İç ve Dış Düşman İşbirliği Halinde

Batının Türk Düşmanlığı

Ülkemiz Siyasi, Askeri ve ekonomik küresel baskı altında, varlık mücadelesini sürdürüyor. Daha önce de yazdık. Bu günlerde tekrar hatırlamakta fayda var. 15 Temmuz 2016 FETÖ darbesi ile ülkemiz Arap ülkeleri gibi kargaşa içine çekilmek istendi. Bir senelik bir inceleme sonunda, hainlerin devletin kılcal damarlarına kadar sızdıkları. Terör ile mücadeleyi engelledikleri, Devletimizi çökertmek için fırsat kolladıkları tespit edildi. Takiyyeci ve gizli çalıştıkları için tespit edilip, tamamen temizlenmelerinin zor olduğu bildiriliyor. Milletimize karşı tarihi düşmanlığı olan iç ve dış tüm hainlerle ile işbirliği içinde oldukları net bir şekilde belli oldu.

 

Türk’e düşman olan batı ülkelerinin bölücü ve FETÖ’cü bu hainleri koruyup, savunmalarını çok normal buluyorum. Batının demokrasi anlayışı budur. Düşmanlarını politik manevralar kontrol altına tutmak. Demokratik ilkeler söylemi onların elini kolunu bağlayıp, zenginliklerini sömürmektir. Milli duruşlara asla tahammül edemezler. Menfaatlerine aykırı bir gelişme olursa, demokratik ilkeler ayaklar altına alınır. Bu sebeple soy kırımı yapan İsrail, darbeci Mısır yönetimi desteklenir. Arap baharına tepki gösterilir. Eset gibi diktatörlere sahip çıkılır.

Türkiye batıyı yıllarca, komünizmin yayılmacı siyasetinden korudu. Şimdi onlar, bizi arkamızdan vurmak isteyen bölücüler ve Devletimizi çökertmek isteyen hainlerimize bilinçli olarak destek veriyor.  Bizi Avrupa birliğine kabul etmiyor. Türkiye gibi büyük bir devlete karşı, Kıbrıs Rumları tercih ediliyor. Batının gerçek dost olmadıkları artık çok açık bir şekilde belli olmuştur. Ancak, batıya karşı bit ittifaka ihtiyacımız var. Pakistan ve Endonezya gibi İslam ülkeleri kendi derdinde, çevremizdeki Arap diktatörleri batının güdümünde, kiminle ittifak kuracaksın.

Hükümetimiz eski komünist, Rusya ile ittifak peşinde, ekonomik ve askeri birlik kuruluyor. Ancak onlar da, Katil ESET’in destekçisi, Sıcak Denizlere yerleşmek peşindedir. Ukrayna çatışması yüzünden, batı ile aralarında anlaşmazlık olduğu için bize yanaşıyor. Nükleer Santralımızı onların kuracağına pek inanmıyorum. Yıllardır bizi oyalıyorlar. Ukrayna ihtilafı çözüldüğü gün, batı ile birleşip bizi satar diye düşünüyorum.

Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. İstanbul’da yapılan Türk-Dev. kurultayında Türk birliğinin kurulması tavsiye edilmiş. Türk birliğinin kurulması sağlanırsa, Masum Müslüman halkların hukukunu korumak, mümkün olabilir. Batı böyle bir birliğin kurulmasını engellemek için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Bu sebeple ülkemiz zor bir dönemden geçiyor. Bu aşamada birlik beraberliğimizin korunması son derece önem arz ediyor.

Böyle bir devrede, Ana muhalefet partisinin adalet yürüyüşü insanlarımızın ayrışmasına sebep oluyor. FETÖ mağdurları ve bölücüler, muhalif siyasiler tarafından kullanılıyor. Bu çok tehlikeli bir durum yaratıyor. Allah’tan MHP yönetimi bu tehlikeyi görüp hükümete destek veriyor. Aksi halde karmaşa daha artacak. Birlik berberliğin sağlanması mümkün olmayacak. Batının Cumhurbaşkanımıza karşı cephe almasının altında yatan sebep, milli politikalar üretip, batının ikiyüzlülüğünü ortaya çıkarmasıdır. FETÖ ve bölücülere direnme gücü verilmek isteniyor.

Batı Ülkeleri İntihar Ediyor.   

Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi batı gerçekten intihar ediyor. Hem uyuşturucu ile mücadeleye teşvik veriliyor. Hem de Kendi gençlerini zehirleyen PKK ve yandaşları destekleniyor, korunuyor. Bir de el altından silahlandırılıyor. ABD, Şimdi bunu açıkça ve resmen yapıyor. Avrupa’da uyuşturucu kullanım oranının yüksek olmasının sebebi budur. Siyasi hırs uğruna, ülkenin geleceği olan gençlerin zehirlenmesine göz yumuluyor. Türkiye, bölücü örgütün uyuşturucu üretim ve ticaretine mani olmaya çalışıyor. Tüm dünya bunu görüyor. Buna rağmen, bölücü örgütü desteklemek intihar değil de nedir? Batılı politikacıların bunu yapmalarına inanamıyorum.

ABD ve NATO’nun 15 Temmuz darbesini önceden bildiği, FETÖ ile beraber organize ettiği çok açık. Nitekim incirlikten destek verildiği açıklandı. Aynı savunma ittifakının içinde olmamıza ve batıyı yıllarca komünizm belasından korumamıza rağmen, bunun yapılmasını anlamak mümkün değil. Batının demokrasi anlayışı budur. Sömürü menfaatine aykırı gördüğü liderleri bitirmek, batının geleneksel taktiğidir.

Kamu kurumları hain darbecilerden temizlendi mi?

Cumhurbaşkanımız devletimizin bu virüs(FETÖ ci Hain)’lerden temizleneceğini bildiriyor. Kamu kurumlarının temizlenmesi yetmez. Bu hainlerin batıda organize olmaları engellenmediği müddetçe devletimizin başına daha çok işler açacaklardır. Bölücü örgütün yurt dışındaki uzantılarına demokratik ilkeler yüzünden dokunulmadığı için, elli seneden beri çok canlar yandı. Darbeci Kenan Evren Paşa Asalla Ermeni terör örgütünü nasıl bitirdi ise bunlar da o şekilde bitilmelidir. Aksi halde batı,  Tanzimat fermanı gibi iç işlerimize karışmak isteyecektir.

Batı, Türkiye’yi 3 Kasım 1839 da Tanzimat fermanını kabul ettirdiği Osmanlı gibi görüyor. Çünkü o tarihten günümüze kadar tüm liderler, gelişmiş batı demokrasisi hayalinin peşinde koşmuş. Hep tavizler verilmiş. Yer altı zenginliklerimiz çalınmış. Asırlarca berber yaşadığımız Müslüman halklar ile aramıza kara kediler sokulmuş. İslam ülkelerinin yardımlaşmaları engellenmiş. Şimdi cumhuriyet tarihimizde ilk defa bu hükümet, İslam ülkeleri ile iyi ilişkiler kurup, bir Arap ülkesi olan Katar’da bir Askeri üst kurmuş. Şimdi bunun kavgası veriliyor.

Suudi Arabistan önderliğinde dört Arap ülkesinin Katar’a karşı ambargo uygulamasının sebebi budur. Mısır diktatörü Hüsnü Mübarek’ten sonra Türk Başbakanının, Mısır miting alanında coşku ile karşılanması yüzünden Mısır halkı cezalandırılıyor. Diktatör Sisi, bu yüzden desteklendi. Demokratik bir seçim ile işbaşına gelen Sayın Mursi’nin devrilmesi sağlandı. Batı demokrat falan değildir. Eskiden beri sömürgecidir. İslam düşmanıdır. Bu sebeple Bölücü Kürt örgütü PKK ve yandaşları destekleniyor. FETÖ hainleri korunuyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın Avrupa’daki soydaşlarımız ile buluşması engelleniyor.

Eski Dubai Polis Şefi Thahi Khalfan ise 2 Temmuz’da Twitter’dan şöyle yazdığı mesajı okuyalım.“2 Temmuz’da Mursi devrildi, 3 Temmuz’da da Katar devrilecek. Bunlar elbette tesadüf olamaz. Dört sene önce Mısır’daki darbeyi destekleyenlerle bugün Katar’ın karşısında yer alanların aynı olduğu aşikâr. Zincirdeki bir diğer önemli olay da 15 Temmuz. Mursi’ye karşı Sisi’yi destekleyenlerle Türkiye’de darbecilere arka çıkanlar birebir aynı. BAE sadece Arap Baharı’nın öcünü almak istiyor. Eğer İhvan düşmeseydi tüm bunlar gerçekleşmezdi. Koltuklarını kaybetmekten korkan diktatörlerin Arap Baharı’nı boğma girişimini yaşıyoruz.”

Uzun sözün kısası önümüzdeki günler büyük olaylara gebe gözüküyor. ABD, PKK nın Suriye’deki uzantısı olan PYD’ yi silahlandırmaya devam ediyor. Silahların geri alınacağı hikâyesi aldatmacadan başka bir şey değil. PYD de de, DEAŞ ile mücadele havasında, Suriye’nin kuzeyini işgal ediyor. ABD Münbiç de olduğu gibi Afrin’in de işgalini zemin hazırlıyor. TSK ve ÖSO bu işgale karşı hazırlanıyor. ABD’nin dünyanın gözü önünde, kırk yıllık müttefiklerini terör örgütlerine satmasını anlamak mümkün değil. Bence ABD’nin dünya jandarmalığı sona ermiştir. Artık hiçbir toplumu demokrasi havariliği ile aldatması mümkün değildir.

Önce Türkiye’yi, Hain FETÖ iddiaları ile DEAŞ’a yardım etmekle suçladılar. Bunun yalan olduğu ortaya çıktı. Şimdi de Katar terör örgütlerini desteklemekle suçlanıyor. Hâlbuki ABD ve batı terör örgütlerini resmen silahlandırıyor. Destekliyor. Onları masum halklar üzerinde baskı unsuru olarak kullanıyor. Bir terör örgütünü diğer bir terör örgütü ile ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. DEAŞ Musul’u kaybettikten sonra etkinliği kalmadı. Şimdi de PYD ve YPG Türk ve Araplara karşı kullanılıyor. Batının ikiyüzlü politikaları ortaya döküldü.  Artık kimseyi aldatamazlar.

Hükümetimiz bu olaylara karşı tek başına tedbir almaya, müttefikler edinmeye çalışıyor. Ana muhalefet partisi Hükümetin politikalarına karşı çıkıyor. Bu hali ile Avrupa’nın ülkemiz üzerindeki baskılarına zemin hazırlıyor. Hatta hükümete baskı yapılması isteniyor. Ancak biz, halkımız sağduyusuna inanıyoruz. CHP içinde vatanperver insanlarımızın bu siyasetten rahatsız olduklarını tahmin ediyorum. FETÖ ve Bölücü örgüt sempatizanları ana muhalefetin, bu politikasını sürdürmesini talep ediyor.

Yüce rabbimiz, Ülkemizi ve İslam âlemimi karıştırmak isteyen fitnecilere fırsat vermesin. Onların Planlarını boşa çıkarsın. Çok canlar yandı. Müslüman toplumlar yıllardır. Topraklarının dışına göçebe hayatı yaşıyor. Ülkelerinin zenginliğinden istifade edemeden yoksulluk içinde yaşıyorlar. Bu olayların senin bir imtihanın olduğuna inanıyoruz. Müslümanların içindeki gafiller yüzünden masumların sefil olmalarına izin vermeyeceğine inanıyoruz. Yeter ki biz elimden geleni yapıp ötesini Allah’a havale edip, ona teslim olalım. Aşağıdaki ayetler bunu ifade ediyor. Bu düşünceler ile yazımı tamamlamak istiyorum. İns. aro.

3/ÂLİ İMRÂN-139: Ve lâ tehinû ve lâ tahzenû ve entumul a’levne in kuntum mu’minîn (mu’minîne).

 Ve gevşemeyin ve mahzun olmayın! Eğer mü'min iseniz, üstün olan sizsiniz.

3/ÂLİ İMRÂN-160: İn yansurkumullâhu fe lâ gâlibe lekum, ve in yahzulkum fe menzellezî yansurukum min ba’dih(ba’dihi), ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn (mu’minûne).

Eğer Allah size yardım ederse, o zaman sizi yenecek yoktur. Ve eğer sizi yardımsız (yüz üstü) bırakırsa, ondan sonra size kim yardım eder. Öyleyse mü'minler, Allah'a tevekkül etsinler (Allah'a güvensinler).

12 Temmuz 2017

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.">luıBu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.                                                                                                         Lütfi TÜMTÜRK

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile