20.3. HİKMET

Kur’ân’daki İslâm 7 safha 4 teslimi içermektedir. Bu 28 basamaklık bir yelpazedir. 3. basamakta Allah’a ulaşmayı dileyen kişinin kalbini 9. basamakta Allah kendine döndürecek 12. basamakta Allahû Tealâ bu kişinin kalbine %2 rahmet sızmasına izin verecek ve o kişiyi gerçek huşûya ulaştıracaktır.

2/BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(salâti), ve innehâ le kebîratun illâ alâl hâşiîn(hâşiîne).
(Allah'tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah'a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. 

Bundan sonra Allah o kişiye mürşidini göstererek onunla ruhunu hidayete ulaştıracaktır. Ruhun hidayeti, bir insanın nefsindeki afetleri tezkiye ettiği basamaktır. 21. basamakta kalp %51 oranında aydınlanmıştır. Kişi ilm’el yakîn kademesindedir. Bundan sonraki Velâyet kademelerinde zikri arttıkça kalpteki aydınlanma %10 artar ve ulûl’elbab makamında kalp % 100 aydınlanmış olur. Ve bu sebeple kalp gözü, kalp kulağı açılır. Görmeye ve işitmeye başlanır. Ayn’el yakîn kademesine ulaşılır.

Hikmetin yaşanması ayn’el yakîn kademelerinde başlar. Fizik vücudun içinde nefsin kalbi bir aynadır, bir gözdür. Bu aynanın kirden ve pastan temiz olması halinde, zahiri ve batınî her varlığı onunla görebileceğimiz bir gözdür. Allahû Tealâ'nın insanoğluna en büyük ihsanlarından biri işte bu kalp gözüdür. 

57/HADÎD-16: E lem ye’ni lillezîne âmenû en tahşea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakkı ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fe tâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).
Allah'ın zikri ile ve Hakk'tan inen şeyle (Allah'ın nurları ile), âmenû olanların (Allah'a ulaşmayı dileyenlerin) kalplerinin huşû duyma zamanı gelmedi mi? Kendilerine daha önce kitap verilip de böylece üzerinden uzun zaman geçince, artık (zikri unuttukları için) kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasıklardır. 

45/CÂSİYE-23: E fe raeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveten, fe men yehdîhi min ba’dillâhi, e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah'tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz? 

7/A'RÂF-179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîran minel cinni vel insi, lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir. 

Kalp aynasını temizlemeyi ve Allahû Tealâ’yı görmeyi dileyenler bilsinler ki, kalp aynaları tamir edilmeyecek, temizlenmeyecek şekilde kararmamıştır. Kim Allah'tan talep ederse Allah ona bir sebep halk eder.

Zikir, huşû oluşturan temel faktördür. Zikrin şeklî unsurlara galip geldiği noktada, huşû ağırlık kazanır. Huşû ağırlık kazandığı an, zikir sebebiyle kalp artık Allah'a dönük olmuştur. 

Zikir şekil ağırlıkta ise kalp henüz Allah'a dönmemiştir. 

Küfür ehlinde kalp şeytana bütünüyle dönüktür. 

Şükür ehlinde ise kalp Allah'a dönüktür. Şükür ehli ise zikir ehlidir. Çünkü hayrâ ulaşılması sebebiyle her olayın şükürle ve hamdle sonuçlandığı nokta daimî zikre ulaşıldığı ve nefsin kalbinin bu sebeple sonsuz nura ulaştığı noktadır.

Huşû sahibi olan kişi mürşidini hacet namazı kılarak Allah’tan ister (Bakara-45). Mürşidine ulaştıktan sonra nefsini 7 kademede tezkiye ederek ruhu Allah’a varır (Fatır-18). Velâyetin fenâ, beka, teslim, zühd kademelerini geçer. Ulûl’elbab olur. Artık daimî zikirdedir. Daimî zikir nefsin kalbini tamamen nurla doldurur ve kişinin kalbi 7 mertebe müzeyyen olur (Hucurat-7). Bu nokta işitme merkezindeki mührün açıldığı, görme merkezindeki perdenin kalktığı hikmet noktasıdır. Sonsuz zikir, kalbi mutmain kılan ve gönül (kalp) aynasının pasını gideren ve gözünün açılmasına sebebiyet veren, tek anahtardır. Gönül gözü (kalp gözü) hakkında Peygamber Efendimiz (S.A.V). “Yeryüzü de benim için toparlandı, doğusunu ve batısını gördüm” buyuruyor. Bu haller sadece peygamberlere mahsus değildir. 

Buradan da anlaşılacağı üzere bu ihsan her liyâkat sahibi için geçerlidir. Bu sebeple öncelikle Allahû Tealâ’nın ihsanına lâyık olmak gereklidir. Allah indindeki liyâkatımızı arttırmanın tek yolu “Rabbine Dön” temel emrine uyup bu yolda ilerlemek, kalbini Allah’ın güzellikleriyle doldurmaktır. Bu ise ancak zikirle mümkündür. Velâyet makamlarında, daha daimî zikre varmadan Allah o kişinin kalp gözünü kalp kulağını açabilir. Bu kişi arif olmuştur. Ancak aynel yakîn olamaz.

13/RA'D-28: Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu).
Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah'ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah'ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi? 

Peygamber Efendimiz (S.A.V) “Gözüm uyur, kalbim uyumaz”. Yani “Ben geceleri de Allah’ı zikrederim.” buyuruyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V)in mümeyyiz vasfı küllî zikirde oluşudur. 33/AHZÂB-21: Lekad kâne lekum fî resûlillâhi usvetun hasenetun limen kâne yercûllâhe vel yevmel âhıre ve zekerallâhe kesîrâ(kesîren). 
Andolsun ki, sizin için ve Allah'a ve ahiret gününe (Allah'a ulaşma gününe) ulaşmayı dileyen ve Allah'ı çok zikredenler için, Allah'ın Resûl'ünde güzel bir örnek vardır. 

Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e benzeme yönünde bir çalışmanın içerisine girerek Peygamber Efendimiz (S.A.V)'i örnek alan kişiden beklenen şey kalbini uyanık tutmasıdır. Allahû Tealâ'nın “Uyanık olunuz, agâh olunuz” emrine uymasıdır. Kalbini kirlerden paslardan arıtması, mutmain olması zikirle mümkün olduğu gibi, genellikle gönül gözü de zikir sırasında açılır. Bu liyâkate sahip olan kimselerde perdeler aralanır. 

Gösterim: 468