42/ŞÛRÂ-13

Bismillâhirrahmânirrahîm

شَرَعَ لَكُم مِّنَ الدِّينِ مَا وَصَّى بِهِ نُوحًا وَالَّذِي أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى وَعِيسَى أَنْ أَقِيمُوا الدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا فِيهِ كَبُرَ عَلَى الْمُشْرِكِينَ مَا تَدْعُوهُمْ إِلَيْهِ اللَّهُ يَجْتَبِي إِلَيْهِ مَن يَشَاء وَيَهْدِي إِلَيْهِ مَن يُنِيبُ

Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).


1. şerea : şeriat kıldı
2. lekum : size, sizin için
3. min ed dîni : dînden
4. mâ vassâ : vasiyet ettiği şey, farz kıldığı şey
5. bi-hi : onu, onunla
6. nûhan : Nuh
7. ve ellezî : ve o
8. evhaynâ : biz vahyettik
9. ileyke : sana
10. ve mâ vassaynâ : ve vasiyet ettiğimiz şey, farz kıldığımız şey
11. bi-hi : onu, onunla
12. ibrâhîme : İbrâhîm
13. ve mûsâ : ve Musa
14. ve îsâ : ve İsa
15. en ekîmû : ikame etmeleri, ayakta, hayatta tutmaları
16. ed dîne : dîn
17. ve lâ teteferrekû : ve ayrılığa düşmeyin, fırkalara ayrılmayın
18. fî-hi : onda, onun hakkında
19. kebure : büyük oldu, ağır geldi
20. alâ el muşrikîne : müşriklere
21. mâ ted'û-hum : onları davet ettiğin şey
22. ileyhi : ona, kendisine
23. allâhu : Allah
24. yectebî : seçer
25. ileyhi : ona, kendisine
26. men : kimse, kişi
27. yeşâu : diler
28. ve yehdî : ve hidayete erdirir, ulaştırır
29. ileyhi : ona, kendisine
30. men : kimse, kişi
31. yunîbu : yönelir

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Şura Suresinin 13. âyet-i kerimesi Kur'ân-ı Kerim'in en önemli âyetlerinden biridir. Allahû Tealâ, Allah'a ulaşmayı dileyen; yani Allah'a yönelen kişiyi mutlaka Kendisine ulaştıracağını ifade etmektedir. Allahû Tealâ, insanlardan bir kısmını seçeceğini, seçtiklerinden de Allah'a ulaşmayı dileyenleri Kendisine ulaştıracağını söylemektedir, garanti etmektedir. Bu âyet açık bir şekide Rum Suresinin 30, 31, ve 32. âyetleriyle alâkalıdır. 

30 / RÛM - 30: Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Artık hanif olarak kendini (vechini) dîn için ikame et, Allah'ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah'ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) dîn budur. Fakat insanların çoğu bilmez. 

Allahû Tealâ sadece tek bir dînin olduğunu, bütün insanları hanif fıtratıyla yarattığını ve yaratmasında değişiklik görülemeyeceğini ifade etmektedir. Allahû Tealâ, bütün insanları kıyâmete kadar hep hanif fıtratıyla yani hanif dînini yaşayabilecek olan özelliklerle yaratacaktır. 

30 / RÛM - 31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne). 
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın. 

Müşriklerden olmayan (şirke düşmeyen) kişinin, Allah'a ulaşmayı dileyen kişi olduğu kesinleşmektedir. Allahû Tealâ, Rum suresinin 32. âyet-i kerimesinde şirki anlatmaktadır: 

30 / RÛM - 32: Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû şiyeâ(şiyean), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).
(O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar. 

Allahû Tealâ'nın şirk tarifi açık ve kesin bir şekilde burada yerli yerine oturmaktadır: Şirk içinde olanlar Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerdir, Allah'a yönelmeyenlerdir. Allah'a yönelmiş olsalardı tek bir fırka oluşturacaklardı (73. fırka) ve diğer bütün fırkalar bunun dışında kalacaklardı (72 fırka). Müşrikler Allah'a ulaşmayı kesinlikle dilemiyorlar, dileseler gizli şirkten kurtulacaklar. Rum-32 ve Şura-13'te gizli şirkten bahsedilmektedir.

Allah'a yönelip de takva sahibi olanların içinde bulunduğu tek fırka bütün insanlar için bir kurtuluştur. Allah kimi dilerse onu Kendisine seçer ve bu seçtiklerinden Allah'a ulaşmayı dileyenleri mutlaka Kendisine ulaştırır. Allah'ın seçtiği ve seçmediği insanlar vardır. Allahû Tealâ insanların %90'dan fazlasını seçer. Allah'a ulaşmayı dilemekten insanları men etmeyen herkes seçilir. Seçilenlerin de hepsinin kalbi kasiyet bağlamıştır. Henüz o kişi Allah'a ulaşmayı dilememiştir ve kalbi kapkaranlıktır. Bu karanlık kalpliler Allah'a ulaşmayı dilemedikleri gibi başka insanların da Allah'a ulaşmasına mani olurlarsa, Allah onları dalâlette ve şirkte bırakır, onları seçmez. Bu şirk; gizli şirktir. 

Âyet-i kerime açık ve kesin bir şekilde insanların ikiye ayrıldığını, bir kısmının Allah'a ulaşmayı dilediğini ve şirkten kurtulduğunu diğer kesimin şirkte kaldığını söylemektedir.

Allah'ın insanlardan beklediği şey Allah'a ulaşmayı dilemeleridir. Allah, Kendisine ulaşmayı dileyenleri Kendisine ulaştıracaktır. O insanlar ruhlarını Allah'a ulaştırmayacaklardır. Allah, onların ruhlarını Kendisine ulaştıracaktır. Bu kişilere namazı, orucu, zikri, bütün ibadetleri sevdiren Allah'tır. Allah'ın sevdirmesiyle kişi bütün ibadetlerini yerine getirir.

42/ŞÛRÂ-13

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

Diyanet İşleri

:

“Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Dîne âit hükümlerden, Nûh'a tavsiye ettiğini ve sana vahyettiklerimizi ve İbrâhîm'e, Mûsâ ve İsâ'ya tavsiye ettiklerimizi, size de gidilecek yol olarak bildirdi, açıkladı; dîne yapışın ve o hususta hiçbir ayrılığa düşmeyin. Onları, inanmaya çağırdığın şey, müşriklere pek büyük, pek ağır gelmede. Allah, dilediğini kendisine seçer ve kim, ona dönerse doğru yolu gösterir ona.

Adem Uğur

:

Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin diye Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı. Fakat kendilerini çağırdığın bu (din), Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine (peygamber) seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.

Ali Bulaç

:

O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.

Ali Fikri Yavuz

:

“-Dini elbirlik tatbik edin ve ayrılığa düşmeyin.” diye Allah, dinden (tevhid esasından) Nûh’a tavsiye ettiğini ve sana vahy eylediğimizi; bir de İbrahîm’e, Mûsa’ya, İsâ’ya tavsiye ettiğimizi, sizin için şeriat yaptı. Müşriklere, kendilerini davet ettiğin bu tevhid dini ağır geldi. Allah ona, (bu hak dine) dilediklerini seçecek ve ona dönüb itaat edenleri hidayete erdirecektir.

Bekir Sadak

:

Allah Nuh'a buyurdugu seyleri size de din olarak buyurmustur. Sana vahyettik; Ibrahim'e, Musa'ya ve Isa'ya da buyurduk ki: «Dine bagli kalin, onda ayriliga dusmeyin.» Putperestleri cagirdigin sey onlarin gozunde buyumektedir. Allah diledigini kendine secer, kendisine yneleni de dogru yola eristirir.

Celal Yıldırım

:

O, Nuh'a vasiyyet ettiği şeyleri, sana vahyettiklerimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyyet ettiklerimizi size şeriat yaptı da «dini dosdoğru ayakta tutun, onda ayrılığa düşmeyin!» (buyurdu). Allah'a ortak koşanlara, kendilerini davet ettiğin şey çok ağır gelmektedir. Allah dilediğini ona (o çağrıya veya kendine) seçer ve kendine yönelip gönül vereni doğru yola eriştirir.

Diyanet İşleri (eski)

:

Allah Nuh'a buyurduğu şeyleri size de din olarak buyurmuştur. Sana vahyettik; İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da buyurduk ki: 'Dine bağlı kalın, onda ayrılığa düşmeyin.' Ortak koşanları çağırdığın şey onların gözünde büyümektedir. Allah dilediğini kendine seçer, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.

Diyanet Vakfi

:

«Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin» diye Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı. Fakat kendilerini çağırdığın bu (din), Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine (peygamber) seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.

Edip Yüksel

:

Daha önce Nuh'a buyurduğu dini size yasa olarak belirledik. Sana vahyettiğimiz gibi İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da öğütledik: 'Bu dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.' Fakat kendilerini çağırdığın şey, ortak koşanlara ağır gelmektedir. ALLAH dileyeni kendine seçer ve kendisine yöneleni doğruya ulaştırır.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Sizin için: dinden Nuha tavsıye ettiğini ve sana vahyeylediğimizi ve İbrahime ve Musâya ve Isâya tavsıye kıldığımızı teşri' buyurdu şöyle ki: dinî doğru tutun ve onda tefrikaya düşmeyin, müşriklere bu da'vet ettiğin emir ağır geldi, Allah ona dileklerini seçecek ve yüz tutanları ona hidâyetle irdirecektir

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

O, size dinde Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi ve İbrahim, Musa ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi de kanun kıldı. Şöyle ki: Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin! Bu davet ettiğin iş müşriklere ağır geldi. Allah, ona dilediklerini seçecek ve kendine yüz tutanları (yönelenleri) de ona hidayetle eriştirecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Allah dinden Nuh'a tavsiye buyurduğu şeyi sizin için de bir kanun yaptı ve (Ey Muhammed!) sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye buyurduğumuzu da şeriat kıldı. Şöyle ki: Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Fakat senin kendilerini davet ettiğin şey, müşriklere ağır geldi. Allah dilediğini kendine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.

Fizilal-il Kuran

:

Allah, dinden Nuh'a tavsiye ettiği, sana vahyettiğimiz, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimiz 'Allah'ın dinini hayata egemen kılın ve bu konuda görüş ayrılığına düşmeyin' direktifini sizin için bir hayat düsturu olarak öngördü. Fakat kendilerini çağırdığın bu düstur Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.

Gültekin Onan

:

O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Tanrı, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.

Hasan Basri Çantay

:

O, «Dîni doğru tutun, onda tefrikaya düşmeyin» diye (asl-ı) dînden hem Nuuha tavsiye etdiğini, hem sana vahyeylediğimizi, hem İbrâhîme, Musâye ve îsâye tavsiye etdiğimizi sizin için de şerîat yapdı. Senin kendilerini da'vet etmekde olduğun (bu) şey müşriklerin üzerinde büyüdü (ağır geldi.) Allah kimi dilerse buna onu seçib çeker, (ancak kendisine itâatla) dönmekde olanları buna muvaffak eder.

İbni Kesir

:

Dine bağlı kalın ve onda tefrikaya düşmeyin, diye dinden Nuh'a buyurduğunu, size de teşri buyurdu. Sana vahyettiğimizi ve İbrahim'e, Musa'ya, İsa'ya buyurduğumuzu. Kendilerini çağırdığın bu şey; müşriklere ağır geldi. Allah; dilediğini kendisine seçer. Kendisine yöneleni de hidayete iletir.

Muhammed Esed

:

O, itikadi konularda, Nuh'a emrettiğini -ve sana (ey Muhammed,) vahiy aracılığıyla öğrettiğimizi ve aynı zamanda İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya emrettiğimizi- sizin için uygun gördü. (Sahih) itikada sağlam bir şekilde sarılın ve o konuda bütünlüğünüzü bozmayın. Onları çağırdığın bu (itikad bütünlüğü) başka varlıkları veya güçleri Allah'a ortak koşanlara ağır gelse (bile). Allah dileyen herkesi kendine çeker ve O'na yönelenleri doğru yola ulaştırır.

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Sizin için dinden meşrû kıldı, kendisiyle Nûh'a tavsiye etmiş olduğunu. Ve o şeyi ki, sana vahyettik ve o şeyi ki, onunla İbrahim'e, Mûsa'ya ve İsa'ya vasiyyette bulunduk, dini doğru tutun ve onda tefrikaya düşmeyin(den ibarettir). Müşriklerin üzerine kendisine dâvet ettiğin şey ağır geldi. Allah dilediği kimseyi kendisine intihab eder ve (Hakk'a) dönen kimseyi hidâyete erdirir.

Şaban Piriş

:

Dini ayakta tutun ve onda grup grup ayrılmayın, diye Allah’ın Nuh’a tavsiye ettiğini, sana da vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiklerini, size de dinin kuralları yapmıştır. Müşrikleri davet ettiğin şey, onlara ağır gelir. Allah, dilediğini kendine seçer ve kendine yönelen kimseye yol gösterir.

Suat Yıldırım

:

O, "Dini doğru anlayıp hükümlerini uygulayın ve o hususta tefrikaya düşmeyin!" diye, din esasları olarak Nuh’a emrettiğini, hem sana vahyettiğimizi, keza İbrâhim’e, Mûsâ’ya, Îsâ’ya emrettiğimizi sizin için de din kıldı. Senin insanları dâvet ettiğin esaslar, müşriklere çok ağır gelmektedir. Halbuki Allah dilediği kullarını bu din için seçer ve gönülden Kendine yöneleni doğru yola iletir.

Süleyman Ateş

:

O size, dinden Nûh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrâhim'e, Mûsâ'ya ve Îsâ'ya tavsiye ettiğimizi şeri'at (hukuk düzeni) yaptı. Şöyle ki: Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Fakat kendilerini çağırdığın (bu) esas, Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allâh dilediğini kendisine seçer ve iyi niyyetle yöneleni kendisine iletir.

Tefhim-ul Kuran

:

O: «Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin» diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırmakta olduğun şey, müşrikler üzerine ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete eriştirir.

Ümit Şimşek

:

Allah Nuh'a emrettiği şeyi sizin için de dinin hükümleri cümlesinden yasalaştırdı. Aynı şeyi, 'Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin' diye, sana da vahyettik; İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da emrettik. Fakat senin kendilerini davet ettiğin şey müşriklere ağır geldi. Allah ise ona dilediği kimseyi seçer ve kendisine yönelenleri doğru yola iletir.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Sizin için, dinden, Nûh'a önerdiğini, sana vahyettiğini, İbrahim'e, Mûsa'ya ve İsa'ya önerdiğimizi şöyle diyerek kanunlaştırdı: "Dini dosdoğru tutun; onda bölünüp fırkalara ayrılmayın!" Onları çağırdığın bu tutum, şirke bulaşanlara çok ağır gelmiştir. Allah, dilediğini kendisi için seçer ve hakka yönelenleri kendisine iletir.

Abdullah Aydın

:

O, "dini doğru tutun ve ayrılığa düşmeyin" diye din olarak Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi sizin için de şeriat (hukuk düzeni) yaptı. Müşriklere, kendilerini davt ettiğin bu tevhid dini ağır geldi. Allah buna (hak dine) kimi dilerse onu seçip çeker ve ancak kendisine dönüp; itaat edenleri buna muvaffak eder.

Ahmet Davudoğlu

:

Sizin için dinden, Nûh'a tavsiye ettiğini; sana vahy buyurduğumuzu; İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi size de şeriat yaptı. Şöyle ki: Dini doğru tutun. Onda ayrılığa düşmeyin. Müşriklere, kendilerini davet ettiğin din büyük (ağır) geldi. Allah bu dine, dilediklerini seçecek ve yönelenleri ona hidayet edecektir.

Ali Arslan

:

Allah (senin çağırmakta olduğun tevhide) dilediğini seçer ve O'na yönelen kimseyi (tevhidi kabule) muvaffak kılar.

Arif Pamuk

:

O, dinden Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi, size de şeriat yaptı. Şöyle ki: "Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!" Fakat kendilerini çağırdığın şey Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, dilediğini kendine seçer ve kendisine yöneleni de hidayete iletir.

Ayntabî Mehmet Efendi

:

Allah Teâlâ, size dinden Nuh A.S.'a tavsiye ettiğini ve sana vahyeylediğimizi, İbrahim, Musa ve İsa'ya (A.S.) tavsiye kıldığımızı teşri' buyurdu. Şöyle ki: Dini ikame edin! Ve din hususunda tefrîkaya düşmeyin! Müşrikleri dine (tevhîde) da'vet etmen, onlara pek ağır geldi. Allahû Tealâ tevhidine dilediğini ihtiyar ve kendisine dönenleri irşad ve tevfikiyle O'na hidayet eder.

Bahaeddin Sağlam

:

Allah, istediğini (peygamberlik için) seçer ve O'na yönelenleri doğru yola iletir.

Diyanet Vakfı (1993)

:

Allah dilediğini kendisine (peygamber) seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.

Hasan Tahsin Feyizli

:

Allah dilediğini bu (tevhid dîni)ne seçer ve (kendisine itâatle) döneni de buna eriştirir.

Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay

:

Allah, dilediğini kendine seçer, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.

Hüseyin Kaleli

:

“Dini dosdoğru tutun, onda parçalanmayın” diye Nuh’a dinden kendisine vasiyet ettiği şeyi, sana vahyettiğimizi de, İbrâhîm’e ve Mûsâ ile Îsâ’ya onu tavsiye ettiğimizi sizin için şeriat kıldı. Onları kendisine davet ettiğin şey müşriklere ağır geldi. Allâh dileyeceği kimseleri O’na seçer, yönelen kimseleri de O’na sevkeder.”

İsmail Mutlu, Şaban Döğen

:

Nuh'a emrettiği şeyi Allah sizin içinde dinin hükümlerinden kıldı ki, onu sanada vahyetmiştik. Aynı şeyi İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da emretmiştik ve "Dini dosdoğru muhafaza edin ve onda ayrılığa düşmeyin" buyurmuştuk. Kendilerini davet ettiğin şey müşriklere pek ağır geldi. Allah hak din için dilediğini seçer ve kendisine yönelen kimseyi doğru yola iletir.

Mustafa İslamoğlu

:

O, dinin (esasa ilişkin) kısmından Nûh’a bildirdiğini –ki o sana vahyettiğimiz, dahası İbrahim, Musa ve İsa’ya da bildirdiğimizdir- size de yol kıldı ki, dini çığırından çıkarmayın ve bu konuda tefrikaya düşmeyin!

Nedim Yılmaz

:

Allah “dîni ayakta tutun onda ayrılığa düşmeyin” diye dînden Nuh’a tavsiye ettiğini, Sana vahyettiğimizi, İbrâhîm’e İsa’ya ve Musa’ya tavsiye ettiğimizi bize de şeriat (kanun) yaptı. Fakat Allah’a ortak koşanlara onları kendisine çağırdığın bu esas ağır geldi. Allah dilediğini o dîne çeker ve Kendisine yöneleni o dîne giden yola iletir.

Ömer Rıza Doğrul

:

O -dînden Nuh’a emrettiğini, Sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimizi apaçık beyan ettik. İhlâs ve itaatte dosdoğru olun. İhlâs ve itaatte ayrılığa düşmeyin. Müşrikleri (dîne) davet etmeniz onlara çok ağır gelir. Hak Teâlâ dilediğini Kendine seçer. (Her zaman) O’na dönenleri Kendine iletir.

Talat Koçyiğit

:

Allah, dilediğini kendisine seçer. Kendine yöneleni de hidayete erdirir.

Ziya Kazıcı, Necip Taylan

:

Allah, dilediğini kendisi için seçer. Ve tevbe ile dönmekte olanları da buna muvaffak kılar.

Bir Heyet

:

Allah dilediğini kendisine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.

 

 

 

Gösterim: 1352