22/HACC-24

Bismillâhirrahmânirrahîm

وَهُدُوا إِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِ وَهُدُوا إِلَى صِرَاطِ الْحَمِيدِ

Ve hudû ilet tayyibî minel kavli ve hudû ilâ sırâtıl hamîd(hamîdi).

(Onlar), sözün güzeline (Allahû Tealâ'ya ulaşmayı dilemeye) yöneltildiler ve Sıratı Hamîd'e (İslâm'ın 7 safhasından birincisinin yoluna) hidayet olundular (ulaştırıldılar).


1. ve hudû : ve hidayet edildiler (yöneltildiler, ulaştırıldılar)
2. ilâ et tayyibî : temize, iyiye, güzele
3. min el kavli : sözden (sözün)
4. ve hudû : ve hidayet edildiler (yöneltildiler, ulaştırıldılar)
5. ilâ sırât el hamîdi : hamid olan yola

AÇIKLAMA 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allahû Tealâ, Zumer Suresinin 17. ve 18. âyet-i kerimelerinde buyuruyor ki: 

39 / ZUMER - 17: Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi). 
Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele! 

39 / ZUMER - 18: Ellezîne yestemiûnel kavle fe yettebiûne ahseneh(ahsenehu), ulâikellezîne hedâhumullâhu ve ulâike hum ulûl elbâb(elbâbi). 
Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah'ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl'elbabtır (daimî zikrin sahipleri). 

Sözün en güzeline tâbî olmak insanları hidayete erdirir, ruhlarının Allah'a ulaşmasını sağlar. Allahû Tealâ Zumer-18' de sahâbe için "Onlar sözü dinlerler, sözün en güzeline tâbî olurlar yani Allah'a ulaşmayı dilerler ve sonra da Allah'a ulaşırlar." diyor. Öyleyse sözün en güzeli Allah'a ulaşmayı dilemektir. Bu, şeytana kul olmaktan kurtulup, Allah'a kul olmayı ifade eder. Ayrıca, en üstün kulluk (Resûl ve Nebîler hariç) iradenin teslimi olduğu cihetle sözün en güzeli irade teslimi olarak da değerlendirilebilir. ve Allahû Tealâ "kullarımı müjdele" demektedir. Sahâbeye sözün en güzeline uymaları emrediliyor. Onlar da buna uyuyorlar, Allah'a ulaşmayı diliyorlar. En güzel, çünkü kişiyi cehennemden cennete alan tek çözüm, tek çare, tek yol Allah'a ulaşmayı dilemektir. Ayrıca hepsi irade teslimini gerçekleştirdikleri için ikinci açıdan da sözün en güzeline tâbî olmuşlardır.

22/HACC-24

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr

:

(Onlar), sözün güzeline (Allahû Tealâ'ya ulaşmayı dilemeye) yöneltildiler ve Sıratı Hamîd'e (İslâm'ın 7 safhasından birincisinin yoluna) hidayet olundular (ulaştırıldılar).

Diyanet İşleri

:

Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.

Abdulbaki Gölpınarlı

:

Ve onlar, sözün en temizini söylemeye irşâd edilmişlerdir ve onlar hamde lâyık Tanrının yoluna irşâd edilmişlerdir.

Adem Uğur

:

Ve onlar, sözün en güzeline yöneltilmişler, övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

Ali Bulaç

:

Onlar, sözün en güzeline iletilmişlerdir ve övülen doğru yola iletilmişlerdir.

Ali Fikri Yavuz

:

O iman edenler, sözün en güzeline (tevhid kelimesine) hidayet edilmişler ve hak yoluna (islâm dinine) iletilmişlerdir.

Bekir Sadak

:

Bu kimseler, sozun guzelini isitecek duruma ulastirilmislar, ovulmege layik olan Allah'in yoluna eristirilmislerdir.

Celal Yıldırım

:

Bunlar sözün güzeline, nezihine eriştirilmişlerdir; her an her türlü güzel övgüye lâyık (olan Allah)ın yoluna iletilmişlerdir.

Diyanet İşleri (eski)

:

Bu kimseler, sözün güzelini işitecek duruma ulaştırılmışlar, övülmeğe layık olan Allah'ın yoluna eriştirilmişlerdir.

Diyanet Vakfi

:

Ve onlar, sözün en güzeline yöneltilmişler, övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

Edip Yüksel

:

Onlar sözün güzeline iletilmişlerdir, onlar En Çok Övülen'in yoluna iletilmişlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

:

Hem sözün hoşuna hidayet edilmişlerdir, hem hamîdin yoluna hidayet edilmişlerdir

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

:

Her sözün hoşuna eriştirilmişler, hem de çok hamdedilen Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

:

Hem sözün güzelini işitecek duruma ulaştırılmışlar, hem de övülmeye layık (olan Allah'ın) yoluna eriştirilmişlerdir.

Fizilal-il Kuran

:

Onlar güzel söze yöneltilmişler ve övgüye lâyık yola iletilmişlerdir.

Gültekin Onan

:

Onlar sözün en güzeline iletilmişlerdir ve övülen doğru yola iletilmişlerdir.

Hasan Basri Çantay

:

Onlar sözün en güzeline irşâd edilmişler, kendisine çok hamdedilen (Allah) ın doğru yoluna iletilmişlerdir.

İbni Kesir

:

Onlar sözün en güzeline alıştırılmışlar ve övülmeye layık olan Allah'ın doğru yoluna iletilmişlerdir.

Muhammed Esed

:

çünkü böyleleri sözün en iyisine, en tutarlısına yönelmek (arzusunu göster)diler ve böylece O bütün övgülere layık olan'a götüren yola yöneltildiler.

Ömer Nasuhi Bilmen

:

Ve onlar sözden en temiz olana hidâyet olunmuşlardır ve hem de ziyâde hem de müstahik olan (Allah Teâlâ'nın) yoluna erdirilmiştirler.

Şaban Piriş

:

Sözün en güzeline yöneldiler .. Hamd’e layık olanın yoluna yöneldiler ..

Suat Yıldırım

:

Çünkü onlara sözlerin en güzelini söylemek nasib edilmiş, bütün güzel övgülere lâyık olan Allah’ın yoluna hidâyet edilmişlerdir.

Süleyman Ateş

:

Sözün güzeline ve çok övülen(Allâh)ın yoluna iletilmişlerdir.

Tefhim-ul Kuran

:

Onlar, sözün en güzeline iletilmişlerdir ve övülen doğru yola iletilmişlerdir.

Ümit Şimşek

:

Onlar sözün en güzeline iletilmişlerdir; onlar, her türlü övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

:

Sözün güzeline ve tatlısına ulaştırılmışlardır; Hamîd olan Allah'ın yoluna ulaştırılmışlardır.

Abdullah Aydın

:

O îmân edenler, sözün en güzeline (tevhid kelimesine) yönelmişler, kendisine çok hamdedilen Allah'ın doğru yoluna (İslâm dinine) iletilmişlerdir.

Ahmet Davudoğlu

:

Onlar, sözün en güzeline (la ilahe illallah demeye) hidayet edilmişlerdir. Evet, onlar Allah'ın doğru yoluna hidayet edilmişlerdir.

Ali Arslan

:

Onlar (mü'minler) sözün en doğrusuna (sehadet ve hamd kelimesine) yöneltilmişlerdir. Ve yine onlar el-Hamid (olan Allah'ın) yoluna iletilmişlerdir.

Arif Pamuk

:

Onlar, sözün en güzeline ve çok övülen Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

Ayntabî Mehmet Efendi

:

Onlar sözün güzeline ve çok hamdedilen Allah'ın dinine, (İslâm dinine) hidayet olunmuşlardır.

Bahaeddin Sağlam

:

(Çünkü) onlara sözün güzeli gösterilmiş idi. Ve onlar çok yüce ve mükemmel olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

Diyanet Vakfı (1993)

:

Ve onlar, sözün en güzeline yöneltilmişler; övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

Hasan Tahsin Feyizli

:

Onlar (dünyada) sözün en güzeli (olan tevhid kelimesi)'ne eriştirilmişler ve çok övülmeye lâyık olan (Allah)'ın yoluna iletilmiştir.

Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay

:

Bu kimseler, sözün güzelini işitecek duruma ulaştırılmışlar, övülmeye lâyık olan Allah'ın yoluna eriştirilmişlerdir.

Hüseyin Kaleli

:

“Hem de sözden güzel olana iletilmişler ve övülen yola yöneltilmişlerdir.”

İsmail Mutlu, Şaban Döğen

:

Onlar sözün en güzeli olan kelime'i tevhid'e hidayet olmuşlardır. Ve onlar, her türlü övgüye layık olan Allah'ın yoluna hidayet olmuşlardır.

Mustafa İslamoğlu

:

Evet, onlar düşünülüp dile gelebilir olanın en iyisine yönlendirildiler; zira onlar (dünyadayken) bütün övgülere lâyık olanın (dosdoğru) yoluna yöneltilmişlerdir.

Nedim Yılmaz

:

Onlar sözün hoş olanına iletilmişlerdir. Onlara övgüye lâyık, Allah’a giden yol gösterilmiştir.

Ömer Rıza Doğrul

:

Bunlar sözün iyisine iletilmişlerdir. Övülmeye değer, Allah'ın yolunu bulmuşlardır.

Talat Koçyiğit

:

Bunlar, sözün güzeline ve çok hamdedilen Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

Ziya Kazıcı, Necip Taylan

:

Onlar, iyi sözlere ve bizatihi hamde lâyık olan Mevlâ'nın doğru yoluna hidayet olunmuşlardır.

Bir Heyet

:

Ve onlar, sözün en güzeline yöneltilmişler, övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.

 

 

Gösterim: 493