23. SONSÖZ

A. TASAVVUF EŞİTTİR KUR’ÂN’DAKİ İSLÂM

A.1. TASAVVUF NEDİR?

  1. Tasavvuf Kur’ân-ı Kerim'in bütünü ile amel etmektir. Yani Kur’ân-ı Kerim'in sadece fizik vücudu alâkadar eden âyetleri ile değil, nefsi ve ruhu vazifeli kılan âyetleri ile de amel etmektir.
  2. Tasavvuf, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve sahâbenin yaşadıklarını yaşamaktır.
  3. Tasavvuf, Allah’ın bize tevdi ettiği 3 emaneti (Ruh, Fizik vücut ve nefs) ve iradeyi, Allah’a teslim etmektir. İrşad'a ulaşmaktır. Bu ise İslâm olmaktır.

A.2. KUR’ÂN’DAKİ İSLÂM NEDİR?

İslâm kelimesinin ilk muhtevası tek Allah’a inanmak, ikinci muhtevası teslim, üçüncü muhtevası ise sulh ve sükûndur. Kim İslâm olmak şerefine ulaşmışsa, o kişi üç açıdan sonsuz saadete erişmiş olur.

  1. İç âlemde, ruhun bütün hasletleri nefse geçtiği için sulh ve sükûna ulaşılmıştır. Çünkü artık nefs ve ruh arasında çatışma yoktur.
  2. Dış âlemdekilerle sulh ve sükûna ulaşılmıştır. Çünkü nefsin afetleri artık yoktur ki diğer insanlarla anlaşmazlıklar olsun.
  3. Allahû Tealâ ile en iyi ilişki kurulmuştur. Allah’ın her emri yerine getirilmekte ve her nehyinden kaçınılmaktadır. Artık nefsin sahip olduğu faziletler (Yani ruhun hasletleri) emirleri yapmaya büyük arzu duymakta, nehiyleri (yasakları) ise hiç işlememektedir. Çünkü nefsteki yasakları talep eden afetlerin hepsi yok olmuştur.

Kur’ân’daki İSLÂM, 7 safha 4 TESLİM’den oluşan 28 basamakta yaşanarak, insanları MUTLULUK ve SAADET’e ulaştıran, kurtuluş reçetesidir.

Hiç karşılıksız Allahû Tealâ insanlığa Kur’ân-ı Kerim ile muhteşem bir ziyafet sunmuştur.

İslâm sonsuz bir saadetin (Fussilet-35), hazzül azîmin oluşması için ulaşılması gereken bir merhaledir.

A.3. TASAVVUF EŞİTTİR KUR’ÂN’DAKİ İSLÂM

İslâm olmak, ancak Kur’ân-ı Kerim'in bütününe tâbî olmakla gerçekleşebilir. Kitabın bütününe tâbî olmak, ruhun, fizik vücudun ve nefsin, bize verilen 3 emânetin ve iradenin Allah’a teslim edilmesidir. Bu 3 emânetin ve iradenin Allah'a teslimi Tasavvuftur. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in irşadı altında sahâbenin ulaştıkları merhaledir ve yaşadıkları hayattır. İslâm şerefine ermektir. 

TASAVVUF eşittir KUR’ÂN’DAKİ İSLÂM dır.

B. TASAVVUF FARZDIR

Allah irşadı farz kılmıştır (Bakara-186 ve Şura-47). Ayrıca insandaki emanetlerin (ruh, fizik vücut ve nefs ) ehline yani sahibi olan Allah’a teslimi emredilmektedir (Nisa-58, Zumer-54, Nisa-l25 ve Beyyine-5).

Kur’ân’daki İslâm, 3 vücud ve serbest iradenin Allah'a teslimini farz kılmış, bu emânetlerin teslimi ayrıca emrolunmuştur. Yukarıdaki âyet-i kerimeler gereğince 3 vücudun ve de iradenin Allah'a teslimi ise tasavvuf olduğuna göre Tasavvuf farzdır. 

14 asırda şeytanın, İslâm olduklarını zanneden milyonlarca insanı düşürdüğü korkunç tuzak ise İslâm'ın 5 şartıdır.

Cennete gitmenin en alt seviyesi âmenû olmaktır (Allah’a ulaşmayı dilemektir) (Ankebut-5). Mü’min olmak ise insanın kalbine imânın girmesidir. (Hucurat-14).

İslâm’ın 5 şartı ile hiç kimsenin, âmenû olamayacağı gibi, cennete de giremeyeceği bu kitapta bütün delilleriyle anlatılmış ispat edilmiştir. İslâm’ın 5 şartı, insanın üç vücudunu teslimde sadece vasıta emirlerdir. İnsanı kurtaracak olan ise farzların bütünü olan tasavvuftur.

Tasavvuf, zamanımızda insanı kurtarmaya yeterli sanılan İslâm’ın 5 şartının ötesinde, birçok fantaziyi de gerektiren lûzumsuz bir faaliyet değil, muhtevasındaki her unsur farz olan bir farzlar bütünüdür.

C. MUTLULUK EŞİTTİR TASAVVUF O DA EŞİTTİR KUR’ÂN’DAKİ İSLÂM

Bu kitap, Allah’ın insana ruh, fizik vücut ve nefs olmak üzere 3 emanet verdiğini, bu emanetleri ve iradeyi Allah’a teslim etmenin insanı İSLÂM olmak şerefine erdirdiğini anlatmaktadır.

Bu emanetleri Allah'a teslim etmek TASAVVUF tur.

Ve SAADET'e, MUTLULUK denilen hedefe ulaşmak gene bu 3 emânetin Allah'a teslimi ile mümkündür. 

MUTLULUK, TASAVVUF ve İSLÂM aynı noktada ve aynı anda oluşmaktadır. Öyleyse rahatça şunu söyleyebiliriz:

MUTLULUK eşittir TASAVVUF o da eşittir İSLÂM.

D. SONUÇ

Bugün huzursuzluk içinde bulunan dünyamızdaki insanların huzura ve mutluluğa kavuşabilmeleri ancak nefslerini tasfiye etmeleri ile yani son teslimi teşkil eden nefslerini Allah’a teslim etmeleri ile, yani ancak TASAVVUF ile mümkün olabilir. Unutmayalım ki ve altını çizerek hatırlayalım ki, Bizim kültürümüzün en büyük mirası TASAVVUF'tur. Öyleyse ülkemizin dış ülkelerde tanıtılmasındaki en önemli etken TASAVVUF olmalıdır. Bu ülkenin, bütün dünya insanlarının özledikleri saadete kavuşmalarında, dominant rolü üstlenmesi ancak TASAVVUF ile mümkün olacaktır. 

Allah’ın bütün insanların kalplerinde nurunu tamamlayacağı (Saf-8) günlere yaklaşırken, Allahû Tealâ’ya, bize bu kitabı hazırlamayı nasip kılması sebebiyle sonsuz şükürler ve hamdler olsun.

Gösterim: 536