2/BAKARA-48

Bismillâhirrahmânirrahîm

وَاتَّقُواْ يَوْماً لاَّ تَجْزِي نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْئاً وَلاَ يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ وَلاَ يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلاَ هُمْ يُنصَرُونَ

Vettekû yevmen lâ teczî nefsun an nefsin şey’en ve lâ yukbelu minhâ şefâatun ve lâ yu’hazu minhâ adlun ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).

Ve, bir kimseden diğer bir kimseye, bir şeyin ödenmeyeceği ve ondan (hiç kimseden) bir şefaatin kabul edilmeyeceği ve hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve onlara yardım edilmeyeceği günden sakının.

1. ve ittekû : ve sakının, çekinin
2. yevmen : gün
3. lâ teczî : karşılığı ödenmez
4. nefsun : bir nefs, bir kimse
5. an nefsin : nefsten, bir kimseden
6. şey'en : bir şey
7. ve lâ yukbelu : ve kabul olunmaz
8. min-hâ : ondan
9. şefâatun : şefaat, yardım
10. ve lâ yu'hazu : ve alınmaz
11. min-hâ : ondan
12. adlun : bir adalet, bir bedel, bir fidye
13. ve lâ hum yunsarûne : ve onlara yardım olunmaz
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Kıyâmet günü hiçbiriniz başka biri için bir ödemede bulunamazsınız, başkaları da sizin için bir ödemede bulunamazlar. Cezadan kurtulmanız için bir fidye, söz konusu değildir. Kim bir başkasının hidayetine sebebiyet verirse o kişinin sevaplarından hidayete ulaşmasına yardımcı olana da verilir. Kim bir başkasının dalâletine sebebiyet verirse onun günahlarından onu dalâlete düşürenin üzerine de yazılır. Ama o günahı ve sevabı kim kazanmışsa onun üzerinde onlar aynen kalır. Bu sebeple Allahû Tealâ "Hiç kimse kimsenin günahını yüklenmez."diyor. Yani bütün günahkârlar, günahlarının tamamının cezasını mutlaka çekecektir. Ama onların günahkâr olmasına sebebiyet verenler de onların günahlarından bir kısmını yüklenecektir. Kişiler, günahkâr olmasına, cehenneme gitmesine, dalâlette kalmasına sebebiyet verdikleri insanların günahlarından bir kısmını yükleneceklerdir. Kimse bir başkasının günahını yüklenemez sözü, bir kişinin günahının başkaları tarafından alınıp da o kişinin günahsız hale getirilmesinin mümkün olmadığını ifade etmektedir. Allahû Tealâ günahları affeder hatta sevaba çevirir. 

Allahû Tealâ'nın mağfiret etmesi demek, kişinin günahlarını kişinin talebi üzerine Allah'ın affetmesi; devrin imamının talebi üzerine de bir defa daha affetmesi demektir. 

Peygamber Efendimiz (S.A.V) bütün sahâbeye şefaat etmiştir, onların bütün günahlarının sevaba çevrilmesini de sağlamıştır. Ama kıyâmet günü Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in bütün ümmetine şefaat edeceğine dair bir söylentiye Kur'ân-ı Kerim bu âyetle geçit vermiyor. Kıyâmet günü kimsenin şefaati kabul edilmez. 

Kıyâmet günü hiç kimse kimsenin günahını yüklenemiyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in de şefaati sahâbe için dünya üzerinde tahakkuk etmiştir. Peygamber Efendimiz bir hadîsinde: "Benim şefaatim dünyadadır." diyor. Ama şeytan insanlara: "Peygamber Efendimiz (S.A.V) bütün ümmetine kıyâmet günü şefaat edecek ve onların hepsini cennetine alacaktır." diyor. Şeytan bunları söyleyerek insanları Allah'ın yolundan ayırmaya çalışıyor. Allahû Tealâ da diyor ki: "İnsanların çoğu mutlaka cehenneme gidecektir." 

Bu âyetle;
  1. Kıyâmet günü Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in, ümmetine şefaat edeceği ve ümmetindeki herkesin kurtulacağı,
  2. Allah'a kim inanıyorsa onun Allah'ın cennetine mutlaka gideceği şeklinde iki korkunç yalan görüyoruz ki bütün insanları, Allah'ın yolundan saptırmaya yeterli olmuş asırlar boyu. Bu sebeple toplumun çoğunun kurtulması mümkün değil.

2/BAKARA-48

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Ve, bir kimseden diğer bir kimseye, bir şeyin ödenmeyeceği ve ondan (hiç kimseden) bir şefaatin kabul edilmeyeceği ve hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve onlara yardım edilmeyeceği günden sakının.

Diyanet İşleri

:

Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Korkun o günden ki hiç kimse, bir başkasının yerine bir şey ödeyemez o gün; kimsenin kimseye şefaati kabul edilmez, kimseden karşılık da alınmaz, onlara yardım da edilmez.

Adem Uğur

:

Öyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse başkası için herhangi bir ödemede bulunamaz; hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz; onlara asla yardım da yapılmaz.

Ahmed Hulusi

:

Kimsenin kimseyi kurtarmak için bir şey ödeyemeyeceği süreçten korunun; (o süreçte) ne (birbirine) şefaat kabul edilir, ne fidye ödenerek biri kurtarılabilir ne de onlara yardım gelir.

Ahmet Tekin

:

Kimsenin, hiçbir şekilde başkasının yerine sorguya çekilmeyeceği; başkasının başına geleceklerin bir kısmını bile göğüsleyemeyeceği; kâfir olarak ölenler için hiçbir şefaatçinin şefaatinin kabul edilmeyeceği; cezaların fidyeye çevrilmeyeceği, kimselere yardımın da yapılmayacağı bir günden, Allah’a sığınıp emirlerine yapışarak, günahlardan arınıp, kendinizi azaptan koruyun.

Ahmet Varol

:

Hiç kimsenin kimse adına bir şey yapamayacağı, kimseden bir şefaatin kabul edilmeyeceği, kimseden fidye alınmayacağı ve onların (hesaba çekilenlerin) bir yardım göremeyecekleri günden sakının.

Ali Bulaç

:

Ve hiç kimsenin, hiç kimse adına bir şey ödemeyeceği, hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının.

Ali Fikri Yavuz

:

Bir de öyle bir azâb gününden sakının ve korkun ki, o günde (kıyamette) hiç bir kimse, hiç bir kimse adına bir şey ödeyemez, kimseden şefâat da kabul edilmez; azâbdan kurtulmak için kimseden bedel ve karşılık alınmaz. (Allah’ın azabından kurtulmak hususunda) o kâfirlere yardım da yapılmaz.

Bekir Sadak

:

Kimsenin kimseden faydalanamiyacagi, kimseden bir sefaat kabul edilmeyecegi, kimseden bir fidye alinmayacagi ve yardim gorulmeyecegi gunden korunun.

Celal Yıldırım

:

Ve hiç bir kimsenin hiçbir kimse için birşey ödeyemiyeceği, hiç kimseden (kâfirler hakkında) şefaat kabul olunmayacağı, hiçbir kimseden kurtuluş akçesi alınmayacağı ve onların yardım olunmayacağı günden korkup sakının.

Diyanet İşleri (eski)

:

Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.

Diyanet Vakfi

:

Öyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse başkası için herhangi bir ödemede bulunamaz; hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz; onlara asla yardım da yapılmaz.

Edip Yüksel

:

Öyle bir günden sakının ki, kimse kimsenin yerine birşey ödeyemez, aracılık (şefaat) kabul edilmez, kimseden bir fidye alınmaz ve yardım da edilmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Ve öyle bir günden korunun ki kimse kimseden bir şey ödeyemez, kimseden şefaat de kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz, hem onlar kurtarılacak da değillerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Ve kimsenin kimseden bir şey ödeyemeyeceği, kimseden şefaatin kabul olunmayacağı, kimseden fidyenin alınmayacağı ve kimsenin kurtarılamayacağı bir günden sakının!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz.

Fizilal-il Kuran

:

Öyle bir günden korkun ki, o gün hiç kimse başkasının yerine bir şey ödeyemez, hiç kimseden aracılık kabul edilmez, hiç kimseden fidye alınmaz ve hiç kimse başkalarından yardım görmez.

Gültekin Onan

:

Kimsenin kimse yerine birşey ödeyemeyeceği, aracılık (şefaat) kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım da edilmeyeceği bir günden sakının.

Hasan Basri Çantay

:

Ve öyle bir günden korkun ki (o günde) hiçbir kimse, hiçbir kimse nâmına bir şey ödeyemez. Ondan her hangi bir şefaat kabul olunmaz. Ondan bir fidye (bedel) alınmaz, onlara (Allahın azabından kurtulmak hususunda) yardım da edilmez.

Hayrat Neşriyat

:

Ve öyle bir günden sakının ki, (o gün) kimse, kimse nâmına bir şey ödemez, ondan(Allah’ın izni olmadıkça) bir şefâat de kabûl edilmez, ondan bir fidye de alınmaz ve onlar yardım (da) olunmazlar!

İbni Kesir

:

Ve öyle bir günden korkun ki; o günde kimse, kimse için bir şey ödeyemez. Şefaat kabul edilmez. Fidye alınmaz ve onlara yardım da edilmez.

Muhammed Esed

:

Ve hiçbir insanın ötekine en ufak bir yararının dokunmayacağı, hiç kimseden şefaatin kabul edilmeyeceği, kimseden fidye alınmayacağı ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği Gün(ün mutlaka gelip çatacağı) bilinciyle yaşasanıza!

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Öyle bir günden korkunuz ki, o günde hiçbir şahıs hiçbir şahıstan dolayı hiçbir şey ödemez. Ve o şahıstan hiçbir şefaat kabul edilmez. Ve ondan hiçbir fidye alınmaz. Ve onlara ne de yardım olunurlar.

Ömer Öngüt

:

Hiç kimsenin hiç kimse adına bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden şefaat kabul edilmeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği azap gününden korkup sakının.

Şaban Piriş

:

Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım da görülmeyeceği bir günden kendinizi koruyun.

Suat Yıldırım

:

Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse başkasının yerine birşey ödeyemez, kimseden şefaat kabul edilmez, hiç kimseden fidye alınmaz, hem onlara yardım da edilmez.

Süleyman Ateş

:

Ve öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse, kimsenin cezâsını çekmez (borcunu ödemez); kimseden şefâat (aracılık, iltimas) da kabul edilmez; kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım yapılmaz.

Tefhim-ul Kuran

:

Ve hiç kimsenin, hiç kimse adına bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden bir şefaatin kabul edilmeyeceği ve hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korkup sakının.

Ümit Şimşek

:

Bir de öyle bir günden korkun ki, ne kimse bir başkasının cezasını öder, ne kimseden şefaat kabul edilir, ne kimseden fidye alınır, ne de onlar bir yardım görürler.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Ve korkun o günden ki, hiç bir benlik bir başka benliğin herhangi bir şeyi için karşılık ödemez; hiç bir benlikten şefaat kabul edilmez, hiç bir benlikten fidye alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez.

 

 

Gösterim: 207