20/TÂHÂ-109

Bismillâhirrahmânirrahîm

يَوْمَئِذٍ لَّا تَنفَعُ الشَّفَاعَةُ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلًا

Yevme izin lâ tenfauş şefâatu illâ men ezine lehur rahmânu ve radıye lehu kavlâ(kavlen).

İzin günü, Rahmân’ın kendisine izin verdiği ve sözünden razı olduğu (tasarruf rızasının sahibi) kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez.

1. yevme izin : izin günü
2. lâ tenfau : fayda vermez
3. eş şefâatu : şefaat
4. illâ : ancak, ...’den başka
5. men ezine : izin verdiği kimse
6. lehu : ona
7. er rahmânu : Rahmân (Allah)
8. ve radıye : ve razı oldu
9. lehu : o, ona, ondan
10. kavlen : söz
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
İzin günü Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve kendisinden tasarruf rızasıyla razı olduğu kişi, her kavimdeki resûldür aynı zamanda devrin imamıdır. Sadece onun ruhu kişinin başının üzerine gelir. 

Sahâbenin talebi üzerine, Allahû Tealâ sahâbenin günahlarını affedecekti. Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in (burada kendisine izin verilen ve sözünden razı olunan kişi), talebi üzerine Allah sahâbenin günahlarını bir defa daha affedecek ve böylece günahlar sevaba çevrilmiş olacaktır. 

4/NİSÂ-64Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).
Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.
sadece Allah'ın kendisine izin verdiği kişi ve sadece izin günü (tâbiiyet günü) şefaat edebilir. Allah'ın sözünden razı olduğu kişinin şefaati, şefaat olarak geçerlidir:
72/CİNN-26Âlimul gaybi fe lâ yuzhiru alâ gaybihî ehadâ(ehaden).
O (Allah), gaybı bilendir. Fakat O, gaybını hiç kimseye izhar etmez (açıklamaz).
72/CİNN-27İllâ menirtedâ min resûlin fe innehu yesluku min beyni yedeyhi ve min halfihî rasadâ(rasaden).
Resûllerden razı oldukları (tasarruf rızasına ulaşmış olanları) hariç! O taktirde, muhakkak ki O (Allah), onların önünden ve arkasından gözetenler sevkeder ki,
Tasarruf Rızası'nın sahibi olan Devrin İmamı'nın önünde, sağında, solunda ve ardında muhafız melekler daima onunla beraberdirler. İzin günü Allah'a ulaşmayı dileyen kişinin mürşidine ulaşıp tâbî olduğu gündür. Mürşid ile mürid arasındaki tövbe merasiminde aynı anda kişi 12 ihsanla ulaşmışsa mürşidine, devrin imamı derhal harekete geçer. O kişinin başının üzerine, tövbe biter bitmez yerleşir ve böylece kişinin başının üzerinde artık bir muhafız oluşur. Yani kişi hafîz olur: 

50/KAF-31Ve uzlifetil cennetu lil muttakîne gayra baîdin.
Ve cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.
50/KAF-32Hâzâ mâ tûadûne li kulli evvâbin hafîz(hafîzin).
İşte size vaadolunan şey budur (cennettir). Bütün evvab (ruhu Allah’a ulaşarak sığınmış), ve hafîz olanlar (başlarının üzerine devrin imamının ruhu ulaşmış olanlar) için.
İşte o vaadin burada kendisinden razı olduğu kişi devrin imamıdır. Şefaat edebilecek özellikte sadece o vardır. Başka bir şefaatçi hiç kimseye fayda vermez. Taha Suresinin 108 ve 109. âyetleri bize bir büyük hakikati çok net bir şekilde ispat ediyor ki, şefaat kıyâmet günü yapılmaz, izin günü yapılır ve izin günü; davetçiye tâbî olunan gündür. Mürşid davetçidir. Davetçiye tâbî olunduğu gün ve onların başının üzerinde devrin imamının ruhunun varolacağı gün, izin günüdür. 

Kıyâmet günü de cehennemden çıkılarak cennete girilmesine izin verildiği için izin günüdür. Fakat o gün hiç kimse kimseye şefaat edemez.

20/TÂHÂ-109

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

İzin günü, Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden razı olduğu (tasarruf rızasının sahibi) kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez.

Diyanet İşleri

:

O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

O gün rahmânın izin verdiği ve sözünden hoşnût olduğu kimseden başka hiçbir fert şefâat de edemez.

Adem Uğur

:

O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez.

Ahmed Hulusi

:

O gün şefaat fayda vermez. . . Sadece Rahman'ın izin verdiği ve sözüne (illâ Allâh diyen) razı olduğu kimse müstesna!

Ahmet Tekin

:

O gün, Rahmet sahibi Rahmanın şefaat edilmesine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimselerden başkalarına şefaat fayda sağlamayacak; kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimselerden başkasının şefaati de fayda vermeyecek.

Ahmet Varol

:

O gün, kendisine Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz.

Ali Bulaç

:

O gün, Rahman (olan Allah)'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz.

Ali Fikri Yavuz

:

O gün, RAHMAN’ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.

Bekir Sadak

:

O gun Rahman'in izin verdigi ve sozunden hosnut oldugu kimseden baskasinin sefaati fayda vermez.

Celal Yıldırım

:

O gün şefaat yarar sağlamaz ; meğerki Rahmân'ın izin verdiği ve sözüne razı olduğu kimse şefaat etmiş olsun.

Diyanet İşleri (eski)

:

O gün Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

Diyanet Vakfi

:

O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez.

Edip Yüksel

:

O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünü uygun gördüğü kimseden başkasının şefaatı (aracılığı) yarar vermez.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

O gün şefaat faide vermez, ancak Rahmânın izin verdiği ve sözüne razı olduğu kimse müstesnâ

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

O gün Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başka, hiç kimsenin şefaati fayda vermez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

O gün, Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.

Fizilal-il Kuran

:

O gün rahmeti bol olan Allah'ın izin verdikleri ve sözünden hoşlandıkları dışında hiç kimsenin aracılığı, şefaati işe yaramaz.

Gültekin Onan

:

O gün, Rahmanın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz.

Hasan Basri Çantay

:

O gün çok esirgeyici (Allahın) kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaati fâide vermez.

Hayrat Neşriyat

:

'O gün, Rahmân’ın kendisine izin verdiği ve sözce kendisinden râzı olduğu(konuşmasına izin verdiği) kimseden başkasının şefâati fayda vermez.'

İbni Kesir

:

O gün; Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

Muhammed Esed

:

O Gün, hakkında sınırsız rahmet Sahibi'nin izin verdiği, sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasına kayırmanın, arka çıkmanın bir yararı olmayacaktır.

Ömer Nasuhi Bilmen

:

O gün şefaat faide vermez, ancak Rahmân kime izin verirse ve kim için söylemeğe razı olursa o müstesna.

Ömer Öngüt

:

O gün Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimseden başkasının şefaatı fayda vermez.

Şaban Piriş

:

O gün, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimselerden başkasına şefaat fayda vermez.

Suat Yıldırım

:

O gün, Rahman’ın şefaat izni verip sözünden razı olduğu kimselerden başkasının şefaati fayda vermez.

Süleyman Ateş

:

O gün Rahmân'ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefâ'ati fayda vermez.

Tefhim-ul Kuran

:

O gün, Rahman (olan Allah)'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz.

Ümit Şimşek

:

O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez.

Yaşar Nuri Öztürk

:

O gün şefaat yarar sağlamaz. Ancak Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimse müstesna...

 

 

Gösterim: 136