Devletine İhanet Eden Haindir.

Kamu Kurumlarında Çalışamaz.

Devletin tüm (kaleleri-kılcal damarları) kurumları ele geçirilmiş.

Devletimiz doğal olarak ülkesine ihanet eden kamu görevlilerinden kurtulmak istiyor. Fakat bu nasıl yapılacak. Görevini kötüye kullanan bunu hak ediyor. Pişmanlık gösterisi onları kurtaramaz. Ancak, FETÖ örgütü kendisini dini bir cemaat olarak tanıtıyordu. Halkımızın hayır kurumlarına iyi baktığını bilmeyen yok. Cami yaptırma derneğinden,  sosyal yardım kuruluşlarına kadar birçok kurum, insanlarımızın yardımları ile büyük işler başardı. Dini bir cemaat olarak bilinen FETÖ örgütü insanlarımızın bu özelliğini istismar etti. Kötüye kullandı. Himmet diye topladığı paralar ile tüm dünyada okullar açtı. Sonra medya, eğitim, sağlık, finans hizmetlerine el attı. Eğitim ve sağlık hizmetlerinde rekabetin gelişmesinde önemli rol oynadılar. Her dönemde görev yapan siyasileri tavlayıp onların yardımları ile ticari sektörlerden, kimse yok mu derneğine kadar tüm alanlarda boy gösterdiler.

 

Herkesten yardım aldılar.

Kendilerini menfaat gözetmeyen hizmet hareketi olarak tanıtıp, kamu ve özel kişilerin güvenleri kazanıldı. Tüm çevreler kendilerine yardım etti. Hareketin resmen üyesi olmasa da, ülkemizde bu cemaate maddi-manevi yardım vermeyen kişi kalmamıştır. Daha önce de yazdım. Rahmetli Demirel, Özal ve hatta Sayın Ecevit bile hizmet hareketinden övgü ile bahsediyordu. AKP hükümetleri de arazi tahsisi ve şirket kurulumu gibi işlerde önemli yardım yapmış. Sayın Cumhurbaşkanımız, eski GKB aldatıldıkları itiraf ediyor. Milletimizden af diliyorlar.

Bu satırların sahibi olan ben de, bu hareketi tanıdığımı zannederdim. Kamu kurumlarına müspet insanlarımızı yerleştirmek istediklerini görüyor. İnançlı insanların halkımıza daha iyi hizmet verecekleri düşüncesi ile takdir ediyordum. Fakat bunu meşru olmayan yollarla, başka insanların hukukunu çiğneyerek ve ileride kendi menfaatlerinde kullanmak için yaptıklarını tahmin edemedim. Kimse de tahmin edemedi. Yabancı ülkelerde açılan okullar, metropol ve Anadolu şehirlerinde Türkçe olimpiyatları düzenlemeleri, yabancıların Türkçemizi kullanmaları insanlarımızı çok memnun ediyordu. Bütün bunları kamu yöneticisi ve zengin çevreleri cezbetmek, onların yardımını sağlamak için yaptıklarını kimse bilmiyordu. Bu sebeple herkes imkânlarını bunlar için zorladı.

Yargı vesayetini kırmak için, yargıya sızan militanlar etkili makamlara getirildi. Milli eğitim, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları bu örgütün sempatizanlarına verildi. Sonra örgütün TSK sızan militanlarına yer açmak için şerefli ordumuzun. Komutanları harcanmaya başlandı. Devletimizin tüm kurumları (Kaleleri) tek tek fetih edilmeye başlandı. Ülkemizde Devlet güvenliğinden sorumlu olan istihbarat teşkilatına da sızdılarsa da, buranın yönetimi bir türlü ele geçirilemiyordu. Bu yüzden kurumun başındaki vatansever müsteşarını yargı kararı ile almak istediler.

Örgütün kaynağı olan Dershanelerin kapatılma kararı, ipin kopmasına sebep oldu.

Ancak o zaman, Başbakanımız tehlikenin farkına vardı. Örgüt sempatizanı olan hükümet üyeleri görevden alınarak tüm dershanelerin kapatılmasına karar verildi. Örgüt, hükümeti bu kararından vazgeçirmek için çok uğraştı. Fakat Sayın Başbakan dershanelerin ailelere özel maddi yük getirdiği, varlıksız aile çocuklarının harcanmasına sebep olduğunu öne sürerek, bu konuda örgüte taviz vermedi. Dershaneler örgütün en önemli kaleleri idi. Yetenekli talebelerin tespiti, onların kazanılması için en önemli, araç görülen dershaneler için hükümete savaş açıldı.

MİT tırlarının durdurulması ve 17-25 Aralık 2013 olayları yaşandı. Bu denemelerde başarılı olamayan örgüt 15 Temmuz 2016 askeri darbe teşebbüsünü denedi. Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine sokaklara dökülen halkımız. Tarihin hiçbir döneminde görülmemiş şekilde, Silahlı kuvvetlerin önüne geçilerek darbe önlendi. Fakat 70-80 tanesi güvenlik görevlisi olan, 240 vatandaşımız şehit oldu. 2000 dolaylarında insanımız yaralandı. Darbe girişiminden sonra yapılan incelemelerde, FETÖ terör örgütünün devletin hemen hemen tüm kurumlarına sızıp, örgütün menfaati için gayri meşru paralel devlet gibi çalıştığı, yüzbinlerce insanın hukukunun çiğnendiği anlaşıldı.

ABD ve Avrupa FETÖ nün arkasındadır.

Örgütün ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından desteklendiği, PKK ve DEAŞ gibi terör örgütleri ile ilişkisi olduğu, onları yönlendirdiği tespit edildi. Orta doğunun en güçlü ordusu olan, TSK nin neden yıllardır dağdaki teröristleri bitiremediği şimdi anlaşılıyor.Hava kuvvetlerimizin terörist diye dağları bombaladığı, doğudaki hendeklerin tankların gölgesinde kazıldığı anlaşıldı. Kendi yaveri ve korumasının hain olduğunu bilemeyen yönetimin, TSK komuta kademesinin örgüt tarafından ele geçirildiğini bilmesine zaten imkân yok. Atalarımızın duası ve Allah’ın yardımı ile bu darbe girişimi oldu da, gerçekler ortaya çıktı. Ülkemizin bir gece el değiştirilmesine ramak kalmış.

Hainler saldırılarına devam edecekler.

Örgütün saldırılarından vaz geçmeyeceği, ilişkide olduğu devletlerin yardımı ile her imkânını kullanacağı iddia ediliyor. Nitekim darbe girişimi sonrası bölücü örgüt, saldırılarını artırdı. Her gün başka bir şehrimizde patlatılan bombalar ile Devletin güvenliği sağlayamayacağı imajı verilmek isteniyor. Onun için özellikle güvenlik kuvvetlerimiz süratle kendilerini toplayıp, duruma hâkim olduklarını göstermeleri gerekiyor. Daha önce de yazmıştık. Canavarın kuyruğunu koparmak. Onu daha azgınlaştırır. Örgütün kafası, yönetimini bitirmek gerekir.

Devletine ve Milletine ihanet eden bu hainlerin kamu kurumlarında çalışmalarına göz yumulamaz. Bunların devletten temizlenmesi lazım. İktidar olağan üstü hal ilan ederek bunu yapmaya çalışıyor. Ancak, bu örgüt mensupları teşhis edilmelerini önlemek için Cuma namazına bile gitmez. Hain ile masum nasıl ayrılacak. Hücre sistemi gibi, çoğunun birbirini tanımadığı anlaşılan, bu örgüt mensuplarının temizlenmesi zaman alacaktır.

Örgütün tabanı olan masum vatandaşlarımız korunmalıdır.

Örgütün ihanetini görüp, pişman olan, suç işlememiş olan üyelerinin devlete yardım etmesi gerekiyor. İktidarın bu yolu açan bir düzenleme yapmasının faydalı olacağını düşünüyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi örgütün tabanında çok temiz insanlarımızın olduğu malumdur. Pişman olduklarını yardımları ile ispat eden insanlarımızın kazanılması ve örgütün şerrinden korunmaları gerekir. Masumların zarar görmesi insanlarımız arasında kırgınlıklara, küskünlüklere sebep olur. Bu durum örgütün bu kişilerden yararlanmasına yol açar.

Müttefiklerimizden bize hayır yok.

Terörle mücadele konusunda siyasi müttefiklerimiz olan batı ülkeleri, terörle mücadelede devletimizi kaderi ile başbaşa bıraktı. Hiç destek vermedikleri gibi, teröristleri koruyarak, onların iddialarını savunarak köstek oluyorlar. Tarihi kuyruk acısı olan batının zor zamanlarda, bizi yalnız bırakacağı belliydi. Avrupa birliğine tam üye olsak da, bize destek vermeyecekleri çok açık. Kıbrıs konusunda, Irak, Mısır ve Suriye konularında hep karşımızda oldular.

NATO’nun kurucu üyesiyiz. Suriye’nin kuzeyinde sığınmacılar için güvenli bölge ilan edilmesi konusunda hiçbir NATO üyesini ikna edemedik. Güvenli bölge ilan edilmesinin ülkemizin rahatlamasına sebep olacağını biliyorlar. Bizim rahatlamamızı değil. Sıkışmamız isteniyor. Bu batıdan bize hayır yok. Komünizme karşı bunları yıllarca boşuna koruduk. Darbeciler başarılı olsaydı. Demokrasiyi koruma bahanesi ile ülkemiz işgal edilecekti. Çevremizde güvenilecek dost ülke kalmadı. Batının şerrinden ayakta kalan tek İslam ülkesi olan İran, batının düşmanlığından korunmak için Rusya ile ittifak yaptı. Hava alanlarını Rus Uçaklarına açtı. Suriye konusunda farklı düşündüğümüz için onlardan da, bize hayır yok. Onun için AKP iktidarı farklı siyasi birlikler aramaya çalışıyor.

Türkiye küresel bir tehdit altındadır.

Ülkemiz küresel bir tehdit altındadır. Batının eskisi gibi Türk siyasileri kontrol edememesi, Sayın Cumhurbaşkanımızın Kasımpaşalı ruhu ile gerçekleri haykırması, batılı politikacıları çileden çıkarıyor. AKP hükümetlerinin ekonomik başarıları, büyük projeleri gerçekleştirmeleri düşmanlarımızı kıskandırıyor. Arap baharını, kara kışa çeviren gizli eller, ülkemizin de kargaşa içinde olmasını istiyor. Sayın Erdoğan’ın Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanına karşı Filistin haklarını savunduğu “One Munite” olayı ile başlayan bu düşmanlık, “Dünya beşten büyüktür.” Çıkışı ile zirve yaptı. Bu sebeple batı ülkeleri Türkiye’yi karıştırmak, diz çöktürmek istiyor.

Sayın Erdoğan’ın çıkışı ile bazı küçük devletler uyandı. Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin koltukları sallanmaya başladı. Sömürgeci güçler,  BM ve NATO gibi uluslararası kuruluşların üyesi olan ülkemiz, açıkça tehdit edilemiyor. FETO, PKK, PYD, YPG ve IŞİD gibi örgütler kullanılarak cezalandırılmak isteniyor. Bu örgütler batı tarafından siyasi ve Mühimmat ile destekleniyor. Güvenlik konseyi daimi üyesi olan Rusya’nın safı eskiden beri bellidir. Menfaati için Ukrayna’yı dışlar. Kırım’ı ilhak eder. ABD’nin Demokrasi ve insan haklarını kullanarak küçük ve özellikle İslam ülkeleri (Irak, Kuveyt ve Suudi Arabistan)’ni sömürdüğü artık inkâr edilemeyecek biçimde ortaya çıkmıştır. Türkiye’ye karşı, PKK’nın uzantısı olan, PYD ve YPG’yi tercih edilmesinin başka izahı yoktur.

Bu tehditler birlik ve berberlik içinde olduğumuz sürece bertaraf edilmesi mümkündür. Siyasilerimiz Yeni Kapı birlik ve beraberlik ruhunu şimdilik devam ettiriyor. Kürt kardeşlerimiz PKK nın iç yüzünü gördü. Bölücüler, artık bölge halkından destek alamıyor. TSK 15 Temmuz travmasından kurtuldukça daha başarılı hizmet verilecektir. Bölücülerin son saldırısı bittiklerinin işaretini veriyor. Güzel günlere inşallah az kaldı. Yüce rabbimizin ülkemizi hainlerin tuzaklarından koruması dileği ile okuyucularımızın Kurban Bayramlarını kutlarım.

10.9.2016

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.                                                                                                            Lütfi Tümtürk

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile