Batı İttifakı Çökümüyor?

Batının Fitneleri

İkinci Dünya Savaşı sonrası, SSCB’nin yayılmacı politikaları üzerine, 12 batılı ülke tarafından 1949 da kurulan Kuzey Atlantik ittifakı, NATO’nun temelleri sarsılıyor. 1952 de Türkiye ve Yunanistan, 1955 de Almanya’nın katılımı ile üye ülke sayısı on beş olan örgüt, 2004 Bulgaristan ve Baltık ülkelerini de bünyesine kattı. En son 2009 Yılında Hırvatistan ve Arnavutluk’un katılımı ile üye sayısı 28 yükselmişti.  Günümüzde üyeler arasında güven bunalımı var. Bu yüzden ittifak dağılma aşamasına geldi. Yeni ABD Başkanının, “Köhne bir sistem” diye nitelendirdiği NATO ile ilişkileri nasıl olacak. Bu konuda izlenecek siyaset, Kuzey İttifak’ın akıbetini belirleyecek gibi görünüyor.

 

Komünist doğu ittifakının rejim ihracı politikalarına karşı başarılı hizmetler yapan örgüt, sosyalist ittifakın çökmesinde önemli rol oynadı. Sosyalist Blokta yer alan Macaristan, Polonya, Romanya, Bulgaristan ve Baltık ülkelerinde demokrasinin yerleşmesinde de önemli etkileri oldu. Sosyalist Blok’un çökmesinden sonra yayılmacı komünizm tehlikesi kalmadı. NATO’nun bazı üyeleri birbirleri ile uğraşmaya başladı. Bu hususu biraz açalım.

İslam düşmanlığı politikaları.

ABD’nin ikiz kulelerine yapılan 11 Eylül terörist saldırılardan sonra, ABD ve batı ülkelerinde İslam toplumlarına karşı olumsuz bir tavır görülmeye başlandı. İslam ülkelerinde darbe ve karışıklıklar çıkarılmaya, böylece meydana gelen yönetim boşluklarında istifade ederek, bu ülkelerin petrol gibi zenginliklerinin sömürülme siyaseti ortaya çıktı. Diktatör Saddam devrilerek, kukla hükümetler kuruldu. Arap ve Kürt halkları karşı karşıya getirildi. Bu politikalar için DEAŞ ve PYD terör örgütleri üretildi. Her ikisine de, destek verilerek, çatışmaları organize edildi.

Bu kargaşa ortamı, NATO’nun güney sınırlarını koruyan Türkiye’yi rahatsız etmeye başladı. Türk yönetimi ABD’nin silah ve mühimmat vererek desteklediği, PYD ve YPG‘ nin bölücü PKK’nın uzantısı olduğunu delilleri ile ispat etmesine rağmen müttefiklerini ikna edemedi. Terörle mücadele için batılı koalisyon güçlerinin istifadesine açılan İncirlik Üssü kullanılarak, terör örgütlerine destek verilmeye devam edildi. Türk jetleri PYD hedeflerini bombalarken, aynı üsten kalkan, ABD uçakları aynı terör örgütüne silah ve mühimmat atıyor.

Türk yönetimi şehirlerde terör eylemleri yapan bölücü örgüt ile mücadele ederken, Avrupa NATO ülkeleri aynı örgüt militanlarını koruyor. Onların propaganda yapmalarına yardım ediyor. Sosyalist blok üyeleri Avrupa birliğine üye kabul edilirken, Türkiye elli senedir, kapıda bekletiliyor. Avrupa parlamentosu Teröristler aleyhine yasal düzenlemelerin yapılmasını engellemeye çalışıyor. Bu durum, batının güvenliği için imkânlarını seferber eden ülkemizin batıya karşı güveninin sarsılmasına sebep olmaktadır.

DEAŞ ve Bölücü PYD ve YPG örgütleri konusunda müttefiklerini ikna edemeyen, Türk yönetimi bu örgütler ile tek başına mücadele etmek zorunda kaldı. ABD ve Avrupa ülkeleri altmış senelik müttefiklerini terör ile mücadelede yalnız bıraktığı, yetmez gibi terör örgütlerinin safında yer aldı. Bunun üzerine, Türk hükümeti farklı dış politikalar üretmeye başladı. İlk Etapta DEAŞ terör örgütüne karşı, sosyalist ittifakının lideri olan Rus ile görüş birliği sağlanarak, organize operasyonlar yapılmaya başlandı. Bu durum batının Türkiye’ye karşı tavır almasına sebep oluyor. Bu sebeple kuzey güvenlik antlaşması olan NATO’da ipler kopmak üzere.

Rusların Sıcak Denizlere inme hayali gerçek oldu.

Ülkemizi sıkıştırmak için, batının pasif kaldığı Suriye karmaşasında kozlar Rusya’nın eline geçti. Diktatör ESET paçasını kurtarmak için topraklarını Rusların hizmetine açtı. Onlar da, batının ilgisizliği yüzünden yakaladıkları bu fırsatı değerlendirdi. Suriye’nin Kuzey batısındaki Lazkiye’de bir hava üssü ile Tartus limanında bir deniz üssü edindiler. Böylece, Çar Deli Petro’dan bu yana Rusların hayalini kurduğu, sıcak denizlere inme emelleri gerçek oldu. Türkiye, Orta doğu karmaşasının çözümü için Rus’un kapısını çalmak zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler güvenlik konseyi de bu barış girişimini olumlu karşılamak zorunda kaldı.

Ukrayna hükümeti, batının tahrikleri ile eski dostu olan Rus ’ya ile çatışmaya girdi. Toprak kaybetti. Batı ittifakı, Hıristiyan olmasına rağmen korkarım Ukrayna’yı da koruyamayacak. Çünkü müttefiklerine karsı vefası yok. Onlar için menfaat (Pragmatizm) her şeyden önce gelir. Yunanistan’ın (500 Milyar avro) borçlarını silmesine rağmen, yeni bir ekonomik krize girmekten korkarak, Ukrayna’yı yalnız bırakabilir. Onlar dostlarını satmaya alışkındır.

Batının dostluğuna güven kalmadı.

Eski Moskof Rusya, Ukrayna yüzünden ekonomik ambargolar ile sıkıştırılmasına rağmen, diktatör ESET’i batıya karşı koruyor. Türkiye’nin Rusya ile sürtüşmeye girmesi için üretilen politikalar fayda vermedi. Bu ikiyüzlü siyaset, Ülkemizin dış politikasını yeniden gözden geçirmesine sebep oldu. Elli yıldan beri kapısında beklediği Avrupa Birliği hayalinden vaz geçip, Rus ve Çin’in ortak olduğu Şanghay (Ekonomi) işbirliği örgütüne katılmak için ciddi girişimler yapıldı. Bu gelişmeler, Rahmetli İsmet Paşa (İnönü)’ nın, Kıbrıs için ülkemizi sıkıştırmaya çalışan,  batı karşı söylediği “Yeni bir Dünya kurulur. Türkiye orada yerini alır.”Sözünü hatırlattı.

Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi fonksiyonunu yitirdi. İsrail Filistinlileri resmen eziyor.  Arap ülkelerine karşı düşmanca eylemler yapıyor. Filistin halkı katliama maruz kalıyor. İsrail, Filistin’i açık hava hapishanesine çevirdi. Birleşmiş Milletler ve Güvenlik konseyi kararlarını İsrail hiçbir zaman uymazken, Diğer ülkelere ise ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulanıyor. Bu kurum, güvenlik konseyinin daimi üyesi olan beş ülkenin oyuncağı oldu.

Obama’nın vizyonsuzluğu,

Sayın Obama, sekiz yıl önce ABD başkanı seçildiği zaman, başkan seçilen ilk siyahi bir lider olması ve Hıristiyan bir anne tarafından yetiştirilmesine rağmen, babasının Müslüman olması sebebiyle, İslam ülkelerinin ümidi olmuştu. İlk dış seyahatini büyük tantana ile Mısır ve Türkiye’ye yapması Dünya’ya yeni bir adalet getireceği gibi düşüncelere sebep olmuştu. Ancak oda, uluslararası sömürü düzeni olan İlmunati’nin uşağı olmaktan öteye geçemedi. İslam ülkeleri çatıştırılarak, İsrail’in Güvenliğinin sağlanması projesini uygulamaya koydu. Arap ülkeleri zenginliklerin sömürülmesi ilkesini sürdürmekten geri kalmadı.

Avrupa birliğini kontrol edemedi. İngiltere’nin iç işlerine karışarak, birlikten ayrılmasına sebep oldu. Mısır darbesi ve diktatörü desteklenerek gerçek demokrasiden yana olmadıkları ispat edildi. Dünya’nın jandarması olmayacağız diye terör örgütleri ile işbirliği yapıp. Türkiye gibi müttefiklerin kaybedilmesine sebep oldu. Bu politikalar ile önceki haleflerinden daha kötü bir siyasetle, hür dünya ülkeleri arasına güvensizliğe sebep oldu. Barack Obama ve dış politika ekibi tüm dünyayı hayal kırıklığına uğrattı. ABD dünya liderliğini kaybetti. Onun da süresi doldu. Yeni başkan, ülkesinin kaybedilen perestişini nasıl onaracağı merak ediliyor. Çünkü hasar çok büyük.

ABD demokratik haklar diye gittiği, uzak doğu ülkeleri olan, Afganistan ve Pakistan’ı da karıştırdı. Bu İslam ülkeleri de, terörden başını alamıyor. Irak’a müdahale edildi. Bu ülke param parça oldu. ABD’ nin Eski bir generali DEAŞ terör örgütünü bizzat kurduklarını itiraf etti.Biz, El-Kaide ve Taliban örgütlerini de ABD nin kurduğunu biliyoruz. Bu aşamadan sonra, ABD Dünya’nın jandarması değil, artık çöpçüsü bile olmayacak.

Halen Türk Amerikan ilişkileri ciddi kriz içinde, Bunun için, ABD hükümet sözcüsü Türk medyasını suçluyor. ABD’nin Gezi olaylarında takındığı tavır unutulmadı. 15 Temmuz FETÖ darbesinin arkasında oldukları bellidir. FETÖ liderini koruması, iade edilmemesi, iplerin kopmasına sebep olacak. Yeni başkanın bu siyasi tutarsızlıkları bir düzene koyacağı tahmin ediliyor. Aksi halde NATO ‘nun doğu kalesinin çökeceği kesin gibi görünüyor.

Moskof’tan da dost olmaz.

Ukrayna ve batının tüm itirazlarına karşın, Rus Kırımı bir günde işgal etti. Kırım liderini ülkesine sokmuyor. Hiçbir demokratik değer kabul edilmiyor.  21 YY da, resmen Çar gibi, diktatörlük yapılıyor. Komünizm çökmüş olmasına rağmen küçük bir grup yıllardır iktidarı elinde tutuyor. Hiçbir demokratik, sosyal bir hukukun olmadığı devlete nasıl güvenilir. Halen bu ülkede demokrasi değil, fiili güç kuvvet hükümranlığı var. Böyle hukuk bilmeyen yerleşmiş bir demokrasinin olmadığı ülkeye güven olmaz. Ancak, Çevremizde dost ülke kalmadı. Pakistan gibi güçlü İslam ülkeleri kendi derdine düştü. Almanya ve İngiltere gibi Avrupa ülkeleri yüzümüze gülüp, arkamızdan kuyumuzu kazıyor. Türkiye batının ikiyüzlü siyaseti yüzünden alternatif dostluklar aramaya çalışıyor.

Türkiye Kollektif bir saldırı altında.

Ülkemiz, Cumhuriyetin kurulmasından bu yana en ciddi askeri, siyasi ve ekonomik organize bir saldırı ile karşı karşıyadır. Bu saldırıların arkasında ABD ve Hıristiyan Avrupa ülkeleri var. Dost görünerek, siyasi, ekonomik ve mühimmat ile destekleyip, örgütledikleri terör örgütlerini üzerimize salıyorlar. Böylece, Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın DAVOS’ta rezil ettiği İsrail Cumhurbaşkanının intikamını almak, Ülkemizin ekonomik ve siyasi gelişmesi önlenmek isteniyor. Ülkemizi diz çöktürmek. Batılı siyasetçilerin politikalarına destek verilmesi isteniyor. AKP hükümetleri döneminde yaşanan siyasi istikrar sayesinde başarılan büyük projelerin devamına engel olunmak isteniyor. Son döviz spekülasyonu da batının bir projesidir. Siyaseten yıpratmak istedikleri, ülkemizin ekonomisi çökertilmek isteniyor. Bu saldırılar, orta çağda yaşanan haçlı seferlerinden bir farkı yoktur. 

Ne yaparlarsa yapsınlar. Biz birlik ve beraberlik içinde olduğumuz müddetçe başarılı olamayacaklar. Yeter ki birlik ve beraberliğimizi koruyalım. Aksi davranış içinde olanlar, haçlıya hizmet eden gafillerdir.  Bu haçlı zihniyeti, orta çağda nasıl yenildiler ise, Allah’ın izni ile çağımız Sultan Selahaddin EYYUBİ’lerine gene yenilecekler. Ancak işin acı tarafı şimdi karşımızda İran, Suriye, Irak, gibi İslam devletleri var. Sömürgeci batı kendi insanlarını tehlikeye atmadan terör ile mücadele için, PYD ve FETÖ gibi örgütleri kullanıyor.  Müslüman geçinen bu gafiller, bu ikiyüzlü haçlıların politikalarına alet oluyor. Ancak, İnşallah İslam galip gelecek, Batıl yok olacaktır. Allah’ın müminlere vadi var. Yeter ki biz Allah’a yönelip, sadece ona kul olalım. Hak yoldan ayrılmayalım. Allah ile beraber olanlar, bu savaşı kazanacaktır.

16 Ocak 2017

 

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.                                                                                                       Lütfi TÜMTÜRK

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile