20.5. ZİKİR EHLİ VE VAHİY

Ulûl’elbab, ihlâs ve salâh sahiplerin hepsi zikir ehlidir.

Ulûl’eIbab, lübblerin sahipleri “Sır Hazinelerinin, özün özünün, hikmetin, tam nura ulaşmış nefs kalbinin sahipleri” demektir. Ulûl’eIbabın kalbi 7 kademe müzeyyen olmuştur;

  1. Daimî zikrin sahibidir.
  2. Kalbinde hiçbir afet kalmamıştır. (Kalp tasfiye olmuştur.)
  3. Kalp kulağı açılmıştır.
  4. Kalp gözü açılmıştır.

Bunlar iktisap edilmesi gereken haklardır. Kalp gözününün ve kalp kulağınının açılması kişiye 3 tane de vasıf şartı kazandırır.

  1. Ehli tezekkür olmuştur.
  2. Ehli hayır olmuştur.
  3. Ehli hüküm olmuştur (hikmet ehli).

Ehli hikmet olmaları itibariyle Kur’ân’ın hangi âyetine baksalar hangi seviyeye ait olduğunu bilenlerdir, bilmiyorlarsa ehli tezekkür olmaları sebebiyle Allah’tan sorup öğrenmeye hak sahibidirler. Ehli hüküm olmaları hasebiyle bir anlaşmazlık noktasında mutlaka Allah’tan aldıkları hüküm ile adaleti yerine getirirler.

Kalbin 7 kademe müzeyyen olması sebebiyle ulûl’elbab ve ihlâs sahipleri perde arkasından vahye mazhar olanlardır.

3/ÂLİ İMRÂN-191: Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı). 
Onlar (ulûl elbab, lüblerin, Allah'ın sır hazinelerinin sahipleri), ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken (daima) Allah'ı zikrederler. Ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): "Ey Rabbimiz! Sen bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Sen Subhan'sın, artık bizi ateşin azabından koru. 

13/RA'D-19: E fe men ya’lemu ennemâ unzile ileyke min rabbikel hakku ke men huve a’mâ, innemâ yetezekkeru ûlul elbâb(elbâbi).
Öyleyse sana Rabbinden indirilenin hak olduğunu bilen kimse, âmâ olan (görmeyen) kimse gibi midir? Fakat ulul'elbab (Allah'ın sırlarının ve daimî zikrin sahipleri), tezekkür eder. 

39/ZUMER-9: Em men huve kânitun ânâel leyli sâciden ve kâimen yahzerul âhırete ve yercû rahmete rabbih(rabbihî), kul hel yestevîllezîne ya’lemûne vellezîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne), innemâ yetezekkeru ulûl elbâb(elbâbi). 
Gece boyunca secde ederek ve kıyamda (ayakta) durarak kanitin olan, ahiretten çekinen (korkan) ve Rabbinin rahmetini dileyen mi? De ki: "(Hiç) bilenle bilmeyen bir olur mu? Ancak ulûl'elbab (daimî zikir sahipleri) tezekkür eder." 

21/ENBİYÂ-7: Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun. 

Devamlı zikirle meşgul olan bu kullarına, Allah’ın başkalarına vermediği sırları ihsan ettiği ve başkalarının bilmediği şeyleri öğrettiği sonucu ortaya çıkmaktadır.

3/ÂLİ İMRÂN-7: Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmâllezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlihi, ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
Kitab'ı sana indiren O'dur. Onun bir kısmı muhkem (hüküm ihtiva eden, mânâsı açık olan) âyetlerdir, onlar Kitab'ın esasıdır ve diğerleri, muteşâbihtir (yoruma açık âyetlerdir). Fakat kalplerinde eğrilik (bâtıla meyil) bulunanlar, bu sebeble muteşâbih olanlara (yorum gerektirenlere) tâbî olurlar. Ondan fitne çıkarmak için, onun te'vilini (yorumunu) yapmak isterler. Ve onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: "Biz O'na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır" derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl'elbab (daimi zikrin ve sırların sahipleri) (tezekkür edebilir). 

Allahû Tealâ ulûl’elbab olan kulllarına müteşâbih âyetleri tezekkür edebilecek doğru bilgiler vahyetmektedir. Ehli tezekkür olan daimî zikrin sahibi kişi her an Allah’la konuşabilmekte ve müzakere edebilmektedir. 24 saat zikre ulaşmış olan ulûl’elbab'ın bir müddet (herkese göre müddet değişir) bu zikre devam etmesi gerekir ki ihlâsa ulaşabilsinler. 

Gösterim: 545