21/ENBİYÂ-7

Bismillâhirrahmânirrahîm

وَمَا أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلاَّ رِجَالاً نُّوحِي إِلَيْهِمْ فَاسْأَلُواْ أَهْلَ الذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).

Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.


1. ve mâ ersel-nâ : ve biz göndermedik
2. kable-ke : senden önce
3. illâ : ancak, den başka, sadece
4. ricâlen : rical, erkekler,
5. nûhî : vahyederiz
6. ileyhim : onlara
7. fes'elû (fe es'elû) : o zaman sorun
8. ehle ez zikri : zikir ehline
9. in kuntum : eğer siz, iseniz
10. lâ ta'lemûne : siz bilmiyorsunuz

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Zikir ehli, daimî zikrin sahiplerindendir. Onlar ulûl'elbabtır. Ulûl'elbab, 7 vasfın sahiplerine verilen Kur'ân'daki isimdir. Onlar:

  1. Daimî zikrin sahipleridir.
  2. Nefslerinin kalbinde hiç afet kalmamıştır.
  3. Allah kalp gözlerini açmıştır. (Allah'ın bütün gösterdiklerini görürler.)
  4. Kalp kulaklarını açmıştır. (Allah'ın bütün söylediklerini işitirler.)
  5. Ehli tezekkürdürler, Allah ile her zaman konuşmak, her konuyu müzakere etmek imkânının sahibidirler.
  6. Ehli hayırdırlar. Daimî zikrin sahibi oldukları için her saniye derecat kazanırlar.
  7. Ehli hikmettirler. Kur'ân'daki hangi âyete baksalar, o âyetin 28 basamaktan hangisine dahil olduğunu derhal bilirler. Hakim veya hakem oldukları zaman Allah'tan sorarak karar verirler. Allah'tan sordukları için, Allah'ın müteşabih âyetlerini tezekkür edebilen sadece onlardır.



3 / ÂLİ İMRÂN - 7: Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmâllezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlihi, ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
Kitab'ı sana indiren O'dur. Onun bir kısmı muhkem (hüküm ihtiva eden, mânâsı açık olan) âyetlerdir, onlar Kitab'ın esasıdır ve diğerleri, muteşâbihtir (yoruma açık âyetlerdir). Fakat kalplerinde eğrilik (bâtıla meyil) bulunanlar, bu sebeble muteşâbih olanlara (yorum gerektirenlere) tâbî olurlar. Ondan fitne çıkarmak için, onun te'vilini (yorumunu) yapmak isterler. Ve onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: "Biz O'na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır" derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl'elbab (daimi zikrin ve sırların sahipleri) (tezekkür edebilir). 

Ulûl'elbab makamı, hikmet makamıdır. Ehli tezekkür herşeyi bilmez. Allahû Tealâ onun suallerinin cevabını ona söyleyecektir ve kişi her konuda Allah'tan bilgi sahibi olacaktır. Etrafındaki insanlar için de o bir ışıktır, ümit kaynağıdır. Ve insanların problemlerini Allah'a ulaştırdıkça, Allah'tan çözüm geldikçe, O'na olan güveni hergün biraz daha artacaktır. Allah'tan sormak imkânının sahibi olan ve aldığı cevapları, suali soranlara ileten kişi. 

Kur'ân-ı Kerim okumak bir zikirdir. Fakat her Kur'ân-ı Kerim okuyan ehli zikir değildir. Çünkü ehli zikrin muhtevası; kalp gözünün, kalp kulağının açık oluşu, daimî zikrin sahibi oluşudur. Gayp hakkında Allahû Tealâ hem göstererek hem de Kur'ân'daki âyetlerle onları tahkim ederek bilgilendirir. Allah'ın öğretisi göstermek, konu hakkında bilgi vermek ve Kur'ân'da hangi âyetle konudan bahsedildiğini anlatmaktır. O zaman herşey Allah ile bütünleşir. Ehli zikir olanlar Allah'ın sevgilileridir. 

Enbiya Suresinin 7. âyet-i kerimesi Kur'ân'ın önemli âyetlerinden biridir. Ehli zikir konusundaki asıl mertebe, Allahû Tealâ'nın irşad makamına tayin ettiği kişilerin mertebesidir. Onlar Allah'ın Zat'ını da görmüşlerdir, iradelerini Allah'a teslim etmişlerdir. Ve ehli zikrin gerçek hüviyeti, onlarda tezahür etmektedir. 

Ehli zikir müessesesi, Allah'ın bir güzelliğidir.

21/ENBİYÂ-7

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.

Diyanet İşleri

:

Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erleri göndermiştik insanlara, bilmiyorsanız sorun kitap ehlinin bilginlerine.

Adem Uğur

:

Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz.

Ali Bulaç

:

Biz senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkekler dışında elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o halde zikir ehline sorun.

Ali Fikri Yavuz

:

Biz, senden önce de, ancak kendilerine vahy ettiğimiz bir takım (senin gibi) erkek peygamberler gönderdik. Haydin, kitab ehli olanların alimlerine sorun, eğer bilmiyorsanız.

Bekir Sadak

:

Senden once de, kendilerine vahyettigimiz adamlar gonderdik. Bilmiyorsaniz kitablilara sorun.

Celal Yıldırım

:

Senden önce ancak Kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. (Kadınlardan peygamber göndermedik). Eğer bilmiyorsanız ilim ehlinden sorun.

Diyanet İşleri (eski)

:

Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun.

Diyanet Vakfi

:

Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz.

Edip Yüksel

:

Senden önce, insanların dışında elçi göndermedik; onlara vahyediyorduk. Bilmiyorsanız uzmanlara sorunuz

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Senden evvel de başka değil ancak kendilerine vahiy gönderdiğimiz bir takım ricâl gönderdik, haydin zikr ehline sorun bilmiyorsanız

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Senden önce de Biz, sadece kendilerine vahiy gönderdiğimiz birtakım erkekler gönderdik; bilmiyorsanız, haydi bilgisi olanlara sorun!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

(Ey Muhammed!) Biz, senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkek(peygamber)ler gönderdik. Bilmiyorsanız kitap ehli olanlara sorun.

Fizilal-il Kuran

:

Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik. Bilmiyorsanız şayet zikir ehline sorun.

Gültekin Onan

:

Biz senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkekler dışında elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o halde zikir ehline sorun.

Hasan Basri Çantay

:

Biz senden evvel de kendilerine vahy etdiğimiz erkeklerden başkasını (peygamber olarak) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız ehl-i zikre sorun.

İbni Kesir

:

Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız; zikir ehline sorun.

Muhammed Esed

:

Biz senden önce de (ey Muhammed,) kendilerine vahiy indirilen (ölümlü) adamlardan başkasını (elçi olarak) göndermedik; bunun içindir ki, (o inkarcılara de ki:) "Eğer kendiniz bilmiyorsanız, önceki kitapları okuyup izleyen kimselere sorun".

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Ve senden evvel de göndermedik, ancak kendilerine vahyeder olduğumuz birtakım erkekler gönderdik. Eğer siz bilmez kimseler oldunuz ise artık bilgin zâtlardan sorunuz.

Şaban Piriş

:

Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz adamlardan başkasını göndermedik. Kitap ehline sorun, eğer bilmiyorsanız ..

Suat Yıldırım

:

Biz senden önce de, ancak kendilerine vahiy gönderdiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Şayet bilmiyorsanız, bunu bilenlere sorunuz.

Süleyman Ateş

:

Biz, senden önce yalnız kendilerine vahyedilen erkeklerden başkasını elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız Zikir ehline (Kitap sâhiplerine) sorun.

Tefhim-ul Kuran

:

Biz senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkekler dışında peygamber göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, şu halde zikir ehline sorun.

Ümit Şimşek

:

Senden önce gönderdiklerimiz de kendilerine vahyettiğimiz adamlardan başka birşey değildi. Bilmiyorsanız ilim ehline sorun.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz erler gönderdik. Hadi, sorun zikir/Kur'an ehline, eğer bilmiyorsanız...

Gösterim: 1163