileredir Allah'ın gazabı ve onlara pek büyük bir azap var.

Adem Uğur

:

Kim iman ettikten sonra Allah'ı inkâr ederse -kalbi iman ile dolu olduğu halde (inkâra) zorlanan başka- fakat kim kalbini kâfirliğe açarsa, işte Allah'ın gazabı bunlaradır; onlar için büyük bir azap vardır.

Ali Bulaç

:

Kim imanından sonra Allah'a (karşı) inkâra sapıp da, -kalbi imanla tatmin bulmuş olduğu halde baskı altında zorlanan hariç- inkâra göğüs açarsa, işte onların üstünde Allah'tan bir gazab vardır ve büyük azab onlarındır.

Ali Fikri Yavuz

:

Kalbi iman ile kararlaşmış olduğu halde, (küfür kelimesini söylemeye) cebredilenler (ve böylece yalnız dilleriyle söyliyenler) müstesna, kim Allah’a küfrederse, onlara şiddetli bir azab var; lâkin küfre bağrını açanlar üzerine Allah’dan bir gazab ve kendilerine çok büyük bir azab vardır.

Bekir Sadak

:

Gonlu imanla dolu oldugu halde, zor altinda olan kimse mustesna, inandiktan sonra Allah'i inkar edip, gonlunu kafirlige acanlara Allah katindan bir gazap vardir; buyuk azap da onlar icindir.

Celal Yıldırım

:

Kalbi imân ile yatışmış olduğu halde, zorlanan kimse dışında, inandıktan sonra Allah'ı inkâr edip göğsünü küfre açanlar üzerine Allah' tan bir gazab vardır ve büyük bir azâb da onlar içindir.

Diyanet İşleri (eski)

:

Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah'ı inkar edip, gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazap vardır; büyük azap da onlar içindir.

Diyanet Vakfi

:

Kim iman ettikten sonra Allah'ı inkâr ederse -kalbi iman ile dolu olduğu halde (inkâra) zorlanan başka- fakat kim kalbini kâfirliğe açarsa, işte Allah'ın gazabı bunlaradır; onlar için büyük bir azap vardır.

Edip Yüksel

:

Kalbi imanla dolu olduğu halde (inkara) zorlanan dışında, imandan sonra inkara göğsünü açıp ALLAH'ı inkar edenler ALLAH'tan bir gazabı hakketmişlerdir ve onlar için büyük bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Her kim imanından sonra Allaha küfrederse -kalbi iyman ile mutmainn olduğu halde ikrah edilen başka- velâkin küfre sinesini açan kimse lâbüdd onların üstüne Allahdan bir gadab iner ve onlara azîm bir azâb vardır

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Her kim imanından sonra Allah'a küfrederse kalbi imanla dolu olduğu halde zorlanan başka ve kim küfre göğsünü açarsa, onların üstüne kesinkes Allah'tan bir gazap iner ve onlara büyük bir azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Kalbi iman ile sükûnet bulduğu halde (dinden dönmeye) zorlananlar dışında, her kim imanından sonra küfre kalbini açarsa, mutlaka onların üzerine Allah'tan bir gazab gelir ve kendilerine çok büyük bir azab vardır.

Fizilal-il Kuran

:

iman ettikten sonra kâfir olanlar, Allah'ın gazabına uğrarlar, onun için büyük bir azap vardır. Yalnız bu hüküm, kalpleri kesin bir imanın hazzı ile donanmış olduğu halde baskı altında kalanlar için değil, fakat gönüllerinin kapısını inkârcılığa açanlar için geçerlidir.

Gültekin Onan

:

Kim inancından sonra Tanrı'ya küfredip de, -kalbi inançla tatmin bulmuş olduğu halde baskı altında zorlanan hariç- küfre göğüs açarsa, işte onların üstünde Tanrı'dan bir gazab vardır ve büyük azab onlarındır.

Hasan Basri Çantay

:

Kalbi îman üzere (sabit ve bununla) mutmein (ve müsterih) olduğu halde (cebr-ü) ikrah e uğratılanlar müstesna olmak üzere kim îmanından sonra Allâhı tanımaz, fakat küfre sîne (-i kabul) açarsa Allahın gazabı onların başındadır. Onlar için en büyük bir azâb vardır.

İbni Kesir

:

Kalbi imanla dolu olduğu halde zorlananların dışında, her kim; imanından sonra Allah'ı tanımayıp küfre göğüs açarsa; işte Allah'ın gazabı onların üzerinedir. Ve onlar için büyük bir azab vardır.

Muhammed Esed

:

İmana eriştikten sonra Allah'ı inkar eden kimseye gelince -ki, bundan kasıt, kalbi imanla dolu olduğu halde baskı altında inkar etmiş görünen kimse değil, fakat kalbini bile isteye hakkın inkarına açan kimsedir- işte böylelerinin üzerine Allah katından bir hışım çökecek ve onların payına çok büyük bir azap düşecektir:

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Kalbi imân ile mutmain olduğu halde icbar edilen müstesna, velâkin her kim imânından sonra Allah Teâlâ'yı inkâr eder de küfre sine açarsa işte onların üzerine Allah'tan bir gazap vardır ve onlar için pek büyük bir azap da vardır.

Şaban Piriş

:

Kim iman ettikten sonra Allah’a nankörlük ederse, kalbi iman ile dopdolu olduğu halde küfre zorlanan kimseden başka kim de göğsünü inkarcılığa açarsa, Allah’ın gazabı onların üzerinedir. Ve onlara büyük bir azap vardır.

Suat Yıldırım

:

Kalbi imanla dolu olarak mutmain iken, dini inkâr etmeye mecbur bırakılıp da yalnız dilleriyle inkâr sözünü söyleyenler hariç, kim imanından sonra Allah’ı inkâr ederek gönlünü inkâra açar, göğsüne küfrü yerleştirirse, onlara Allah tarafından bir gazap, hem de müthiş bir azap vardır.

Süleyman Ateş

:

İnandıktan sonra Allah'a nankörlük eden, -kalbi imanla yatışmış olduğu halde (inkâra) zorlanan değil- fakat küfre göğüs açan, (küfürle sevinç duyan) kimselere Allah'tan bir gazab iner ve onlar için büyük bir azâb vardır.

Tefhim-ul Kuran

:

Kim imanından sonra Allah'a (karşı) küfre sapıp da, -kalbi imanla tatmin bulmuş olduğu halde baskı altında zorlanan hariç- küfre göğüs açarsa, işte onların üstünde Allah'tan bir gazab vardır ve büyük azab onlarındır.

Ümit Şimşek

:

Kalbi imanla huzura ermiş olduğu halde inkâra zorlanan kimse hariç, kim iman ettikten sonra kâfir olur ve gönül rızasıyla inkârı benimserse, öyleleri Allah'ın gazabına uğrar; onların hakkı büyük bir azaptır.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Her kim imanından sonra Allah'a küfür eder, kalbi iman ile yatışmış halde iken baskıyla zorlanan hariç olmak üzere, inkâra göğüs açarsa, böylelerinin üzerine Allah'tan bir gazap iner. Bunlar için büyük bir azap da öngörülmüştür.

 

 

Gösterim: 881