3/ÂLİ İMRÂN-90

Bismillâhirrahmânirrahîm

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ بَعْدَ إِيمَانِهِمْ ثُمَّ ازْدَادُواْ كُفْرًا لَّن تُقْبَلَ تَوْبَتُهُمْ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الضَّآلُّونَ

İnnellezîne keferû ba’de îmânihim summezdâdû kufran len tukbele tevbetuhum, ve ulâike humud dâllûn(dâllûne).

Muhakkak ki, îmân ettikten sonra inkâr edenlerin ve sonra da küfürlerini artıranların, onların (üçüncü defa fıska düşenlerin) tövbeleri asla kabul edilmez. Ve işte onlar, dalâlette olanlardır.

1.

inne ellezîne

: muhakkak ki onlar

2.

keferû

: inkâr ettiler

3.

ba'de îmâni-him

: îmânlarından sonra

4.

summe

: sonra

5.

ezdâdû

: arttırdılar

6.

kufran

: küfürlerini

7.

len tukbele

: asla kabul olunmaz

8.

tevbetu-hum

: onların tövbeleri

9.

ve ulâike

: ve onlar

10.

hum ed dâllûne

: onlar dalâlette olanlardır

AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm

Bu âyetten çıkan sonuç şu (bir evvelki âyeti de devreye aldığımız zaman, daha evvel işaret ettiğimiz âyetle birlikte 3 âyet olmaktadır): Bütün insanlar başlangıçta fısktadır. Resûl belli, Allahû Tealâ tarafından ortaya konmuş. Tâbî olmuyorlar, tâbî olmayanların hepsine "fıskta" diyor, Allahû Tealâ 81. âyet-i kerimede.

Bu insanlar sonra tâbî olurlarsa fıskları bitiyor, hidayete eriyor, ruhları Allah'a ulaşıyor, önce mü'min oluyorlar, sonra teslim gerçekleşiyor ama ruhu Allah'a teslim ettikten sonra bu kişiler irşad makamından şüpheye düşerlerse tekrar fıska düşüyorlar ve herşey tersine dönüyor. Kalbin mührü açılıyor, içerideki îmân kelimesi Allahû Tealâ tarafından alınıyor. Kalbin içine tekrar küfür yazılıyor. Kişinin ruhu iade ediliyor, başının üzerindeki devrin imamının ruhu alınıyor ve kişi tekrar kâfir oluyor, küfre düşmüş oluyor. Bu 2. fısk.

Bundan sonra kişinin aklı başına gelirse, tekrar Allah'ın güzelliklerini yaşayabilir, tekrardan hidayete ulaşabilir. Böyle bir şey gerçekleştiği zaman kişi 2. defa hidayete ermiş olur, Allahû Tealâ kişi mürşidine tâbî olduğu anda tekrar kişinin kalbindeki mührü açar, kalbin içindeki küfür kelimesini 2. defa oradan alır, kalbin içine yeniden îmânı yazar. Ruh Allah'a doğru yola çıkar ve Allah'a mutlaka gene ulaşır (2. defa ulaşma). Kişinin başının üzerine devrin imamının ruhu vardır ve kişi hak mü'mindir. Ve ruh Allah'a ulaştığı için, hidayete ermiştir. Eğer kişi bundan sonra bir defa daha fıska düşerse, bir defa daha irşad makamından şüpheye düşerse, işte onun kalbindeki küfür artmıştır. Yani artık öyle bir küfür kelimesi oraya yazılmıştır ki, o 3. defa yazılan küfürdür. İkinci hidayetten sonra 3. fısk tahakkuk etmişse, 3. fısktan sonra Allahû Tealâ tekrar kabul etmez. Onu hidayete ehil görmez. İşte bir kişide küfrün artması bu istikâmette geçerlidir.

Bu muhtevada herkes için aynı şey söz konusudur. Sadece 3 defa fısk mümkündür. Başlangıçta herkes fasıktır. Allahû Tealâ her devirde mutlaka resûlünü vazifeli kılar. Bütün kavimlerde mutlaka resûl bir kişi, doğduğu andan itibaren vardır. Olmadığı bir devir yoktur.

3/ÂLİ İMRÂN-90

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Muhakkak ki, îmân ettikten sonra inkâr edenlerin ve sonra da küfürlerini artıranların, onların (üçüncü defa fıska düşenlerin) tövbeleri asla kabul edilmez. Ve işte onlar, dalâlette olanlardır.

Diyanet İşleri

:

Şüphesiz iman ettikten sonra inkâr eden, sonra da inkârda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

İnandıktan sonra kâfir olanlara, sonra da kâfirliklerini arttıranlara gelince: Tövbeleri hiç kabul edilmez ve onlardır sapıklar.

Adem Uğur

:

İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisidirler.

Ali Bulaç

:

Doğrusu, imanlarından sonra inkâr edenler, sonra inkârlarını arttıranlar; bunların tevbeleri kesinlikle kabul edilmez. İşte bunlar, sapıkların ta kendileridir.

Ali Fikri Yavuz

:

Elbette iman ettikten sonra kâfir olanlar ve sonra küfürlerini artıranların (son nefeste) tevbeleri kabul olunmaz. İşte bunlar sapıklardır.

Bekir Sadak

:

Inandiktan sonra inkar edip, inkarda asiri gidenler var ya, onlarin tevbeleri kabul edilmeyecektir. Iste sapiklar onlardir.

Celal Yıldırım

:

Şüphesiz ki, imân ettikten sonra inkâra sapıp sonra da inkârını artıran kimselerin tevbeleri (ümitsizlik ve ölüm ânında) kabul edilmiyecektir. İşte sapıklar bunlardır.

Diyanet İşleri (eski)

:

İnandıktan sonra inkar edip, inkarda aşırı gidenler var ya, onların tevbeleri kabul edilmeyecektir. İşte sapıklar onlardır.

Diyanet Vakfi

:

İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisidirler.

Edip Yüksel

:

İmanlarından sonra inkar edip de inkarlarında ileri gidenlerin tevbeleri kabul edilmez; onlar artık tümüyle sapmış demektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

elbette imanlarının arkasından küfretmiş sonra da küfürde ileri gitmiş kimselerin tevbeleri kabul olunmak ihtimali yoktur, bunlar hep dalâl içinde kalmış sapıklardır

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Kesinlikle inanmalarının arkasından inkara sapmış, sonra da inkarcılıkta ileri gitmiş olanların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar, hep sapıklık içinde kalmış kişilerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Şüphesiz imanlarının arkasından küfreden, sonra da küfrünü artırmış olanların tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.

Fizilal-il Kuran

:

İman ettikten sonra kâfir olanlar sonra da kâfirliklerini koyulaştıranlar; bunların tevbeleri kesinlikle kabul edilmez, bunlar sapıkların ta kendileridir.

Gültekin Onan

:

Doğrusu, inandıktan sonra küfredenler, sonra küfrlerini arttıranlar; bunların tevbeleri kesinlikle kabul edilmez. İşte bunlar sapıkların ta kendileridir.

Hasan Basri Çantay

:

Hakıykat, îmanlarının arkasından küfretmiş, sonra da küfrünü artırmış olanların tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.

İbni Kesir

:

İman ettikten sonra küfredip de, küfürleri artanların tevbeleri kabul edilmez. İşte onlar sapıkların kendileridir.

Muhammed Esed

:

İmana erdikten sonra hakikati inkara kalkışanlara ve sonra hakikati reddetmede (daha büyük bir inatla) ısrar edenlere gelince, şüphesiz, onların (diğer günahlardan dolayı) tevbeleri kabul edilmeyecektir; işte onlar gerçek sapkınlardır.

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Muhakkak o kimseler ki, imânlarından sonra kâfir oldular, sonra da küfrü arttırdılar, artık onların tevbeleri elbette kabul olunmayacaktır. İşte sapık olanlar, onlardır.

Şaban Piriş

:

İman ettikten sonra inkâr edip, inkârlarını artıranların tevbeleri kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir.

Suat Yıldırım

:

İmanlarından sonra küfre sapanların, sonra inkârda daha da ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmez. İşte asıl sapıklar bunlardır.

Süleyman Ateş

:

Onlar ki, inandıktan sonra inkâr ettiler, sonra inkârları arttı; onların tevbeleri kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların tâ kendileridir.

Tefhim-ul Kuran

:

Doğrusu, imanlarından sonra küfredenler, sonra küfürlerini arttıranlar; bunların tevbeleri kesinlikle kabul edilmez. İşte bunlar, sapıkların ta kendileridir.

Ümit Şimşek

:

İmanlarından sonra tekrar kâfir olup inkârlarında azıtanların ise tevbeleri kabul olunmaz. Çünkü onlar sapkınların tâ kendileridir.

Yaşar Nuri Öztürk

:

İmanlarından sonra küfre sapmış, sonra da küfürde daha da azıtmış olanların tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar, sapıkların ta kendileridir.

 

 

Gösterim: 729