23/MU'MİNÛN-60

Bismillâhirrahmânirrahîm

وَالَّذِينَ يُؤْتُونَ مَا آتَوا وَّقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلَى رَبِّهِمْ رَاجِعُونَ

Vellezîne yu’tûne mâ âtev ve kulûbuhum veciletun ennehum ilâ rabbihim râciûn(râciûne).

Ve onlar vereceklerini verirler. Onlar, Rab'lerine geri dönenler (ulaşanlar) olduğundan onların kalpleri titrer.


1. ve ellezîne : ve o kimseler
2. yu'tûne : verirler
3. mâ âtev : verecekleri şey
4. ve kulûbu-hum : ve onların kalpleri
5. veciletun : titreyerek
6. enne-hum : muhakkak ki onlar, onlar ..... olduğundan
7. ilâ rabbi-him : Rab'lerine
8. râciûne : dönenler, rücu edenler

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allahû Tealâ bu insanlara cezbe veriyor. Bu insanlar Allah'a vereceklerini vermişler, ruhlarını Allah'a ulaştırmışlar ve Rab'lerine rücu etmişlerdir. Allahû Tealâ Yunus Suresinin 7. ve 8. âyet-i kerimelerinde (Bu insanlar, Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerdir.) şöyle buyuruyor: 

10 / YÛNUS - 7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır. 

10 / YÛNUS - 8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir). 

Buradaysa vereceklerini verenler, Allah'a ulaştıracakları ruhlarını ölmeden evvel Allah'a ulaştıranlardır. Ve bu sebeple onlar Rab'lerine geri dönenlerdir, rücu edenlerdir. Ve onların kalpleri titrer. Onlar Allahû Tealâ'dan cezbe alırlar, cezbenin sahipleridir.

23/MU'MİNÛN-60

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

Ve onlar vereceklerini verirler. Onlar, Rab'lerine geri dönenler (ulaşanlar) olduğundan onların kalpleri titrer.

Diyanet İşleri

:

Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler,

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Öyle kişilerdir onlar ki verecekleri neyse verirler ve yürekleri, şüphesiz olarak dönüp Rablerinin tapısına varacaklarını bildikleri için korkuyla dolar.

Adem Uğur

:

Ve Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar;

Ali Bulaç

:

Ve gerçekten Rablerine dönecekler diye, vermekte olduklarını kalpleri ürpererek verenler;

Ali Fikri Yavuz

:

Rablerinin huzuruna varacaklarından kalbleri korkarak verdiklerini (zekâtlarını) verenler,

Bekir Sadak

:

(57-61) Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine es kosmayanlar, Rablerine donecekleri icin kalbleri urpererek vermeleri gerekeni verenler, iste onlar iyi islerde yaris ederler, o ugurda ileri gecerler.

Celal Yıldırım

:

Onlar ki kendilerine verilen (nîmetler)den (Allah yolunda muhtaçlara) verirler ve Rablarına mutlaka döneceklerini (bildikleri) için kalbleri ürperir;

Diyanet İşleri (eski)

:

(57-61) Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.

Diyanet Vakfi

:

Ve Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar;

Edip Yüksel

:

Rab'lerine döneceklerinin bilincinde olarak verenler,

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Ve rablarının huzuruna varacaklarından yürekleri çarparak vergilerini verenler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Ve Rablerinin huzuruna varacaklarından yürekleri çarparak vergilerini verenler,

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar;

Fizilal-il Kuran

:

Ve onlar ki, Rabb'lerine dönecekler diye kalpleri ürpererek verdikleri şeyi verirler.

Gültekin Onan

:

Ve gerçekten rablerine dönecekler diye vermekte olduklarını kalpleri ürpererek verenler;

Hasan Basri Çantay

:

(57-58-59-60-61) Hakıykaten Rablerini büyük tanıyıb (Onun korkusuyle) rikkate gelenler, Rablerinin âyetlerine îman etmekde sebat gösterenler, Rablerine eş tutmaz olanlar, Rablerinin huzuruna döneceklerinden yürekleri kork (u ile çarp) arak vergilerini verenler (yok mu?) İşte bunlardır ki hayırlarda sür'at yarışı yaparlar ve bunlar onun için tâ önde gidenlerdir.

İbni Kesir

:

Ve Rabblarına döneceklerinden kalbleri ürpererek vermeleri gerekenleri verenler,

Muhammed Esed

:

sonunda Rablerine dönecekleri düşüncesi içinde kalpleri titreyerek vermeleri gerekeni verenler:

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Ve o kimseler ki, onlar Rablerinin huzuruna muhakkak varacaklarından dolayı kalpleri şiddetli korkarak verdiklerini (sadakaları vesâireyi) verirler.

Şaban Piriş

:

Rab’lerine dönecek oldukları için kalpleri çarparak vereceklerini verenler..

Suat Yıldırım

:

Rab’lerine dönüp hesaba çekileceklerinden, yaptıkları hayırları kalpleri titreyerek yapanlar.

Süleyman Ateş

:

Verdiklerini, Rablerinin huzûruna dönecekleri düşüncesiyle kalbleri korkudan ürpererek verirler.

Tefhim-ul Kuran

:

Ve onlar gerçekten Rablerine dönecekler diye, vermekte olduklarını kalpleri ürpererek verenler;

Ümit Şimşek

:

Verdiklerini de, Rablerinin huzuruna varacaklarının bilinci içinde, kalpleri ürpererek verirler.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Onlar ki, verdiklerini, Rablerine dönecekleri için kalpleri ürpererek verirler;

Abdullah Aydın

:

Rabblerine döneceklerinden yürekleri korku ile ürpererek zekâtlarını verenler,

Ahmet Davudoğlu

:

Ve Rabblerinin huzuruna döneceklerinden yürekleri çarparak zekâtlarını verenler!..

Ali Arslan

:

(zekât ve sadakadan) verdiklerini, Rabblerin huzuruna dönecekler diye kalpleri korku ile ürpererek verenler (var ya)!

Arif Pamuk

:

Verdiklerini, Rablerine dönecekleri için, kalpleri ürpererek verenler,

Ayntabî Mehmet Efendi

:

Ve Rabbleri Cella Şânühu'ya rücu edeceklerinden kalpleri titreyerek vereceklerini (zekât ve sadakalarını) verirler.

Bahaeddin Sağlam

:

Ve onlar ki Rabblerinin huzuruna döneceklerine inandıklarından, verdikleri hayır ve sadakaları kalpleri korku ile ürpererek verirler.

Diyanet Vakfı (1993)

:

Ve Rabblerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar.

Hasan Tahsin Feyizli

:

Rabblerinin huzuruna döneceklerinden, yürekleri titreyerek verecekleri (zekât, sadaka gibi vergileri)'ni verenler (var ya)...

Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay

:

Kalpleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler...

Hüseyin Kaleli

:

“Ve şüphesiz Rablerine dönücüler olduklarından verdiklerini kalpleri titreyerek verenlerdir.”

İsmail Mutlu, Şaban Döğen

:

Onlar verdiklerini Rablerinin huzuruna dönecekleri korkusuyla kalbleri ürpererek verirler.

Mustafa İslamoğlu

:

(57-58-59-60-61) Şüphesiz Rablerine karşı duydukları derin saygıdan dolayı tir tir titreyenler, Rablerinin mesajlarına inananlar, Rablerine şirk koşmayanlar, en sonunda yine Rablerine döneceklerine inandıklarından, yüreklerinde tarifsiz bir ürperti duyarak vermeleri gerekeni verenler: İşte onlardır hayırlarda öne geçmek için can atanlar; nitekim onlardır bu konuda öne geçecek olanlar.

Nedim Yılmaz

:

(60-61) Yaptıklarını Rabblerine döneceklerinden korktukları için kalpleri titreyerek yapanlar… İşte bunlar hayır işlerinde koşuşurlar ve hayır işlerine en önde giderler.

Ömer Rıza Doğrul

:

(59-60-61)Rablerine asla eş-ortak katmayanlar, Rablerine döneceklerine (inandıklarından) yürekleri titreyerek vereceklerini verenler, onlar hayır işlerine koşarak yarışırlar ve hayır işlerine varmakta ileri geçerler.

Talat Koçyiğit

:

Rablerine döneceklerinden, verdiklerini kalpleri korkarak verirler.

Ziya Kazıcı, Necip Taylan

:

Ve şunlar ki, kendilerine verilenden verirler ve Rabblerinin huzuruna döneceklerinden kalpleri titrer.

Bir Heyet

:

Ve, Rabblerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yaparlar.

 

 

Gösterim: 487