33/AHZÂB-67

Bismillâhirrahmânirrahîm

وَقَالُوا رَبَّنَا إِنَّا أَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَاءنَا فَأَضَلُّونَا السَّبِيلَا

Ve kâlû rabbenâ innâ ata’nâ sâdetenâ ve kuberâenâ fe edallûnâs sebîl(sebîlâ).

Ve cehennemde olanlar derler ki: “Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza (dînde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sıratı Mustakîmi’nden) saptırdılar.”

1. ve kâlû : ve dediler
2. rabbe-nâ : Rabbimiz
3. innâ : muhakkak biz
4. eta'nâ : itaat ettik
5. sâdete-nâ : sâdatlarımız, dînde ileri gelenlerimiz
6. ve kuberâe-nâ : ve büyüklerimiz
7. fe : artık, böylece, bu sebeple
8. edallûne : saptırdılar
9. es sebîlen : yol
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Dîn konusundaki sâdatlara yani dînin ileri gelenlerine insanlar itaat etmişlerdir. Sâdatlar ise onları sebîlden saptırmışlardır. Dikkat edin! Tâbiiyet kelimesi geçmiyor, itaat etmek geçiyor. Her zaman bir tarafta resûl, diğer tarafta da büyük kısmı mutlaka resûle karşı olan o ülkenin dîn konusunda ileri gelenleri olmuşlardır. Allahû Tealâ buyuruyor ki:

23/MU'MİNÛN-44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.
Hiçbir kavim, resûlünü kabul etmemiş, büyük kısmı ona karşı çıkmıştır. Bunun sebebi onların alıştıkları dîn statüsündeki işlemlerdir. Dîn deyince insanlar namaz kılmayı, oruç tutmayı, zekât vermeyi, hacca gitmeyi, kelime-i şahadet getirmeyi anlıyorlar. İslâm, teslim olmak demektir. İnsanlar, İslâm'ın beş şartını yerine getirmekle Allah'a teslim olacaklarını ve cennete gideceklerini düşünüyorlar. İşte bu sâdatlara itaat etmek demektir. 

Dîn, 14 asırdan beri bir yozlaşmanın içinde, buraya kadar gelmiştir. Artık ne Allah'a ulaşmayı dilemek ne irşad makamına ulaşıp tâbiiyet ne ruhu Allah'a ulaştırıp teslim etmek, ne fizik vücudu teslim etmek, ne nefsi Allah'a teslim etmek, ne irşada ulaşmak, ne de iradeyi Allah'a teslim etmek kalmıştır. 

Kur'ân, bu 7 safhayı da üzerimize farz kılmış,14 asır evvel bütün sahâbe bu yedi safhayı da gerçekleştirmişlerdir. 

Allah'ın, Kur'ân'da mevcut olan ama yürürlükten kaldırılmış olan, dünya ve cennet saadetine ulaştıracak olan temel farzlarının yani 7 safhanın hiçbiri İslâm'ı yaşadığını zanneden büyük kitlelerce gerçekleştirilmemektedir. Mutlaka tatbik edilmesi gerekir.

33/AHZÂB-67

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Ve cehennemde olanlar derler ki: "Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza (dînde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sıratı Mustakîmi'nden) saptık."

Diyanet İşleri

:

Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.”

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Ve Rabbimiz derler, gerçekten de ulularımıza ve büyüklerimize itâat ettik de onlar, sapıttı yolumuzu.

Adem Uğur

:

Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yoldan saptırdılar, derler.

Ali Bulaç

:

Ve dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten biz, efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik, böylece onlar bizi yoldan saptırmış oldular."

Ali Fikri Yavuz

:

Yine şöyle diyecekler: “- Ey Rabbimiz! Doğrusu bizler, beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler.

Bekir Sadak

:

(67-68) «ORabbimiz! Biz yoneticilerimize ve buyuklerimize itaat etmistik, fakat onlar bizi yoldan saptirdilar.» «Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onlari buyuk bir lanete ugrat» derler. *

Celal Yıldırım

:

Ve dediler ki: «Ey Rabbimiz! Doğrusu biz efendilerimize ve büyüklerimize uyduk, onlar da bizi şaşırtıp yolumuzu saptırdılar.

Diyanet İşleri (eski)

:

(67-68) 'Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.', 'Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat' derler.

Diyanet Vakfi

:

Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yoldan saptırdılar, derler.

Edip Yüksel

:

Derler ki, 'Rabbimiz, sadatlarımıza/şeyhlerimize ve büyüklerimize uyduk; onlar da bizi yoldan saptırdılar.'

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Ya rabbena, demektedirler: doğrusu bizler beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Yine derler ki: «Ey Rabbimiz, doğrusu biz, beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Yine derler ki: «Ey Rabbimiz! Biz beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler.»

Fizilal-il Kuran

:

«Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar» derler.

Gültekin Onan

:

Ve dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten biz, efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik, böylece onlar bizi yoldan saptırmış oldular."

Hasan Basri Çantay

:

(Onlara tabî olanlar da o gün): «Ey Rabbimiz, hakıykat biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk. Onlar da bizi yoldan sapdırdılar» demişlerdir (diyeceklerdir).

İbni Kesir

:

Ve dediler ki: Rabbımız; biz büyüklerimize ve yöneticilerimize itaat etmiştik. Onlar da bizi yoldan saptırdılar.

Muhammed Esed

:

Ve "Ey Rabbimiz!" diyecekler, "Biz liderlerimize ve ileri gelenlere uyduk, bizi doğru yoldan uzaklaştıranlar onlardır!

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Ve demiş olacaklardır ki: «Yarabbi! Muhakkak biz reislerimize ve büyüklerimize itaat ettik. Artık onlar da bizi doğru yoldan sapıttılar.»

Şaban Piriş

:

Rabbimiz, biz liderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik, onlar da bizi yoldan saptırdılar.

Suat Yıldırım

:

"Ey ulu Rabbimiz!" derler, "sözün doğrusu, biz önderlerimizin ve büyüklerimizin dediklerine uyduk, ama onlar bizi yoldan saptırdılar."

Süleyman Ateş

:

Ve dediler ki: "Rabbimiz, biz beylerimize ve büyüklerimize uyduk da bizi yoldan saptırdılar."

Tefhim-ul Kuran

:

Ve dediler ki: «Rabbimiz, gerçekten biz, efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik, böylece onlar bizi yoldan saptırmış oldular.»

Ümit Şimşek

:

'Rabbimiz,' derler. 'Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik. Onlar da bizi yoldan saptırdılar.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Ve derler ki: "Rabbimiz biz, efendilerimize, büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar."

 

 

Gösterim: 312